Ancak hastalığına rağmen sigarayı bırakamayan sanatçının durumu tekrar kötüleşti.De az erősen meggyengült egészsége miatt a művész nem tudott eleget tenni a kérésnek.
Boksörlere yasak olsa da sigara içmeyi bir sembol haline getirmişti.Menet közben katonáinak a dohányzást is megtiltotta.
Sigara içiliyorsa bırakılmalıdır.Segíthet a dohányzásról való leszokásban.
Sıkı bir sigara içicisi olan Hawkins, günde üç paket sigara içerdi.Gleason négy csomag cigarettát szívott naponta.
Doktor kızdı ve bir daha kesinlikle sigara içmemem gerektiğini söyledi.A beteg jól reagált: úgy gondolta, hogy a keze nem akarja, hogy dohányozzon.
Sigara içiyormuş fakat daha sonra bırakmıştır.Erős dohányos volt, de leszokott.
Sam alışkın olarak sigara içmek ister.A füstjét ugyanúgy fogyasztják, mint a cigarettáét.
II. Dünya Savaşı sırasında, sık sık günde yirmi puro içerdi ve 1925 yılında sigarayı bırakmıştı.Erős dohányos volt, naponta 25 szivart szívott el.
Sigara içmesinin sesini daha kısık yaptığına inanıyordu.Haragosan csendre inti a cipészt.
Sigara içmeyi bırakmıştı ve gittikçe zayıflıyordu.Ekkor kezdett elmagányosodni, és egyre zárkózottabb lett.
Kafeinli içecekler, sigara ve alkol kullanımından uzak durmalısınız.Nyíltan ábrázolják a dohányzást, alkohol- és kábítószerfogyasztást.
Öğünleri ekmek, kahve ve sigaradan ibaretti.Táplálékuk kenyér, víz és datolya volt.
Radon, sigaradan sonra en büyük ikinci akciğer kanserojenidir.A tüdőrákot okozó tényezők sorában a radon a cigaretta után a második helyen áll.
1952'de piyasaya sürülen ilk filtreli sigara markası.Az első digitális mágnesszalag 1952-ben került a piacra.
Kendime geldiğimde başımda bekleyen doktordan sigara istedim.Cigarettázó, unatkozó nőt ábrázol, aki előtt az ital is ott van.
Sigara ve tütün ürünlerinden uzak durmayı ifade eder.A párisi világkiállítás dohányai és dohánygyártmányai.
O sigara içmiyor.Ő nem dohányzik.
Burada sigara içmeyin, lütfen.Kéretik itt nem dohányozni.
Parliament, Philip Morris tarafından pazarlanan bir sigara markasıdır.Belmont on Philip Morrisin tuottama savukemerkki.
1971 - Amerika Birleşik Devletleri'nde televizyonda sigara reklamları yasaklandı.1971 – Yhdysvalloissa kiellettiin tupakan mainostaminen televisiossa.
Huzursuzdu, sürekli sigara içiyordu ve iyi bir izlenim bırakmak için fazlasıya gayret gösteriyor gibiydi.Hän oli levoton, tupakoi lakkaamatta ja vaikutti liian innokkaalta tekemään hyvän vaikutelman.
Burada sigara içmek yasaktır!Täällä ei saa polttaa.
Sigara içilmesi tüm kent çapında yasaktır.Tupakointi on kielletty kaikissa julkisissa sisätiloissa.
Sigara içiyormuş fakat daha sonra bırakmıştır.Hän lopetti tupakoinnin ja korvasi sen juoksulla.
Oy kullanırım, sigara içerim.Hän polttaa pilveä, tupakoi ja juo.
Sam sigara içmeye alış.Eva polttaa tupakan.
1 Ocak - Amerika Birleşik Devletleri'nde televizyonda sigara reklamları yasaklandı.2. tammikuuta – Yhdysvallat kielsi savukkeiden televisiomainonnan.
Çiftin arasındaki gerginlikten ötürü James, Kristen'e bir paket sigara almak için evden ayrılır.James lähtee tämän jälkeen hakemaan tupakkaa Kristenille kaupasta.
Ayrıca bir sigara tiryakisidir.Death on myös savukemerkki.
Sigara kullanmaktadır.Vapaaksi savusta.
Bu bir Bir yılda kişi başına tütün sigarası tüketiminin ülkelere göre listesi dır.Se lasketaan kertomalla päivittäin poltettujen askien määrä tupakoinnin kestolla vuosina.
Çocuklara sigara satışının yasaklanması.Tupakan myynti ja välittäminen alaikäisille on kokonaan kielletty.
