Ana içeriğe geç
Sözlük

sindirme ile cümle

sindirme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Şarap yiyeceği sindirmeye yardımcı olur.Wine helps digest food.
Onlar bizi sindirmeye çalışıyorlar sanırım.I think they're trying to intimidate us.
Yaşlı adam bir düzine büyük krep sindirmeye çalışırken öldü.The old man died while trying to digest a dozen large pancakes.
Arthrobacter nitroguajacolicus 4-nitroguayiyakol isimli maddeyi sindirme yeteneğine sahiptir.Arthrobacter nitroguajacolicus has the ability to degrade 4-nitroguaiacol.
Ayrıca Temiz Amil Yangın Sindirme de denilir.It also is not recommended to place the clay pot over an open fire.
Farklı tüketiciler beslenmelerinde farklı metabolik sindirme verimliliğine sahiptir.Different consumers are going to have different metabolic assimilation efficiencies in their diets.
Konuyu sindirmemiz için iyi bir zaman.And this is a really good time to kind of let it all sink in.
Bir yaşam biçimi ve zihne sindirme durumu.It is a state of mind. It is an activity.
Bu bana yiyecekleri sindirmek yardımcı olur.It helps me digest food.
Bunu iç,Bu erik suyu.Güzelce sindirmelisin.Drink this. It's plum juice. You'll digest nicely.
Bu tahıllara sindirmekte zorluk yaşıyorlardı, ama tabii ki, bu üretici için bir problem değildi.They have trouble digesting those grains, of course, but that wasn't a problem for producers.
Porno'dan bahsetmiyorum, bayağı sindirmekten bahsediyorum.And I'm not talking about pornography, I'm talking about digesting them.
Biz, mucizeleri yalnız korkutup sindirmek için göndeririz.And We do not send the signs, except to frighten.
ICTY eski Kosova kabine bakanını tanık sindirmekten suçlu bulduICTY convicts former Kosovo cabinet minister of attempted witness intimidation
Guldiman "Tanık sindirme olayları düzenli olarak kayıtlara geçmektedir." dedi."Incidents of witness intimidation are recorded regularly," Guldiman said.
Laikler, Ergenekon davasının AKP karşıtlarını sindirmeye alet edildiğini savunuyorlar.They argue the Ergenekon case has turned into a tool for intimidating AKP opponents.
Eleştirenler, tutuklama dalgasını muhalefeti sindirme amaçlı bir çaba olarak nitelendiriyorlar.Critics call the wave of arrests an effort to intimidate the opposition.
Son 15 aydır, savcılar tanık sindirmeyla ilgili başka şikayetlerde de bulundular.During the past 15 months, prosecutors have filed other complaints regarding witness intimidation.
Haradinay'ın yeniden yargılandığı davada, tanık sindirme soruları gündeme getirildiWitness intimidation questions raised in Haradinaj retrial
Ancak "gerginlik ve sindirme olayları yaşanmaya devam etti.However, "cases of tensions and intimidation remained evident ...
Mikrobiyal sindirmeMicrobial degradation
Çok tüylü sıçanları bile 4 ila 7 °C derece vücut sıcaklığıyla 3 günde sindirmektedir.Digestion of fuzzy rats in vipers kept at 4–7 °C (39-45 °F) lasted only 3 days.
Bu miting muhafazakar unsurları sindirmek için tasarlandı.This was intended to intimidate conservative elements.
Taktikleri, sindirme ve zorlamayı içermekteydi.Their tactics include intimidation and force.
Tayland'ın kuzeyinde Black Ivory kahvesi yapmak için kahve tanelerini sindirmeleri için kullanılırlar.Le nord du pays est reconnu pour le Black Ivory coffee (en).
Bununla birlikte taze bezelyeyi sindirmek daha kolaydır.È consigliabile inoltre sostituire la merenda pomeridiana con della frutta fresca.
Tayland'ın kuzeyinde Black Ivory kahvesi yapmak için kahve tanelerini sindirmeleri için kullanılırlar.На севере Таиланда производится кофе сорта «Black ivory».
Bu süreçte hücrenin proteazları da çözeltiye karışıp ve diğer proteinleri sindirmeye başlayabilirler.В результате клетка начинает синтезировать другие белки и изменяет своё поведение.
