Besinlerin arasında sinerji olduğunu gösteriyor.This means there's food synergy.
Flavonoidler ve saponinlerin sinerjik etkisi size inanılmaz yararlar sağlar:The synergistic effect of flavonoids and saponins provides you tremendous benefits as follows
Ve aynı toplulukta bir iş sinerjisi.And in the same community, this is business synergy.
Bu, tüm katılımcılara sinerji sağlayan bütünleştirici bir araç," dedi."It is an integrating tool which guarantees synergy for all participants."
Sinerjik etkilerSynergistic effects
Sinerjizme örnek olarak QT aralığını arttıran iki ilaç verilebilir.An example of synergism is two drugs that both prolong the QT interval.
Bunlar, patojenlerin neden olduğu enfeksiyona karşı sinerjistik olarak hareket eder.These act synergistically against infection by pathogens.
Uyum ve azaltım arasında sinerjiler ve ödünleşimler vardır.There are synergies and trade-offs between adaptation and mitigation.
Alkol ve tütünün birlikte kullanımının sinerjik bir etkisi olduğu görülmektedir.When present in combination, the usages of alcohol and tobacco appear to have a synergistic effect.
İş Bankası sinerjisinden güç alır.Il devient fondé de pouvoir de la banque familiale.
Asbest maruziyeti ve tütün kullanımı sinerjist etki göstererek akciğer kanseri gelişme riskini artırır.Azbest i palenie papierosów działają synergistycznie w wywoływaniu raka płuca.
Bütün parçaların toplamından daha büyük bir etki yaratır (Sinerji).Здебільшого група виникає як множина всіх перетворень (симетрій) деякої структури.
Asbest maruziyeti ve tütün kullanımı sinerjist etki göstererek akciğer kanseri gelişme riskini artırır.Tabagismul și azbestul au un efect sinergetic asupra formării cancerului pulmonar.
Çinko sinerjisiSinergismul cu zinc-ul
Tetrasiklinler de bazen sinerjistik çalıştıkları streptomisinle beraber verilebilir.Azonban az instabil betegek néha szinkronizált kardioverziót igényelnek.
Çinko sinerjisiSinkin Synergia
Çinko sinerjisiΣυνεργία ψευδαργύρου
Bazen de sinerji negatif yönde işler.Det kan undertiden være praktisk at arbejde med negative vinkler.
Çinko sinerjisi亜鉛の相乗効果
Asbest maruziyeti ve tütün kullanımı sinerjist etki göstererek akciğer kanseri gelişme riskini artırır.Pušenje i azbest imaju sinergistički učinak na razvoj raka pluća.
Çinko sinerjisiSynergizmus so zinkom
Asbest maruziyeti ve tütün kullanımı sinerjist etki göstererek akciğer kanseri gelişme riskini artırır.Kajenje tobaka in azbest imata sinergijski učinek na nastanek pljučnega raka.
Böylece bu ikisi sinerji etki yaparak, sine-biyotik olarak adlandırılmıştır.To povzroči, da se medsebojno privlačita in nastane bipolaron.
Çinko sinerjisiՑինկի սիներգիա [խմբագրել]
Çinko sinerjisiCinko sinergija
Çinko sinerjisiCinka sinerģisms
Aralarında bir sinerji var ve bu bütünü parçaların toplamından çok daha büyük yapıyor.De onderlinge reacties maken dat het gezamenlijk effect groter is dan de som van de delen.
Aralarında bir sinerji var ve bu bütünü parçaların toplamından çok daha büyük yapıyor.Die Synergien dazwischen machen das Ganze so unheimlich viel größer als die Summe seiner Einzelteile.
Aralarında bir sinerji var ve bu bütünü parçaların toplamından çok daha büyük yapıyor.그들 사이의 시너지 효과는 부분의 합보다 훨씬 더 큰 전체를 만들어냅니다.
Aralarında bir sinerji var ve bu bütünü parçaların toplamından çok daha büyük yapıyor.Làm cho toàn bộ tuyệt vời hơn Tổng từng phần lại.
Aralarında bir sinerji var ve bu bütünü parçaların toplamından çok daha büyük yapıyor.La sinergía entre ellas que hace que sea más grande que si la sumáramos.
Aralarında bir sinerji var ve bu bütünü parçaların toplamından çok daha büyük yapıyor.Le sinergie tra di essi che rendono il tutto molto più grave della somma delle parti.
Aralarında bir sinerji var ve bu bütünü parçaların toplamından çok daha büyük yapıyor.Les synergies parmi elles qui rendent le tout plus grand que la somme des parties.
Aralarında bir sinerji var ve bu bütünü parçaların toplamından çok daha büyük yapıyor.Sinergia din rândul lor care face întregul mult mai dramatic decât suma părților.
Aralarında bir sinerji var ve bu bütünü parçaların toplamından çok daha büyük yapıyor.Yhteisvaikutukset tekevät kokonaisuudesta huikeasti suuremman kuin osiensa summa.
