Ana içeriğe geç
Sözlük

sik ile cümle

sik kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Sanırım birkaç saat burada sıkıştık.I take it we're stuck here for the next few hours.
Tom sık sık okuldan kaçar.Tom often skips class.
Tom ve Mary sık sık birlikte akşam yemeği yer.Tom and Mary often eat dinner together.
Tom ve Mary otobüste sık sık birbirinin yanına oturur.Tom and Mary often sit next to each other on the bus.
Annem bana çok da sıkı çalışmamamı söyler.My mother tells me not to study so hard.
İngilizcede "ultraviyole" sık sık "UV" olarak kısaltılır.In English, "ultraviolet" is often abbreviated as "UV".
Sıkıntılı bir gece geçirdim.I had a rough night.
Facebook sıkıcı.Facebook is boring.
Lauri çok sıkı çalışan bir öğrencidir.Laurie is a very hardworking student.
Lütfen bizi daha sık ziyaret etmeye gel.Please come visit us more often.
Tom çok sık gülümsemez.Tom doesn't smile very often.
Keşke Tom daha sık gülümsese.I wish Tom would smile more often.
Tom daha sık gülümsese, büyük olasılıkla daha çok arkadaşı olur.If Tom would smile more often, he'd probably have more friends.
Bu düğümü çözemem; fazla sıkı!I can't untie this knot; it's too tight!
Tom sık sık Mary'ye yalan söylüyor.Tom often lies to Mary.
Tom Mary'ye asla yalan söylemediğini söylüyor ama sık sık söylüyor.Tom says he never lies to Mary, but he often does.
Film sıkıcı.The film is boring.
Sen zorlayıcı bir şikayetçisin.You're a compulsive complainer.
Sen dürtü etkisiyle şikayet ediyorsun.You complain compulsively.
Çocuklarım benden sık sık para isterler.My children often ask me for money.
Tüm sıkı çalışmanız için teşekkürler.Thanks for all your hard work.
Okuldayken daha sıkı Fransızca çalışsaydım, şimdi muhtemelen onda çok kötü olmazdım.If I'd studied French harder when I was in school, I'd probably not be so bad at it now.
Keşke daha gençken daha sıkı Fransızca çalışsaydım.I wish I had studied French harder when I was younger.
Keşke gençken daha sıkı Fransızca çalışsaydım.I wish I had studied French harder while I was young.
Biraz daha sıkı Fransızca çalışmam gerektiğini anladım.I realized I needed to study French a little harder.
Fransızca konuşurken sık sık hatalar yaparım.I often make mistakes when speaking in French.
Fransızca dilbilgisinden sıkıntı çekiyorum.I'm having a hard time with French grammar.
Tom Fransızcasını geliştirmek için sıkı çalışıyor.Tom is working hard to improve his French.
Niçin çok sıkı Fransızca çalışıyorsun?Why are you studying French so hard?
Ben bir çocukken yüzmek için sık sık plaja gittim.When I was a kid, I often went to the beach to go swimming.
Şık olduğunu düşünüyorum.I think you're swell.
Şikayetlerin beni sıkıyor.Your complaints bore me.
O beni sık sık arar.She calls me often.
Sadece sıkı çalışırsanız, notlarınız çok iyileşir.If you just work hard, your grades will improve a lot.
Sadece sıkı çalışırsanız, seviyeleriniz çok gelişecek.If you just work hard, your grades will improve a lot.
Her şey insanın ellerinde. Bu yüzden onları sık sık yıka.All is in the hands of man. Therefore wash them often.
O, bacaklarındaki zayıf kan dolaşımından sıkıntı çekiyor.He suffers from poor blood circulation to his legs.
Arabada sıkışmış biri var mı?Is there anyone trapped in the car?
Plaja ne sıklıkla gidersin?How often do you go to the beach?
Bundan o kadar rahatsız oluyorsanız, şikayet edin.If it annoys you so much, file a complaint.
Bu seni o kadar rahatsız ediyorsa, şikayet et.If it annoys you so much, file a complaint.
Yandaki gürültü hakkında yöneticiye şikâyette bulunduk.We complained to the manager about the noise next door.
İnsanlar okurken sık sık uyuyakalıyorlar.People often fall asleep while reading.
Şikayet etmeyi kes. Gitmek zorundasın.Quit complaining. You have to go.
Ben onun elini sıkmak istiyorum.I want to shake his hand.
Tom sık sık hata yapmaz.Tom doesn't often make mistakes.
Tom baş ağrısı şikayetiyle işten erken ayrıldı.Tom left work early, complaining of a headache.
Bu oyun sıkıcı.That game is boring.
Sıkıntı tüm kötülüklerin başlangıcıdır.Boredom is the beginning of all vices.
Ne yaparsan yap, bunun hakkında Tom'a şikayet etme.Whatever you do, don't complain to Tom about this.
Hava hakkında şikayet etmenden çok bıktım.I'm so sick of you complaining about the weather.
Bunun daha sık olmamasına şaşırdm.I'm surprised this doesn't happen more often.
Biz sık sık ev ödevlerimizde birbirimize yardım ederiz.We often help each other with our homework.
Sadece burada oturmaktan gerçekten çok sıkılıyorum.I'm getting really bored just sitting here.
Sık sık aynı şeyi kendin söyledin.You've often said the same thing yourself.
Trafikte sıkıştığım için geç kalmıştım.I was late because I got stuck in traffic.
Tom ve Mary ne hakkında şikayet ediyor?What are Tom and Mary complaining about?
Tom konaklama tesisleri hakkında şikayet etti.Tom complained about the accommodations.
Tom'un sürekli şikayetinden bıktım.I'm tired of Tom's constant complaining.
Şikayetin burnumdan geldi.I'm sick and tired of your complaining.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod