Anne, baba, size söylemem gereken bir şey var...Mum, dad, I've got something to tell you.
Siz hepiniz ne zaman akşam yemeği yiyorsunuz?What time do you all eat dinner?
Ne? Siz arkadaşları duyamıyorum.What? I can't hear you guys.
Burada sizi görmek isteyen bir adam var.There's a man here that wants to see you.
Onlar sizi arıyorlar.They're looking for you.
Size zor bir ders vereceğim!I will teach you a tough lesson!
Biz en az iki saat sizin evinizde kalacağız.We will stay in your house for at least two hours.
Bu sizin ilginizi çekebilir.This might interest you.
Hasta olduğunuzu bilseydim, sizi hastanede ziyaret ederdim.If I had known that you were sick, I would have visited you at the hospital.
Size yazmayı öğretebilirim.I can teach you how to write.
Size okumayı öğretebilirim.I can teach you how to read.
Ben erkeklerin nasıl büyüleneceğini size öğretebilirim.I can teach you how to bewitch men.
İnsanların nasıl kandırılacağını size öğretebilirim.I can teach you how to fool people.
Ben Tanrı'ya nasıl ibadet edileceğini size öğretebilirim.I can teach you how to worship God.
Bunun nasıl yapılacağını size öğretebilirim.I can teach you how to do this.
Size dilimi öğretebilirim.I can teach you my language.
Tatoeba çeviride size nasıl yardımcı olabilir?How can Tatoeba help you in translation?
Onun, sizin telefonlarınızla oynamasına izin vermeyin.Don't let him play with your phone.
Yeni projeye gelince, sizinle aynı fikirde değilim.As for the new project, I disagree with you.
Betty, sizin annenizi öldürdü.Betty killed your mother.
Bu sizin kalem mi?Is this your pencil?
Sizin dilinizde bu cümle nasıl söylenir?How to say this sentence in your language?
Sizi korumak için buradayız.We're here to protect you.
Size o konuda yardım edeyim.Let me help you with that.
Ben size inanmıyorum.I don't believe you.
Sizi göremiyorum.I can't see you.
Bizim kaderimiz sizin elinizde.Our fate is in your hands.
Hayatlarımız sizin elinizdedir.Our lives are in your hands.
Benim yaşamım sizin ellerinizde.My life is in your hands.
Biz borçlularımızı affettiğimiz için siz bizim borçlarımızı affedin.And forgive us our debts, as we forgive our debtors.
Siz benimle güvende olacaksınız.You will be safe with me.
Siz bizi seversiniz.You love us.
Siz bize yardım edersiniz.You help us.
Siz bize gerçeği söyleyin.You tell us the truth.
Siz avukat olmak istiyorsunuz.You want to be lawyers.
Onların davetini geri çevirmek sizin terbiyesizliğiniz.It is very impolite of you to decline their invitation.
İşçilerin sizi sevmesinin sebebi bu.That's why workers love you.
Siz oyunu Türkçeden Arapçaya çevirdiniz.You translated the play from Turkish into Arabic.
Siz hazırlıklı olmalısınız.You need to be prepared.
Üzgünüm ama sizinle akşam yemeği yiyemem.I'm sorry, but I can't eat dinner with you.
Sizin isteğiniz aşkta önemli değildir. Biz kimi sevdiğimizi seçmeyiz.Your will is unimportant in love. We don't choose who we love.
Neden siz ikiniz hep kavga ediyorsunuz?Why are you two always fighting?
Hiç kimse sizin kendi anılarınızı hatırlamayacak.No one will remember your own memories.
Herkesin sizi daha iyi duyabilmesi için yüksek sesle konuşun.Speak louder so that everyone can hear you better.
Sizi uyarmalıydım.I should've warned you.
Bunu size kimin söylediğini bilmek istiyorum.I want to know who told you that.
Size bir şey söylemek istiyorum.I want to show you something.
Size bir şey okuyayım.Let me read you something.
Size bir mesaj var.There is a message for you.
Siz beyler ne içiyorsunuz?What are you guys drinking?
Siz uzun süre evli değildiniz, değil mi?You weren't married for long, were you?
Sizi takip etmeye hazırım.I'm ready to follow you.
Siz benim annem değilsiniz.You aren't my mother.
Sizi öpmemin bir sakıncası var mı?Would you mind if I kissed you?
Sizi öpebilir miyim?Would you mind if I kissed you?
Size zarar vermeyeceğim.I'm not going to hurt you.
Bize, size nasıl yardım edebileceğimizi söyleyin.Tell us how we may help you.
Sizin şapka aptalca.Your hat is silly.
Tom'un sizi gözleriyle soyduğunu nasıl biliyorsun?How do you know that Tom is undressing you with his eyes?
Size başka bir dil karşılığında Çince öğretmek istiyorum.I'd like to teach you Chinese in exchange for your teaching me another language.