Aralarında bir sinerji var ve bu bütünü parçaların toplamından çok daha büyük yapıyor.Взаимодействие факторов делает результат большим, чем сумма слагаемых частей.
Aralarında bir sinerji var ve bu bütünü parçaların toplamından çok daha büyük yapıyor.Синергиите между тях, които правят цялото далеч по-огромно от сумата от частите.
Aralarında bir sinerji var ve bu bütünü parçaların toplamından çok daha büyük yapıyor.הסינרגיה ביניהם, שהופכת את השלם לגדול בהרבה מסכום חלקיו.
Aralarında bir sinerji var ve bu bütünü parçaların toplamından çok daha büyük yapıyor.التعاون الذي بينهم يصنع كل الاتساع الكبير اكثر من مجموع الاجزاء
Aralarında bir sinerji var ve bu bütünü parçaların toplamından çok daha büyük yapıyor.その影響がより大きくなり それぞれを足したものよりも大きいのです 直面する大きな科学的な課題
Ar-Ge, Yenilikçilik, BİT altyapısı, uluslararası ve bölgelerarası sinerji ve ortaklık ve FMHB+R, innowacje, infrastruktura ICT, synergie i partnerstwa międzynarodowe i międzyregionalne oraz PWI
Ar-Ge, Yenilikçilik, BİT altyapısı, uluslararası ve bölgelerarası sinerji ve ortaklık ve FMHIl attribue ensuite un indice de compétitivité à chaque région par application d'un coefficient spécifique.
Ar-Ge, Yenilikçilik, BİT altyapısı, uluslararası ve bölgelerarası sinerji ve ortaklık ve FMHO & O, Innovatie, ICT-infrastructuur, internationale en interregionale synergie en partnerschap en IPR
Ar-Ge, Yenilikçilik, BİT altyapısı, uluslararası ve bölgelerarası sinerji ve ortaklık ve FMHΕ & Α, καινοτοία, υpiοδοέ ΤΠΕ, διεθνή και διαpiεριφερειακή συνέργεια και εταιρική σχέση και ΠΙ
Ar-Ge, Yenilikçilik, BİT altyapısı, uluslararası ve bölgelerarası sinerji ve ortaklık ve FMHНа всеки регион се присвоява индекс на конкурентноспособност, като за всеки се прилага коефициент.
Bahsettiğim sinerjiler öncelikle bu iki teknolojinin sıcak, güneşli çöllerde çok iyi çalışmasıdır.És az együttműködések, amikről beszélek: először is mindkét technológia jól működik forró, napos sivatagokban.
Bahsettiğim sinerjiler öncelikle bu iki teknolojinin sıcak, güneşli çöllerde çok iyi çalışmasıdır.그리고 제가 말하는 것은 일종의 시너지로 먼저 이 기술들이 뜨겁고 태양이 내리쬐는 사막에서 작동한다는 것입니다.
Bahsettiğim sinerjiler öncelikle bu iki teknolojinin sıcak, güneşli çöllerde çok iyi çalışmasıdır.O tipo de energias a que me refiro funcionam muito bem em desertos quentes e cheios de sol.
Bahsettiğim sinerjiler öncelikle bu iki teknolojinin sıcak, güneşli çöllerde çok iyi çalışmasıdır.והסוג של הסינרגיה שאני מדבר עליו היא , קודם כל, ששתי הטכנולוגיות האלה יעבדו טוב במדבריות חמות שטופות שמש.
Bahsettiğim sinerjiler öncelikle bu iki teknolojinin sıcak, güneşli çöllerde çok iyi çalışmasıdır.まず これらの技術は暑い太陽の照りつける砂漠で効果を挙げます CSPは脱塩水を必要とします
Besinlerin arasında sinerji olduğunu gösteriyor.Aceasta înseamna că există sinergie alimentară.
Besinlerin arasında sinerji olduğunu gösteriyor.Cela siginifie qu'il y a synergie des aliments.
Besinlerin arasında sinerji olduğunu gösteriyor.Das bedeuted es gibt Nahrungsmittel-Synergien.
Besinlerin arasında sinerji olduğunu gösteriyor.Điều đó có nghĩa là có sự cộng hưởng trong thực phẩm.
Besinlerin arasında sinerji olduğunu gösteriyor.Er is dus een voedingssynergie.
Besinlerin arasında sinerji olduğunu gösteriyor.Esto significa que hay una sinergia de alimentos.
Besinlerin arasında sinerji olduğunu gösteriyor.Ez azt jelenti, hogy az ételek együttműködnek.
Besinlerin arasında sinerji olduğunu gösteriyor.Hal ini menunjukkan ada sinergi makanan.
Besinlerin arasında sinerji olduğunu gösteriyor.Isto significa que há uma sinergia na comida.
Besinlerin arasında sinerji olduğunu gösteriyor.이것은 음식동반상승효과를 의미합니다.