Bu giysilerin bana verdiği silüeti seviyorum.I like the silhouette these clothes give me.
Perdede bir kızın silueti belirdi.A silhouette of a girl appeared on the curtain.
Tüm gökdelenleriyle New York silüeti belki de dünyanın en tanınmışıdır.The New York skyline with all its skyscrapers is probably the most famous in the world
Takip eden yılın Şubat ayında Frederick'in silüeti ile bir set basıldı.In February of the following year, a set was issued with Frederick's silhouette.
Sadece bir çiftin silüeti eklenmiştir.Instead, only a silhouette of the couple was included.
Prodüksiyon sonrasında, New York silueti mezarlık sahnelerine de eklendi.During post-production, the New York skyline was inserted into the cemetery scenes.
Tüm Simpson ailesi, siluetlerinden tanınacakları şekilde tasarlandılar.The entire Simpson family was designed so that they would be recognizable in silhouette.
Logo mavi ve kırmızı fon üzerine dribling yapan bir basketbolcunun beyaz siluetinden oluşmaktaydı.It features the white silhouette of a basketball player dribbling, framed by red and blue.
Bu silüetin önünde dikdörtgene benzer bir gölge daha vardır.Its shape resembles that of an ophicleide.
Tüm Simpson ailesi siluetlerinden tanınacak şekilde tasarlandı.The entire Simpson family was designed to be easily recognized in silhouette.
Arka planda ise bir silüet beliriyor: bu bayanın eve gelen kocası.At least one of the wives makes it a condition that her husband would be allowed back in the house.
Burada kadın koyu bir silüet hâlindedir.Here the woman is a dark silhouette.
Bu canavar silüetinden korkan hırsızlar bir daha asla geri dönmezler.Oh God! that we should ever fail To pay those devils back.
Silüetler, Moğollar ve 3 Hürel ile beraber çalışmaları vardır.They also operate 6 Samaritans and 3 Samsons.
Yarışmayı 4563 oyla Silüetler kazandı.The party won 4,365 votes in those ridings.
Şangay'ın siluetine bir bakın.Look at the skyline of Shanghai.
Silüetin gücünden faydalanmayı seçtim. çünkü grafik olarak çok etkileyici.And I chose the language of silhouette because graphically it's very efficient.
"Silüet" kelimesiSo the word "silhouette" comes from a minister of finance,
Bu benim memleketimin silüeti, New Orleans.This is the skyline of my hometown, New Orleans.
Aziz Sava Kilisesi de Belgrad'ın önemli siluetlerinden ve en önemli simgelerinden biri.The church of Saint Sava is a striking part of Belgrade's skyline and one of its important symbols.
Bu yıl şehrin siluetine bir cami eklenecek. [Reuters]A mosque is to be added to the city skyline this year. [Reuters]
Burada sanatçı kentsel siluetin önünde kendini soğuk bir tarzda betimlemiştir.Here she staged her self in a chilly style in front of urban skylines.
Verilen ödül parasal nitelikte değildir,camdan bir kadın silueti şeklindedir.No monetary prize is attached; the prize token has shape of a glass female silhouette.
Gökyüzüne doğru olan cisimlerin silüetleri mümkün olmazdı.Silhouettes of an object against the sky would not be possible.
Musalla minareleriyle Herat silüeti, 2009 1969'da minareli Herat silüeti.Herat skyline with Musallah minarets,2009 Herat skyline with minarets in 1969.
6 Haziran 2008'deki bir örtülme sayesinde gökcisminin silüetinin 115 ± 6 çapında olduğu ölçüldü.[1]An occultation on 6 June 2008 produced an effective diameter (silhouette) of 115 ± 6 km.[15]
Brassey's Naval Annual 1896'da tasvir edildiği haliyle sağ silüet ve güverte planıRight elevation and deck plan as depicted in Brassey's Naval Annual 1896
Sade bir arka plana karşı silüetlenmiş figürleri boyamak için güçlü bir tercihe sahipti.He also is called Giambattista Moroni.
Çocuk, siluetten (hayaletten) bir açıklama ister.The boy demanded an explanation.
Bu silüetin önünde dikdörtgene benzer bir gölge daha vardır.Sie haben etwa die gleiche Farbe wie der den Hut bedeckende Schleim.
Kentin silüeti kara duman üreten büyük pamuklu fabrikaları bacaları ile doldu.D'énormes panaches de fumée noire recouvraient la ville.
