siyasi ile cümle
siyasi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
6
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Çoğunlukla anlamlı değişiklikler yapılırsa ben siyasi reformdan yanayım.In the main, I am in favor of political reform if meaningful changes are made.
Organizasyon herhangi bir siyasi partiyle bağlantılı değildir.The organization is not connected with any political parties.
Oyun, siyasi dünya üzerine bir taşlamadır.The play is a satire on the political world.
Oyun, siyasi dünya üzerine bir hicivdir.The play is a satire on the political world.
Diyet üyesi siyasi katkı üzerine bir tasarı getirdi, ama o geçmedi.The member of the Diet brought in a bill on political contribution, but it didn't pass.
Bir anlamda, böyle bir siyasi harekete bir devrim denilebilir.In a sense, such a political movement may be called a revolution.
Konuşmacı siyasi dünyadaki yozlaşmayı ima etti.The speaker hinted at corruption in the political world.
Mevcut siyasi durum çok istikrarlı değil.The current political situation is not very stable.
Onun siyasi bakış açısını onaylıyorum.I share his political perspective.
Siyası yolsuzluktantan bıkıp usandık.We are sick and tired of political corruption.
Siyasi farkındalık edinmek zaman alır.Developing political awareness takes time.
Siyasi mahkumlar daha iyi şartlar için açlık grevindeler.Political prisoners are on a hunger strike for better conditions.
Bir bütün olarak ulus, siyasi reformun lehinde.The nation as a whole is in favor of political reform.
Elçilik, yabancı mültecilere siyasi sığınmayı reddetti.The embassy denied political asylum to foreign refugees.
Siyasi reformlar yoksulların yaşam koşullarını iyileştirebilir.Political reforms may ameliorate the living conditions of the poor.
Onun siyasi skandalla alakalı olduğu söyleniyor.He is said to have something to do with the political scandal.
O, siyasi değil dini bir figürdü.He was not a political figure but a religious one.
Yeni bir siyasi parti kurdular.They formed a new political party.
Onlar yeni bir siyasi parti kurmaya çalışıyorlar.They are trying to organize a new political party.
Parti liderleri siyasi reform için bir öneriyi tartışıyorlar.Party leaders are hammering out a proposal for political reform.
Liderliğin değişmesi uluslararası siyasi ekonomi üzerinde büyük bir etkiye sahiptir.Changes of leadership have a great effect on the international political economy.
Atalarım siyasi sığınma bulmayı ümit etmişlerdi.My ancestors hoped to find political asylum.
Her yıl binlerce kişi siyasi sığınma için başvuruyor.Thousands of people apply for political asylum each year.
Onlar siyasi sığınma aldıktan sonra vatandaş oldu.They became citizens after receiving political asylum.
Seçimi kazanmak adayın siyasi partisi için büyük bir zaferdi.Winning the election was a great victory for the candidate's political party.
Onun çok sayıda siyasi düşmanları vardı.He had many political enemies.
İstek başkanlık kampanyasında sıcak bir siyasi sorun haline geldi.The request became a hot political issue in the presidential campaign.
Grant etkili bir siyasi lider değildi.Grant was not an effective political leader.
Lincoln eski siyasi rakibini karşıladı.Lincoln welcomed his old political opponent.
Birçok insan siyasi deneyimden yoksundu.Many lacked political experience.
Ben onların siyasi konumunu paylaşıyorum.I share their political position.
Zalim hükümetler sık sık siyasi rakiplerini hapsederler.Tyrannical governments frequently imprison their political opponents.
Acımasız hükümetler sık sık siyasi muhaliflerini cezaevine sokarlar.Tyrannical governments frequently put their political opponents in prison.
Siyasi sistemimiz feodal gelenekler tarafından şekillendirilmişti.Our political system was shaped by feudal traditions.
Tom'un siyasi bir gündemi yoktur.Tom doesn't have a political agenda.
Tom'un siyasi bir ajandası var.Tom has a political agenda.
Tom'un siyasi bir gündemi var.Tom has a political agenda.
Sovyetler Birliği'nde, belki de sadece resmi veya siyasi fikirler vardı.In the Soviet Union, there were maybe only official or political ideas.
Uyuşturucu savaşı, siyasi bir savaştır.The war on drugs is a political war.
Ditatörün devrilmesi siyasi manzarayı alt üst edecek.Dictator's fall will upend political landscape.
Tom'un ve benim farklı siyasi görüşlerimiz var.Tom and I have different political views.
Onun siyasi kariyeri sona erdi.Her political career has ended.
Televizyondaki tüm siyasi tartışmaları takip ederim.I follow all the political debates on TV.
Siyasi parti ilk anketlerde yüzde beş sınırını geçti.The political party crossed the margin of five percent in the first polls.
O, siyasi yelpazenin sol tarafına yönelir.He leans to the left side of the political spectrum.
"Almanya için Alternatif" Almanya'daki yeni bir siyasi partidir.The Alternative for Germany is a new political party in Germany.
Bu kural, siyasiler toplumun güvenini kazanana kadar süreceğe benziyor.This rule will obviously remain in place until the politicians win people's trust.
Siyasi sığınma istiyorum.I want political asylum.
Siyasi sığınma talep ediyorum.I'm requesting political asylum.
Siyasi sığınma talep ettim.I've requested political asylum.
Siyasi sığınmaya ihtiyacım var.I need political asylum.
Siyasi krizler başladığından berişimdi iki hafta oldu.It is now two weeks since the political crisis started.
O siyasi bir tutuklu olarak Güney Afrika'da altı yıl geçirdi.He spent six years as a political prisoner in South Africa.
Sohbet siyasileşti.The conversation turned to politics.
Bu şirket bir siyasi kukla.This corporation is a political puppet.
Tom bir siyasi partiye katıldı.Tom joined a political party.
Tom bir siyasi partiye girdi.Tom joined a political party.
Mülteci krizi Almanya'da siyasi manzarayı sarsabilir.The refugee crisis could shake up the political landscape in Germany.
Bebeklerin siyasi görüşleri olabileceğini bilmiyordum.I didn't know that babies could have political opinions.
Ülkedeki siyasi koşullar gittikçe kötüleşti.The political circumstances in the country got worse and worse.
İlgili Sayfalar