"Sağ üst köşedeki siyah noktalar, yarışmayı 74 kere kazanan Ken Jennings'i temsil ediyor.""The black dots in the upper right represent 74-time 'Jeopardy' champion Ken Jennings."
Bu ne inandıklarıydı, ve bu siyaz beyaza karşı olay değildi.It's what they believed, and it wasn't about black versus white:
"Tanrı beyaz adama saat, siyah adama zaman verdi.""God gave the white man a watch and gave the black man time."
Amerika'daysanız çoğu siyahlardır.If you're in the U.S., it's mostly the blacks.
Bronx'da iri yarı siyahi anneler... ...yanıma geldi ve "işte bu!" dedi.Big fat black mamas in the Bronx used to come and say, "Hey girl, that's it!"
Görebilmeniz için bu noktayı siyah yapıyorum. Burada tanımlı değil.Let me black that point out so you can see that it's not defined there.
Bu ilk kisi smokinli ve siyah kravatliydi.The first person was wearing a black tie, a tuxedo.
Siyah kagit uzerine toz sekerle bu cocuklari portrelerini yaptim.And by manipulating sugar over a black paper, I made portraits of them.
Sayın seyirciler siyaset dünyası başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın sözlerini tartışıyor.Dear viewers, the world of politics is discussing the words of Prime Minister Recep Tayyip Erdogan.
Siyah giyinmiş 70 oyuncu ayarladık.We had 70 actors dress in black.
Sarı ya da siyah renkli tişörtler giyiyorlar.They're wearing either a yellow shirt or a black shirt.
Siyah giyimli bir polisi görüyorsunuz, gizli kamerayla çekildi.That's a cop wearing black right there, being filmed with a hidden camera.
Kırmızı ve siyah şekiller tamamen farklı gözüküyorThe red shape and the black shape look completely different
Hiçbir zaman ne yoksul adam gördüm, ne de siyah.I never saw any poor man, any black.
O siyah topluluk için tek rol modeli; Jesse Jackson'ı umursamam.He is the only model for black community; I don't care Jesse Jackson.
İsterdim siyah insanlarla yaşayabilmeyi.I wish that I could live together with black people.
Işık tayfının içinde yer alan siyah noktaların sayısına bakın.But look at the number of black lines in that spectrum.
Bu siyah noktalar bilinmeyen bir elementi gösteriyordu. Bu yüzden adına Helyum denildi.And that's why helium's called helium.
♫ Siyah adamlar Aspen'e gider ♫ ♫ ve renkli dağ evlerini kiralarlar ♫♫ Black men go to Aspen ♫ ♫ and rent colorful chalets. ♫
O sırada, İtalya'da cezaevlerindeki siyasi mahkumların haklarını araştırıyordu.At the time he was looking after the rights of political prisoners in Italian jails.
Bildiğiniz gibi, birçok Yemenli kadının resmi siyah rengini ve peçeli kadınları barındırıyor.As you know, the image of a lot of Yemeni women is a lot of black and covered, veiled women.
Daha önce hiç siyah su görmemiştim.I had never seen black water before.
Sonra da tek tek bu dikenleri siyah bir mürekkeple çember içine alırdı.Then one by one, she would encircle these thorns with dark ink.
Uzun siyah bir peruk takmış ve rimelleri akmış bir transseksüelin yanında oturuyordu.He was sitting next to a transvestite with a long black wig and mascara running down her cheeks.
Bu durum, ABD'deki siyahların durumuyla aynı.This was the same in the case of black people in the USA.
Irkçılığa karşı savaşanlar da hep siyahlardı...They were always black people who fought against racism.
Uzun, kıvırcık, siyah saçları ve kot ceketi vardı.She had long, curly black hair, a blue jean jacket.
Hangi noktada üniforma beyazdan siyaha döndü?And at what point did that uniform turn from white to black?
Lansing küçük bir şehirdi ve siyahiler şehrin batı tarafında yaşamaktalardı.Lansing was a small town and the west side was the side of town that blacks lived on.
İki siyahi adamın, beyaz kadınlarla olması, mahkeme salonunda sorun çıkarmıştı.The fact that two black men were with white women became an issue in the court.
1950'lerin ilk yıllarında, İslam Ulusu siyahi topluluklar içinde pek bilinmiyordu.In the early 1950s, the Nation of Islam was unknown in most black communities.
İlk insanlar siyahi insanlardır.The original man is the ??? black man.
28. mıntıka, siyahilere karşı ön yargılı olmasıyla meşhurdu.28th Precinct was notorious for their prejudice.
Amerika'nın her yerindeki polis kuvvetleri, Siyahi Müslüman'ları cezaevine sokmaya kararlıydı.In cities across America, police agencies were determined to contain the Black Muslims.
Biz, Amerika'daki siyahi insanlar olduğumuz için saldırıya uğradık. [alkışlar]We're brutalized because we are black people in America."
Çünkü beyaz adamların, siyahi insanları vurması fikri hoşunuza gitmiyordu, değil mi?'Cause you don't like the idea of white people shooting black people down, do you?
Siyahilerin birleşmiş cephesini desteklemek için,In his effort to support a black united front,
Evim, Elijah Mohammad'in emirleri altındaki Siyahi Müslüman hareketi tarafından bombalandı.It was bombed by the Black Muslim movement upon the orders of Elijah Muhammad.
Çünkü o siyahi insanları sevmiyor.He doesn't love black people.
O an, siyahi olduğum için gurur duymuştum.And I was proud, at that moment, to be black.
Bir siyasetçi için çok zor, çünkü birçok insan hayatının boşuna kaybedildiğinden korkarsınız.It's very difficult for a politician, because you're afraid that many lives have been lost in vain.
Libya'daki sorun bizim her zaman siyah ve beyaz için yükleniyor olmamız.The problem in Libya is that we are always pushing for the black or white.
Kapatıcıların amacı siyah noktaların, lekelerin ve kızarıklıkların görünülürlüğünü azaltmaktırKapatıcıların amacı siyah noktaların, lekelerin ve kızarıklıkların görünülürlüğünü azaltmaktır
Ve siyah göz kaleminizle...Ve siyah göz kaleminizle...
Buradaki karanlık siyah şeyler normal akciğer.A normal lung is all sort of dark and black here.
Babam, Cornwall'dan bir beyaz ve annem Zimbabveli bir siyah.My dad is white from Cornwall, and my mom is black from Zimbabwe.
Rahibeler tarafından işletilen, tümüyle beyaz bir katolik okulundaki siyah ateist çocuktum.I was the black atheist kid in the all-white Catholic school run by nuns.
"Neden sadece siyah kullanıyorsun?""Why are you using only black?"
Gerçekten de, defterimi hevesle siyaha boyuyordum.Indeed, I was eagerly coloring the sketchbook in black.
Burada iki farklı profil var, siyah veya beyaz bir vazo ortada.So, it's two profiles in black, or a white vase in the middle.
Burada "figure" yazısı siyah..So, here we have "figure" in black.
Şİmdi, eğer siyah vazoyu kaldırırsanız tepedeki şekil gibi gözükür.Now, if you could pick up the black vase, it would look like the figure on top.
Siyah bir şekle benziyor.Looks like a black shape.
Fakat en zor siyasi alanlarda bile yeniliklerimiz var.But even on the hard policy area we have innovations.
Ötesinde, bir siyah Angel ve yüz siyah yüzler peer to satırları yuvarlak döndüA hundred black faces turned round in their rows to peer; and beyond, a black Angel of
True yeterli bu pasaj aklıma geldi, ben, düşünce eski siyah-mektup, sen iyi reasonest.True enough, thought I, as this passage occurred to my mind--old black-letter, thou reasonest well.
Hiçbir küllerinden kapsayan bu kenarlı siyah mermerler ne acı boşlukları!What bitter blanks in those black-bordered marbles which cover no ashes!
Yakışıklı, uzun boylu, siyah saçlı ...Handsome, tall, black hair ...
Güzel, düz kıçımı senin siyah iççamaşırlarının içinde düşünmemek niye?Why not think about my beautiful, flat ass in your black underwear?
Siyaset biliminde derece sahibi, iş hayatında başarılılar, girişimciler.They have degrees in political science, degrees in business -- they're entrepreneurs.