Yapı, adanın silüetine egemen durumdadır.L'industrie commence à s'implanter sur l'île.
Sadece bir çiftin silüeti eklenmiştir.À la place, ils n'ont pu inclure que la silhouette d'un couple.
Burada kadın koyu bir silüet hâlindedir.Cette dernière se trouve dans une bogue piquante.
Ambalajlar genellikle kedi silüetine ve yeşil renge sahiptir.Le mâle a souvent des reflets roses et verts sur le cou.
Bu eser ışık ve kâğıttan yapılmış silüetlerden oluşmaktadır.C'était « de la lumière fixée sur du papier.
Yapı, adanın silüetine egemen durumdadır.Recuerdo la explosión en la isla.
Tüm Simpson ailesi, siluetlerinden tanınacakları şekilde tasarlandılar.L'intera famiglia Simpson è stata progettata in modo tale da essere riconoscibile in silhouette.
Tüm Simpson ailesi, siluetlerinden tanınacakları şekilde tasarlandılar.Вся семья Симпсон была разработана таким образом, чтобы быть узнаваемой по силуэту.
Tüm Simpson ailesi siluetlerinden tanınacak şekilde tasarlandı.تم تصميم جميع عائلة سمبسون في شكل معروف من الصورة الظلية.
Tüm Simpson ailesi, siluetlerinden tanınacakları şekilde tasarlandılar.تم تصميم عائلة سيمبسون كلها بحيث يمكن التعرف عليها بصورة خيالية.
Sadece bir çiftin silüeti eklenmiştir.Em vez disso, apenas a silhueta de um casal foi gravada.
Yoksa Silüetini Cızarız!'Deixe que sua economia afunde!"
Bu silüetin önünde dikdörtgene benzer bir gölge daha vardır.De oed hanteert hij daarbij (als stijl) als een gitaar.
Sadece bir çiftin silüeti eklenmiştir.Daarentegen werd alleen een silhouet van het paar toegevoegd.
Tüm Simpson ailesi, siluetlerinden tanınacakları şekilde tasarlandılar.Hela familjen Simpson är utformade så att de skulle kännas igen i en siluett.
Son yılarda, silüetleri şehirlerin simgesi haline gelmeye başlamıştır.Orgeln har på senare år kommit att bli ett kännetecken för staden.
Radyal uçak motorlarının kullanılması nedeniyle yüksek bir silüetleri vardı.Dock så hade de en hög profil eftersom den använde radialmotorer från flygplan.
Kayanın gölgesi, haritadaki Samsun limanının siluetini ortaya çıkarır.Decepción Decepción på kartan över Antarktis.
Tüm Simpson ailesi siluetlerinden tanınacak şekilde tasarlandı.Hela familjen Simpson är utformade så att de skulle kännas igen i en silhuett.
Sadece bir çiftin silüeti eklenmiştir.Збереглося навіть прізвище одного з парохів.
Ambalajlar genellikle kedi silüetine ve yeşil renge sahiptir.Молоді листки зазвичай мають воскоподібне покриття та світло-зелений колір.
1967 yılında Silüetler Orkestrasında çalıştı.У 1967 році працював в оркестрі «Силуети» .
Sadece bir çiftin silüeti eklenmiştir.Rozmnožuje se jen vůdčí pár.
O şekiller ve silüetler tasarlamada usta olan Dior şöyle demiştir "Ben çiçek kadını tasarladım."Byl mistrem při vytváření tvarů a siluet; Dior je citován slovy: "Navrhoval jsem květinové ženy."
Tüm Simpson ailesi, siluetlerinden tanınacakları şekilde tasarlandılar.Celá rodina Simpsonových byla navržena tak, aby bylo možno jednotlivé členy poznat podle siluety.
Yoksa Silüetini Cızarız!'Mám po krk vašeho míšeneckého vměšování!“.
Sadece bir çiftin silüeti eklenmiştir.În locul acestora a fost inclusă doar o siluetă a cuplului.
Verilen ödül parasal nitelikte değildir,camdan bir kadın silueti şeklindedir.Nu se atașează nici un premiu bănesc; trofeul de premiu are forma unei siluete de sex feminin, din sticlă.
Gökyüzüne doğru olan cisimlerin silüetleri mümkün olmazdı.Az égből hulló kövek kráterképző voltát nem is lehetett könnyű elfogadni.