Bununla birlikte taze bezelyeyi sindirmek daha kolaydır.På så vis är det lättare att få tag på fräscha disketter.
Yaprak üzerindeki avın kaçmak için çırpınma hareketi, bitkinin avını daha kolay sindirmesine yardımcı olur.Миття собаки на піку линяння допоможе легше позбутися випалої шерсті.
Bazı babilerin, başarısızlıkla sonuçlanan suikasttan sonra sindirme harekâtı başlattı.Hned po příjezdu se stala terčem neúspěšného atentátu.
Bu akıma karşı başlattığı sindirme harekatı ülke içinde pek çok kişinin ölümüyle sonuçlandı.Această operațiune, care a fost inițiată tot de CIA, a avut ca rezultat un număr incalculabil de morți.
Tayland'ın kuzeyinde Black Ivory kahvesi yapmak için kahve tanelerini sindirmeleri için kullanılırlar.Di Thailand utara, gajah digunakan untuk menelan biji kopi agar dapat menghasilkan kopi Black Ivory.
Bununla birlikte taze bezelyeyi sindirmek daha kolaydır.Tốt nhất là ăn trái cây tươi.
Tayland'ın kuzeyinde Black Ivory kahvesi yapmak için kahve tanelerini sindirmeleri için kullanılırlar.該國北部是黑象牙咖啡(Black Ivory coffee)出產地。
Birçok kez kaderin apaçık sillesini sindirmek zorunda kalmıştır.פעמים רבות הבחירה הייתה בהטלת גורל.
Hükümet, bu ayrılıkçıları sindirmek için hapsetti veya sürgüne gönderdi.הממשלה גירשה או הסגירה את המנהיגים של המרד.
Amaç rakibini aşağılamak, komik duruma düşürmek veya sindirmektir.To doseže avtor z obladovanjem smešnosti ali komike.
Bununla birlikte taze bezelyeyi sindirmek daha kolaydır.Siiski ei ole inimesel lihtne värsket ristikut seedida.
Bir yaşam biçimi ve zihne sindirme durumu.A demokrácia egy lelkiállapot, egy tevékenység.
Bir yaşam biçimi ve zihne sindirme durumu.C'est un état d'esprit. C'est une activité.
Bir yaşam biçimi ve zihne sindirme durumu.Demokrasi adalah keadaan pikiran, kegiatan.
Bir yaşam biçimi ve zihne sindirme durumu.E o stare a minții. E o activitate.
Bir yaşam biçimi ve zihne sindirme durumu.Es un estado mental. Es una actividad.
Bir yaşam biçimi ve zihne sindirme durumu.É uma mentalidade. É uma atividade.
Bir yaşam biçimi ve zihne sindirme durumu.Het is een geestesgesteldheid. Het is een activiteit.
Bir yaşam biçimi ve zihne sindirme durumu.민주주의는 마음의 상태입니다. 실천입니다.
Bir yaşam biçimi ve zihne sindirme durumu.Sie ist ein Bewusstseinszustand. Sie ist eine Tätigkeit.
Bir yaşam biçimi ve zihne sindirme durumu.Si tratta di una condizione mentale. E' un'attività.
Bir yaşam biçimi ve zihne sindirme durumu.To je stav mysli. Je to činnost.
Bir yaşam biçimi ve zihne sindirme durumu.To stan umysłu. To działanie.
Bir yaşam biçimi ve zihne sindirme durumu.Είναι τρόπος σκέψης. Είναι μια δραστηριότητα.
Bir yaşam biçimi ve zihne sindirme durumu.Тя е състояние на ума. Тя е дейност.
Bir yaşam biçimi ve zihne sindirme durumu.Це - душевний стан. Це - діяльність.
Bir yaşam biçimi ve zihne sindirme durumu.Это менталитет. Это деятельность.
Bir yaşam biçimi ve zihne sindirme durumu.זהו הלך-רוח. זאת פעילות.
Bir yaşam biçimi ve zihne sindirme durumu.الديقراطية هي وعي فكري. هي نشاط
Bir yaşam biçimi ve zihne sindirme durumu.そのひとつは「誠実さ」です
Bu bana yiyecekleri sindirmek yardımcı olur.Die helpen me mijn voedsel te verteren.
Bu bana yiyecekleri sindirmek yardımcı olur.Вони допомагають мені перетравлювати їжу.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod