Bunu sineye çekmeyeceğim.I won't stand for this.
Bu pek içime sinmiyor.It just doesn't feel right.
Tom'un siniri yok.Tom doesn't have the nerve.
Sahneye çıkmadan önce her zaman sinirlenirim.I always get nervous before I go on stage.
Tom'a sinirli olup olmadığını sordum.I asked Tom if he was nervous.
Korkuyla sindim.I cringed.
Seni sinirlendirmek istemedim.I didn't mean to make you nervous.
Kedi masum kuş üzerine sinsice yaklaştı.The cat sneaked up on the unsuspecting bird.
O, gözle görülür bir şekilde sinirliydi.He was visibly nervous.
Sanırım biraz sinirliyim.I guess I'm a little nervous.
Sincap fındık yedi.The squirrel ate the hazelnuts.
Sincap, fındıkları yedi.The squirrel ate the hazelnuts.
Sinirlenecek iyi nedenlerim var.I've got good reasons to be nervous.
Asla bu kadar sinirli göründüğünü görmedim.I've never seen you look so nervous.
Bu içime sinmiyor.I don't feel right about this.
Ben de sinirliyim.I'm nervous, too.
Sinemayı severim.I love cinema.
Bunun ne kadar sinir bozucu olması gerektiğini biliyorum.I know how frustrating this must be.
Sinirli olduğunu biliyorum.I know you're frustrated.
Seni sinirlendiriyorum, değil mi?I make you nervous, don't I?
Ruhsal sinir bozuntum vardı.I had a mental breakdown.
Tom biraz sinirli hissettiğini söyledi.Tom said he felt a bit nervous.
Tom ilk başta çok sinirliydi.Tom was very nervous at first.
O karışmaya sinirleniyorum.I resent that implication.
Ortalama olarak, haftada bir kez sinemaya giderim.On the average, I go to the movies once a week.
Genellikle arkadaşlarımla sinemaya giderim.I usually go to the cinema with my friends.
Tom konuşamayacak kadar çok sinirliydi.Tom was too nervous to speak.
Erkek arkadaşım başka kızlarla konuştuğu zaman sinirleniyorum.I get angry when my boyfriend talks to other girls.
İblis bir sincaptır.The devil is a squirrel.
Sinema filmi için yeni bir afiş tasarlamak zorundayım.I have to design a new poster for the movie.
Sincaplar gerçekten hızlı koşabilirler.Squirrels can run really quickly.
Sincaplar gerçekten hızlı bir şekilde kaçabilirler.Squirrels can run really quickly.
Köpek, sincabın peşinden koşuyor.The dog is running after the squirrel.
Köpeğim sincapları kovalamayı seviyor.My dog likes chasing squirrels.
Köpeğim sincapları kovalamaktan hoşlanıyor.My dog likes chasing squirrels.
Sincaplar fındıkları sever.Squirrels like nuts.
Sincaplar fındıklardan hoşlanır.Squirrels like nuts.
İki sincap büyük bir ağacın gövdesinin etrafında birbirini kovaladı.The two squirrels chased each other around the trunk of a large tree.
Sincaplar daldan dala atladılar.The squirrels jumped from branch to branch.
Ben sinek asa sahibim.I have the ace of clubs.
Dönmeden önce diğer sürücüleri uyarmak için sinyal lambalarını yak.Before turning, put on your blinkers to warn other drivers.
Tom sağ elinde bir sineklik ile mutfağa yürüdü.Tom walked into the kitchen with a fly swatter in his right hand.
Tom sinemaya gitmek istemedi.Tom didn't want to go to the movie.
Tom şu anda biraz sinirli.Tom is kind of angry right now.
Biraz sinirleniyordum.I was getting a little nervous.
Üzgünüm sinirlendim.I'm sorry I lost my temper.
Sinirlendiğim için üzgünüm.I'm sorry I lost my temper.
Tom sinirli gibi görünüyor.Tom appears to be nervous.
Seni sinirli yapıyor muyum?Am I making you nervous?
Tom biraz sinirli.Tom is a little nervous.
Tom nadiren sinirlenir.Tom seldom gets angry.
Tom gerçekten sinirlendi.Tom got really angry.
Sinirim bozuldu.I'm a nervous wreck.
Tom çok sinirlendi.Tom got very angry.
Gemi bir tehlike sinyali gönderdi.The ship flashed a distress signal.
Biz sinemada değiliz.We are not at the cinema.
Ne yazık ki, bugün vaktim yok. Eğer olsaydı seninle sinemaya giderdim.Alas, I've no time today. If I did, I'd go to the movies with you.
Dün sinemaya gittim.I went to the cinema yesterday.
Köpek kediyi kovalar ve kedi sincabı kovalar.The dog chases the cat, and the cat chases the squirrel.
Ben sinemaya gittim.I have gone to the cinema.