Her zaman şikâyet ediyorsun.You are always complaining.
Siz güçlükle duyabiliyorum.I can hardly hear you.
Sizin durumunuzda olsam, aynı şeyi yaparım.If I were in your situation, I would do the same thing.
Kız kardeşin hangi sınıfta?What grade is your sister in?
Ben, şikâyetinden bıktım.I am sick of your complaint.
Sizin oda dağınık.Your room is out of order.
Ben senin şikâyetlerinden usandım.I'm tired of your complaints.
Hamle sırası sende.It's your move.
Sizi ilgilendirmez.It's none of your business.
Onun sizinle bir ilgisi yok.It's none of your business.
Bu sizi ilgilendirmez.It's none of your business.
Bu sizi ilgilendirmez!It's none of your business.
Ben sürekli şikâyet etmenden bıktım.I'm fed up with your constant complaining.
Sizin başarınız büyük ölçüde fırsatınızdan nasıl yararlanacağınıza bağlıdır.Your success will largely depend upon how you will make good use of your opportunity.
Sizin başarınız, sıkı çalışıp çalışmamanıza bağlıdır.Your success depends upon whether you work hard or not.
Sizin başarınız STEP sınavını geçip geçmemenize bağlıdır.Your success depends on whether you pass the STEP examination or not.
Başarınız sıkı çalışmanızın sonucudur.Your success is the result of your hard work.
Sizin tahmin hedeften uzak.You're wide of the mark.
Sizin ilkeleriniz eylemleriniz ile tutarlı değil.Your principles are not consistent with your actions.
Benim sizin yardımınıza ihtiyacımız yok.I don't need your help.
Sınav sonuçların mükemmel.Your examination results are excellent.
Yürüyüşünüzde size eşlik edebilir miyiz?May we accompany you on your walk?
Davranışınız çok sıradışı.Your behavior is too extraordinary.
Sizin ayakkabılarınız burada. Benimkiler nerede?Your shoes are here. Where are mine?
Sizin ayakkabılar burada.Your shoes are here.
Şikâyetlerini dinlemekten bıktım.I'm sick of listening to your complaints.
Sizi ilgilendiren herhangi bir kitap okuyabilirsiniz.You can read any book that interests you.
Senin sigara içmeni yasaklıyorum.I forbid you to smoke.
Sigaranla ceketimde bir delik açtın.You burnt a hole in my coat with your cigarette.
Sizin yardımınıza güveniyorum.I count on your help.
Sizin yöntem benimkinden farklı.Your method is different from mine.
Siz doğru yoldasınız.You're on the right track.
Ziyaret etmeden önce sizi ararım.I'll give you a call before I visit you.
Ben sizin için herhangi bir lanet şeyi yapardım.I'd do any damn thing for you.
Ben sizin için çemberlerden atlamak isterdim.I'd jump through hoops for you.
Sınıfında kaç kişi var?How many are there in your class?
Size inaniyorum.I believe you.
Sizinle aynı fikirde değilim.I don't agree with you.
Size katılmıyorum.I don't agree with you.
Sizinle aynı görüşte değilim.I don't agree with you.
Sizin için ondan bir mesajım var.I have a message for you from her.
Ben size onu göstermek istedim.I wanted to show it to you.
Daha sıkı çalışmanı istiyorum.I want you to work harder.
Sizi tekrar görmek istiyorum.I want to see you again.
Onu size bırakıyorum.I'm leaving it to you.
Şikâyet etmekten başka yapacak bir şeyin yok.You've got nothing to complain of.
Hastalığım sırasında yaptığınız yardım için size borçlu hissediyorum.I feel indebted to you for your help during my illness.
Gerçeği sizden saklayamam.I can't hide the fact from you.
Daha sıkı çalışmanı bekliyorum.I expect you to work harder.
Sizin için açık bırakılmış birkaç üst düzey pozisyon var.There are few high-ranking positions left open for you.
Ben sizin bu konuda her şeyi bildiğinizi umuyorum.I expect you know all about it.
Yeşil size uyar.Green suits you.
Yeşil size uyuyor.Green suits you.
Size yeterince teşekkür edemiyorum.I can't thank you enough.
Ben sizinle özel olarak konuşmak istiyorum.I'd like to talk with you in private.
Size öyle söylemedim mi?Didn't I tell you so?
Siz bir ödül alacaksınız.You shall have a reward.
Ben bu kitabı size ödünç vereceğim.I'll lend you this book.
Bu kolyeyi size vereceğim.I'll give you this pendant.
Bu kamerayı size vereceğim.I'll give you this camera.