Tom sürekli şikayet ediyor.Tom is constantly complaining.
Tom Mary'nin şikayetlerinden bıktı.Tom is fed up with Mary's complaining.
Tom şikayetçi olacak.Tom is going to make a complaint.
Tom akşam yemeği için sık sık beni evine davet eder.Tom often invites me to his house for dinner.
Tom biraz sıkılgan görünüyor.Tom is looking a little embarrassed.
Tom gibi insanlar sık sık kavgaya karışırlar.People like Tom often get into fights.
Ne sıklıkta golf oynuyorsun?How often do you play golf?
Tom sık sık kardeşi ile karıştırılıyor.Tom is often mistaken for his brother.
Tom Mary'nin şikayet ettiğini duymaya alışkın.Tom is used to hearing Mary complain.
Bu can sıkıcı.This is annoying.
Tom çok şık bir adam.Tom is a very classy guy.
Tom çok sıkı ders çalıştı.Tom studied very hard.
Tom çok sıkı çalışıyor.Tom is trying very hard.
Tom çok sıkı çalışıyordu.Tom has been working very hard.
Tom, Mary'ye daha sıkı çalışmasını tavsiye etti.Tom advised Mary to study harder.
O sık sık Shakespeare'den alıntı yapar.He often quotes Shakespeare.
Tom'un içinde bulunduğu aynı sıkıntıdayız.We're in the same trouble that Tom is in.
Bana verdiğin bıçağı çok sık kullanırım.I use the knife you gave me quite often.
Tom bir trafik sıkışıklığında tıkandı.Tom is stuck in a traffic jam.
Tom tanıdığın en sıkıcı insan.Tom is the most boring person I know.
Tom sık sık sokak ağzı kullanır.Tom often uses vulgar language.
Tom sık sık geç gelir.Tom often comes late.
Sık sık evimi özlüyorum.I often feel homesick.
Tom çok sık hata yapmaz.Tom doesn't make mistakes very often.
Tom oldukça sıkıntı yaşadı.Tom has been through quite an ordeal.
Tom, Mary'yle sık sık okuldan eve yürür.Tom often walks Mary home from school.
Tom sık sık yanlışlıkla bir öğrenciye benzetilir.Tom is often mistaken for a student.
Tom muhtemelen trafikte sıkıştı.Tom is probably stuck in traffic.
Çocuk bakır sikkeyi çaldı.The boy stole the copper coin.
Tom işinden sıkıldı.Tom was bored with his job.
Tom çocuklarını sık sık hayvanat bahçesine götürür.Tom often takes his children to the zoo.
Tom sık sık toplantılara gitmez.Tom often skips meetings.
Bu defa şikayetiniz nedir?What's your complaint this time?
Vahşi bir at gibi dişimi sıkıyorum.I'm champing at the bit like a wild horse.
Tom sık sık arabasını kullanmama izin verir.Tom often lets me use his car.
Tom kızgın olduğunda sık sık küfreder.Tom often swears when he's angry.
Tom rahatlatıcı şekilde Mary'nin elini sıktı.Tom squeezed Mary's hand reassuringly.
Tom sıkı giysiler giymekten hoşlanır.Tom likes to wear tight clothes.
Pencereyi açmaya çalıştım ama sıkışmış gibi görünüyor.I tried to open the window, but it seems to be stuck.
Tom, sıkıldım.Tom, I'm bored.
Şu anda çok sıkıldım.I'm so bored right now.
Tom, sıkıldım. Eğlenceli bir şeyler yapalım.Tom, I'm bored. Let's do something fun.
Sıkıcı bir şey yapmak ister misin?Want to do something boring?
Tom inanılmaz bir şekilde sıkılmıştı.Tom was incredibly bored.
Rusya, ulusal marşını çok sık değiştirmemeli.Russia shouldn't change its national anthem so often.
Tom şikayette bulundu mu?Has Tom filed a complaint?
Bu sorun gerçekten can sıkıcı.This problem is really annoying.
Sözcük sık sık bu anlamda kullanılır.The word is frequently used in this sense.
Din hakkındaki tartışmalar sık sık çok çekişmeli.Discussions about religion are very often contentious.
Koşullardan şikâyet etmeyin!Do not complain about the conditions!
Kedinle daha sık oynaman gerekir.You should play with your cat more often.
Ne sıklıkta dışarıda yemek yersin?How often do you eat out?
O, köşeye sıkıştırıldı.He was cornered.
Mary sık sık küçük kardeşine bakmak zorunda.Mary often has to take care of her younger siblings.
Deniz kıyısında yaşadığım için sık sık plaja giderim.I live near the sea so I often go to the beach.
Evim denize yakın olduğu için sık sık sahile inerim.I live near the sea so I often go to the beach.
Benim canımı sıkmayı bırak.Stop bugging me.
Sadece canımı sıkmayı bırak, tamam mı?Just stop bugging me, okay?
Hey, şikayet etmekten vazgeç.Hey, quit complaining.
Otistik çocuklar asla sıkılmazlar.Autistic children never get bored.