Ana içeriğe geç
Sözlük

si ile cümle

si kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Sizden kiraladığım arabanın bir sorunu var.The car I rented from you has a problem.
Ben size yardımcı olabilir mi?Could I help you?
Trafik sıkışıklığı bir saat sürdü.The traffic jam lasted one hour.
Ben bir trafik sıkışıklığına yakalandım.I was caught in a traffic jam.
Trafik sıkışıklığı toplantıya geç kalmama neden oldu.The traffic jam caused me to be late for the meeting.
Trafik sıkışıklığı sonucunda, onu istasyondan uğurlayamadı.As a result of a traffic jam, he wasn't able to see her off at the station.
Trafik sıkışıklığı nedeniyle buluşmaya geç kaldık.Because of a traffic jam, we were late for the meeting.
Trafik sıkışıklığı sonucu geç kaldık.We were late as a result of the traffic jam.
Toplu taşıma sistemi saat gibi çalışır.The public transportation system runs like clockwork.
Lütfen halka açık yerlerde sigara içmekten imtina edin.Please refrain from smoking in public places.
Lütfen halka açık yerlerde sigara içmekten kaçının.Please refrain from smoking in public places.
İnsanlardan önce gelmek zorunda olmak onun canını sıkıyordu.He was annoyed at having to show up before the public.
Orada oturan kadın onun şimdiki karısı.The woman sitting over there is his present wife.
Ben Hiroşima'lıyım fakat şimdi Tokyo'da yaşıyorum.I am from Hiroshima, but now I live in Tokyo.
Okul müdürü mezun öğrencilerin her biri ile el sıkıştı.The principal shook hands with each of the graduating pupils.
Bana siyah çay ve yeşil çay arasındaki farkı tanımlayabilir misin?Can you describe to me the difference between black tea and green tea?
Gitmek istiyorum, sadece şifayı kapmışım.I'd like to go, only I've got a cold.
İsterseniz gidebilirsiniz, size kalmış.You may go if you wish, it's up to you.
Gitmek isteyip istemediğinize karar vermek size kalmış.It's up to you to decide whether or not to go.
Olup olmadığına karar vermek size kalmış.It is up to you to decide whether or not.
Gitmek sizin çıkarınızadır.It's in your interest to go.
Size söylediğim gibi yapın.Do as I told you.
Şimdi gidebilirsiniz, efendim.You can go now, sir.
Seyyar satıcı sırtında büyük bir paket taşıyordu.The peddler carried a big bundle on his back.
Sivil Hizmette çok sert bir hiyerarşi var.There's a very rigid hierarchy in the Civil Service.
Ders o kadar sıkıcıydı ki o uyuya kaldı.So boring was the lecture that he fell asleep.
Konuşmacı ara sıra notlarına başvurdu.The speaker occasionally referred to his notes.
Konuşmacı siyasi dünyadaki yozlaşmayı ima etti.The speaker hinted at corruption in the political world.
Konuşmacı konuşma sırasında notlarına bakmadı.The speaker did not refer to his notes during his talk.
Ders sırasında çok sıkıldı.She was very bored during the lecture.
Okutman döndüğünde o gizlice sınıftan kaçtı.When the lecturer turned round, he sneaked out of the classroom.
Çelik sıkıntısına rağmen, sanayi üretimi yüzde beş arttı.Despite a shortage of steel, industrial output has increased by five percent.
Yüksek vergi ve kötü satış şirketi iflas ettirdi.High tax and poor sales bankrupted the company.
Yüksek ağaç tepesinde yakalanmış siyah bir şapka var.There's a black hat caught in the high tree top.
Lise sınıf arkadaşlarınla irtibat kurmaya devam ediyor musun?Do you keep in contact with your high school classmates?
Kochi'nin iklimi Kyoto'nunkinden daha sıcaktır.The climate of Kochi is warmer than that of Kyoto.
Parola "Dağ" dır. Birisi "dağ" diyorsa, siz "nehir" diye yanıt verin.The password is "Mountain". If someone says "Mountain", you reply "River".
ABD'de ateşli silah satışı üzerine birkaç yasal sınırlama vardır.There are few legal constraints on the sale of firearms in the U.S.
Bir sinyal olarak elimi kaldıracağım.I'll raise my hand as a signal.
Şirket birleşmeler ve diğer fırsatlar üzerinde çalışmak için 25 yeni ortak ekledi.The firm has added 25 new associates to work on mergers and other deals.
Şiddetli yağmura rağmen hastanedeki arkadaşını ziyaret etti.In spite of the heavy rain, he visited his friend in hospital.
Meclis şimdi oturumda.The Diet is now in session.
Parlamento şimdi oturumdadır.Parliament is now in session.
Uluslararası anlaşmazlıkları çözmek için silahlara başvurmamalıyız.We should not resort to arms to settle international disputes.
O siyah pantolon ve güzel bir beyaz gömlek giyiyordu.He was wearing black trousers and a beautiful white shirt.
Siyah kumaş ışık emer.Black cloth absorbs light.
Siyah giyinmiş bir kadın gördüm.I saw a woman in black.
Siyah sana yakışıyor.Black becomes you.
Siyah bulutlar gökyüzünü kapladı.Black clouds spread over the sky.
Siyah bulutlar gelen gök gürültülü fırtınayı bildirdi.Black clouds announced the coming thunderstorm.
Siyah insanlara karşı hâlâ ciddi bir ırkçı nefret vardır.There is still serious racial hatred against black people.
Siyah insanlar otobüsün arkasında oturmak ya da doluysa ayakta durmak zorunda kaldılar.Black people had to sit in the back of the bus, or stand if the back was full.
Siyah insanlar pamuk tarlalarında çalışmak için zorlandılar.Black people were compelled to work in cotton fields.
Siyah ve beyaz bir köpek beni ısırdı.A black and white dog bit me.
Yazı Tahtaları her zaman siyah değildir.Blackboards are not always black.
Sırtım beni öldürüyor.My back is killing me.
Sırtımı düzeltemiyorum.I can't straighten out my back.
Sırtımın alt tarafında berbat bir ağrım var.I have a bad pain in my lower back.
Boğazımda bir kemik sıkıştı.A bone stuck in my throat.
Saat şimdi yedi kırk beş.It's quarter to eight now.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod