siya siya ile cümle

siya siya kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
6
ORT. KELİME
Yazı Tahtaları her zaman siyah değildir.Blackboards are not always black.
Mevcut siyasi durum çok istikrarlı değil.The current political situation is not very stable.
Ayrılacak son kişi soluk yüzlü,düz siyah saçlı, uzun bir adamdı.The last to leave was a tall man, with a pale face and smooth, black hair.
Çoğunlukla Japon siyasetinden bahsettikWe often talked about Japanese politics.
Bir siyah ve bir beyaz köpeğim var.I have a black and a white dog.
Siyaseti dinden ayırmalıyız.We must separate politics from religion.
Siyasal etkinlikte bulunmak için zamanım yok.I have no time to engage in political activity.
Ülkemin siyasetini anlamaya çalışıyorum.I am trying to understand the politics of my country.
Eve doğru koşan siyah bir kedi gördüm.I saw a black cat run into the house.
Onun siyasi bakış açısını onaylıyorum.I share his political perspective.
Benim bir kedim ve bir köpeğim var. Kedi siyah ve köpek beyazdır.I have a cat and a dog. The cat is black and the dog is white.
Onu siyah severim.I like it black.
Bir siyah ve bir beyaz ceketim var.I have a black and a white coat.
Bir siyah ve beyaz köpeğim var.I have a black and white dog.
Büyük bir siyah köpeğim var.I have a big black dog.
Ben kahverengi ayakkabıları istiyorum, siyah olanları değil.I want brown shoes, not black ones.
Konuyu değiştirmeye çalıştım, ancak siyasetten söz etmeye devam ettiler.I tried to change the subject, but they went on talking about politics.
Din ve siyasetle ilgili tartışmadan kaçınsan iyi olur.You'd better avoid discussion of religion and politics.
O neredeyse ayak bileklerine kadar uzanan uzun bir siyah ceket giyiyordu.He was wearing a long black coat that reached almost to his ankles.
Birçok siyasetçi komite üzerine güçlü bir baskı uygulamıştır.Several politicians exerted strong pressure on the committee.
Siyaset tartışmamızı öneriyorum.I suggest we discuss politics.
Siyasete ilgim tamamen akademik.My interest in politics is strictly academic.
Siyası yolsuzluktantan bıkıp usandık.We are sick and tired of political corruption.
Siyasi farkındalık edinmek zaman alır.Developing political awareness takes time.
Siyasi mahkumlar daha iyi şartlar için açlık grevindeler.Political prisoners are on a hunger strike for better conditions.
Kömür her zaman siyah değildir.Coal is not always black.
Bir bütün olarak ulus, siyasi reformun lehinde.The nation as a whole is in favor of political reform.
Bir cenaze töreni için siyah giymek gelenekseldir.It is traditional to wear black to a funeral.
Elçilik, yabancı mültecilere siyasi sığınmayı reddetti.The embassy denied political asylum to foreign refugees.
Çin ve Tibet dağlarında yaşayan siyah ve beyaz renkli ayılara "panda" denir.The black and white bears living in the mountains in China and Tibet are called 'pandas'.
Ada ay ışığında siyah görünüyordu.The island showed black in the moonlight.
Siyah tavuklar beyaz yumurtalar yumurtlar.Black hens lay white eggs.
Japonya'da bir sürü insan siyasete kayıtsız.Lots of people in Japan are indifferent to politics.
Bizim siyah beyaz bir köpeğimiz var.We have a black and white dog.
Siyah ceketi karanlığa karıştı.His black coat blended into the darkness.
Bir siyasetçi olarak onun günleri sayılı.His days as a politician are numbered.
Biri siyah, diğeri beyaz iki kedi besler.He keeps two cats: one is black, and the other white.
Siyasi reformlar yoksulların yaşam koşullarını iyileştirebilir.Political reforms may ameliorate the living conditions of the poor.
O, siyah ceketi giydi.He put on the black coat.
O her zaman siyah gözlük takar.He always wears dark glasses.
Onun siyasi skandalla alakalı olduğu söyleniyor.He is said to have something to do with the political scandal.
O, genişleyen bir rüşvet skandalıyla ithaf edilen ilk ulusal siyasetçi.He is the first national politician to be named in a widening corruption scandal.
Siyah giyindiği için rahibe benziyordu.Since he was dressed in black, he looked like a priest.
O, siyah giymişti.He was dressed in black.
Onun siyahi insanlara tepeden bakma alışkanlığı vardı.He has a habit of looking down on coloured people.
Dün bir çift siyah ayakkabı aldı.He bought a pair of black shoes yesterday.
Kendisini siyasetten uzaklaştırdı.He distanced himself from politics.
O, siyaset hakkında bir şey bilmiyor.He knows nothing about politics.
Siyaset onun ilgisini çekmedi.Politics didn't interest him.
O, siyasete ilgisiz.He is indifferent to politics.
O, siyasi değil dini bir figürdü.He was not a political figure but a religious one.
O büyük bir siyasetçi ve dahası iyi bir bilgin.He is a great politician, and, what is more, a good scholar.
Onlar bir siyah ve bir beyaz köpeği beslediler.They fed a black and a white dog.
Yeni bir siyasi parti kurdular.They formed a new political party.
Onlar yeni bir siyasi parti kurmaya çalışıyorlar.They are trying to organize a new political party.
Siyasetle alakaları yoktur.They are indifferent to politics.
O her zaman siyah giyinir.She is always dressed in black.
Yıllardır saçını siyaha boyuyor.She has been dyeing her hair black for years.
O tümüyle siyah giyindi.She was dressed all in black.
Onun küçük siyah bir köpeği var.She has a small black dog.

İlgili Sayfalar