Bazı insanlar bu belirtileri sigaraya atfederler.Tämä artikkeli kertoo savukemerkistä.
Bunun yanında 2013 yılında çıkarılan bir kanunla taşıtlı araçlar içinde de sigara yasağı başlamıştır.Erikoisauto-käsitteestä luovuttiin juridisesti vuonna 2002 voimaan tulleen ajoneuvolain nojalla.
Radon, sigaradan sonra en büyük ikinci akciğer kanserojenidir.Radon on luokiteltu karsinogeeniksi ja on tupakoinnin jälkeen toiseksi yleisin keuhkosyövän aiheuttaja.
Sarri sigara tiryakısı olarak bilinir ve maç sürecinde sıklıkla sigara içer.Gomez polttelee usein sikareita ja hän on ammatiltaan asianajaja.
Sigara ve alkol bırakılmalıdır.Alkoholi ja tupakka ovat epäpuhtaita.
Her şeye rağmen de sigara içmeye devam etmektedir.Hän ei kuitenkaan lopettanut tupakointia.
Punk; alkol, sigara, uyuşturucu kullanmaz.Trump ei käytä lainkaan alkoholia eikä huumeita, eikä hän tupakoi.
Doktor kızdı ve bir daha kesinlikle sigara içmemem gerektiğini söyledi.Hannu kehuskelee onnellaan ja toteaa että hänen ei ole koskaan tarvinnut tehdä työtä.
1997 yılında sigara içiciliği erkeklerde %42'nin üzerinde, kadınlarda ise %10'nun altındadır.Tupakointi on maassa yleistä: vuonna 1994 miehistä 74 prosenttia ja naisista 4 prosenttia tupakoi.
Edna, sahte elmas taşlı siyah sigara kutusunu açar ve içinden bir sigara çıkartır.Nikke pukeutuu aina ruudulliseen sarkapukuun ja lippahattuun ja polttelee piippua.
Brian, şirketin bu yeni fikirlerinden rahatsızdır ve bunun üzerine sigarayı bırakır.Nicks laihdutti kiertuetta varten ja lopetti tupakoinnin.
Sigara içmeyi bıraktım.Lopetin tupakoinnin.
Sigara içmeyi bırakıyorum.Lopetan polttamisen.
Sigarayı içmeyi bıraksan iyi olur.Sinun olisi parasta lopettaa tupakointi.
Tom sonunda sigara içmeyi bıraktı.Lopulta Tom lopetti tupakanpolton.
O ona sigara içmeyi azaltmasını tavsiye etti fakat o yapabileceğini düşünmüyordu.Hän suositteli hänelle tupakoinnin vähentämistä, mutta hän ei uskonut pystyvänsä siihen.
Doktor bana sigaradan vazgeçmemi söyledi.Lääkäri käski minua lopettamaan tupakanpolton.
Doktor sigarayı bırakmasını önerdi.Lääkäri kehotti häntä lopettamaan tupakanpolton.
Sigara içmek öldürebilir.Tupakointi on hengenvaarallista.
Sigarayı bırakıyorum.Lopetan polttamisen.
Butan'da 2005 yılından beri sigara içmek tamamen yasaklanmıştır.Το Μπουτάν έχει πλήρη απαγόρευση του καπνίσματος από το 2005.
Günde iki paketin üzerinde sigara içiyor.Τότε κάπνιζε 2 με 3 πακέτα την ημέρα.
Sam sigara içmeye alışık mıdır?Το τσιγάρο χρησιμοποιείται για το κάπνισμα.
Sigara bir risk faktörüyken alkol kullanımı değildir.Το κάπνισμα είναι ένας παράγοντας κινδύνου, ενώ η χρήση αλκοόλ δεν αποτελεί παράγοντα κινδύνου. .
Sigara içtiğini aileden kimse bilmez.Είναι γνωστό ότι καπνίζει τσιγάρα.
Huzursuzdu, sürekli sigara içiyordu ve iyi bir izlenim bırakmak için fazlasıya gayret gösteriyor gibiydi.Ήταν ανήσυχος, κάπνιζε ασταμάτητα και φαινόταν να προσπαθεί να κάνει καλή εντύπωση.
Buna ek olarak, istatistikler sigara içenlerde gestasyonel diyabet riskinin ikiye katlandığını göstermektedir.Επιπλέον, οι στατιστικές δείχνουν ότι υπάρχει διπλάσιος κίνδυνος ΣΔΚ στις καπνίστριες.
P270 Bu ürünü kullanırken hiçbir şey yemeyin, içmeyiniz veya sigara içmeyin.S20/21 Όταν το χρησιμοποιείτε μην τρώτε, μην πίνετε, μην καπνίζετε.