Şirketin var.You've got company.
O büyük bir sigorta şirketinin temsilcisidir.He's an agent for a big insurance company.
Şirketin milyonlarca dolarlık bir sermayesi var.The company has a capital of a million dollars.
Şirket konuyu görüşmek için birkaç temsilci gönderdi.The company has sent several representatives to discuss the matter.
O bir New York şirketinin sigorta acentesidir.He is an insurance agent for a New York company.
Senin şirketin zaten beni ziyaret etti.Your agent has already called on me.
Kötü şirketten kaçının.Avoid bad company.
Arkadaşım Güney Amerikan şirketleriyle iş yapmak istiyor.My friend wants to do business with South American firms.
Şirket başarısız oldu.The company's failed.
Tom'un şirketi plastik ticareti yapıyor.Tom's company deals in plastic.
Tom'un şirketi plastikle ilgileniyor.Tom's company deals in plastic.
Şirketin olduğunu fark etmedim.I didn't realize you had company.
Bu şirketi kurdum.I built this company.
O yaklaşım, şirket kültürünün parçasıdır.That attitude is part of the company's culture.
Denizaşırı bir petrol şirketi için uçmak istiyorum.I'd like to fly for an offshore oil company.
Bu şirket güvensiz ürünleri sattı.This company sold unsafe products.
Ben şirketi kullanabilirim sanırım.I guess I could use the company.
Bu şirkette bu kadar uzun çalışmayı istememiştim.I hadn't intended to work at this company this long.
Şirket bu yıl beklenmedik kâr gördü.The corporation saw windfall profits this year.
Bu şirket için çalışmayı seviyorum.I like working for this company.
Küçük bir şirkete ihtiyacım var.I need a little company.
Tom bir bilgisayar şirketi için çalışıyor.Tom works for a computer company.
Şirket borç altında.The company is in debt.
Bir güvenlik şirketi için çalıştığını bilmiyordum.I didn't know that you worked for a security company.
Neden bu şirketi seçtin?Why did you choose this company?
Ortağımın yasal haklarını satın aldım ve artık şirket benim.I bought out my partner and now the company is mine.
Şirket, kusurlu ürünleri geri çağırdı.The company recalled the defective products.
Onlar sonu gelmiş şirketten, batan gemiyi terk eden fareler gibi kaçtılar.They fled the doomed company like rats deserting a sinking ship.
Hangi şirketi temsil ediyorsun?What company do you represent?
Korkarım çok iyi bir şirket olmayacağım.I'm afraid I wouldn't be very good company.
Maalesef ben çok iyi bir şirket değilim.I'm afraid I'm not very good company.
Tom Mary ile sirke gitti.Tom went to the circus with Mary.
Tom telefon şirketi için çalışır.Tom works for the phone company.
Tom hiç bir sirke gitmedi.Tom has never been to a circus.
Tom bir petrol şirketi için çalışıyor.Tom works for an oil company.
Şirketin hangi bölümünde çalışıyorsun?What division of the company do you work in?
Arkadaşlarım Güney Amerikan şirketleriyle iş yapmak istiyor.My friends want to do business with South American firms.
O büyük bir Alman şirketinin başkanıdır.He's the president of a large German company.
Samsung bir Kore şirketidir.Samsung is a Korean company.
Apple bir Amerikan şirketidir.Apple is an American company.
Şirket projeyi iptal etti.The company canceled the project.
Tom ve ben aynı şirkette çalışıyoruz.Tom and I work at the same company.
Tom artık şirket ile birlikte değil.Tom is no longer with the company.
Tom şirketimize geri döndü.Tom has rejoined our company.
Her şey şirketten.Everything is on the house.
Şirket için teşekkürler.Thanks for the company.
Bu küresel şirket genel olarak kabul görmüş muhasebe ilkelerini izliyor.This global company follows generally accepted accounting principles.
O büyük bir şirket için çalışır.He works for a large corporation.
Sirke almamız gerekiyor.We need to buy vinegar.
Yöneticilerden bazısı onun şirketin başkanı olmasından yakındı.Some of the managers complained about him becoming the president of the company.
Onun şirketin başkanı olmasından yakınan bazı yöneticiler vardı.There were some managers who complained about him becoming the president of the company.
Bu, insanlardan yararlanan kötü bir şirkettir.This is an evil company that takes advantage of people.
Bu şirket özel bilgilerinizi üçüncü şahıslara satarak para kazanır.This company makes money by selling your private information to third-parties.
Onun maaşı düşük olsa bile, o, o şirket için çok çalışır.Even though her salary is low, she works hard for that company.
Bugün şirketten bir e-posta almayı bekliyorum.I expect to receive an email from the company today.
Tom aile şirketini miras olarak aldı.Tom inherited the family business.
Tom aile şirketini devraldı.Tom took over the family business.
Bana sirke ve yağ getirin lütfen.Bring me vinegar and oil, please.
Şirketimiz istikrarlı ücretler için karar verdi.Our company decided for consistent fees.
Onların şirketlerini ben işletmiyorum.I don't manage their company.