Bay Miller adında biri sizi görmek istiyor.A Mr Miller wants to see you.
Herkes size güveniyor.Everybody is relying on you.
Sıtma sivrisinekler tarafından taşınır.Malaria is carried by mosquitoes.
Sıtma, sivrisineklerin taşıdığı bir hastalıktır.Malaria is a disease that mosquitoes carry.
Mayuko tabloyu bir bezle sildi.Mayuko wiped a table with a cloth.
Size Mayuko'yu tanıtmama izin verin.Allow me to introduce Mayuko to you.
Kısa sürede yağmur şiddetli yağmaya başladı.It soon began to rain very hard.
Ayakkabılarını paspasta sil.Wipe your shoes on the mat.
Şimdi her şey biraz çılgın.Everything's a little crazy right now.
Sizi tekrar gördüğüme sevindim.Glad to see you again.
Sizi tekrar görmek için sabırsızlanıyorum.I am looking forward to seeing you again.
Sizi tekrar görmeyi umuyorum.I hope to see you again.
Sizi tekrar görmek güzel.It is nice to see you again.
Sizi görmek için sabırsızlanıyoruz.We are looking forward to seeing you.
Sizi tekrar görmek için sabırsızlanıyoruz.We're looking forward to seeing you again.
Öncelikle yardımınız için size teşekkür etmeliyim.To start with, I must thank you for your help.
Her geçen gün daha fazla insan sigaranın zararlarının farkına varıyor.More and more people are becoming aware of the dangers of smoking.
Sanırım bir şişe birayla başlayacağım.I think I'll start with a bottle of beer.
O kötü bir gün için kendini sigortalattı.He insured himself for a rainy day.
Sıkıntılı günlere karşı biraz para biriktirmelisiniz.You should save some money against a rainy day.
Sıkıntılı bir gün için bir şey saklayın.Keep something for a rainy day.
Michael İngilizcenin yanı sıra Japonca da konuşur.Michael speaks Japanese, not to mention English.
Mike'ın Şikago'da yaşayan bir arkadaşı var.Mike has a friend who lives in Chicago.
Mike, kendi sınıfında en hızlı koşar.Mike runs fastest in his class.
Mike, sınıftaki en parlak öğrenci.Mike is the brightest student in class.
Mike, sınıfına ayak uyduramadı.Mike could not keep up with his class.
Mike ve Tom aynı sınıftalar.Mike and Tom are in the same class.
Pekâlâ, şimdilik işe yarar.Well, it'll do for the time being.
Martin Luther King siyah bir papazın oğluydu.Martin Luther King, Jr., was the son of a black minister.
Süt şişelerini kaynatın.Boil the milk bottles.
Eğer dikkatsizce sürersen, sıranı kaçıracaksın.If you drive carelessly, you will miss your turn.
Bir dakikalığına sizi görebilir miyim, lütfen?Could I see you a minute, please?
Oyunda sadece bir piyon olan kişi çoğunlukla şirkette büyük konuşur.A person who is only a pawn in the game often talks big in company.
Bay White sınavda kopye çektiği için çocuğu cezalandırdı.Mr White punished the boy for cheating on the examination.
O şimdi başlıyor.It's starting now.
Bob amcam saatimi tamir etti. Şimdi iyi çalışıyor.Uncle Bob fixed my clock. It keeps good time now.
Bob arkadaşına şikâyet etti.Bob complained to his friend.
Bob savaş sırasında pek çok tehlike geçirdi.Bob went through many dangers during the war.
Bob, bizim sınıfta İspanyolca konuşabilen tek öğrenci.Bob is the only student that can speak Spanish in our class.
Bob sınıfa koştu.Bob rushed into the classroom.
Bob şimdi bir hafta boyunca yatakta hastadır.Bob has been sick in bed for a week now.
Bob sık sık sigarayı bırakmak için çalışır.Bob often tries to give up smoking.
Bob tüm sınıf arkadaşları arasında popüler idi.Bob was popular with all his classmates.
Bob'ın sınavı geçeceğinden eminim.I am sure that Bob will pass the examination.
Bob'ı benimle getirtmektense sinemaya yalnız gitmeyi tercih ederim.I would rather go to the movie alone than have Bob come with me.
Neredeyse kimse aynı sınıflara gitmiyor.Almost no one goes to the same classes.
Neredeyse tüm öğrenciler sınıftaydı.Almost all of the pupils were in the classroom.
Birçok büyük Japon şirketleri ihracata bağlıdır.Most big Japanese companies depend on exports.
Çoğu Japon şirketinde, sadece birkaç yöneticinin kendisine ait bir odası vardır.In most Japanese companies, only a few executives have a room to themselves.
Şişe mi yoksa bardak mı?Bottle or glass?
Otel telefonu salonda ve Harriet şimdi polisi aramaya çalışıyor.The hotel telephone is in the hall and Harriet is trying to ring the police now.
Sıcak limon suyu içtiğimde kendimi daha iyi hissediyorum.I feel better when I drink hot lemon juice.
Ağırladığım ailem bana sık sık öğüt verir.My host family often advises me.
Ne içki içerim ne de sigara içerim.I neither drink nor smoke.
Ben bir yıl boyunca sigara içmekten vazgeçtim.I gave up smoking for a year.
Benim dolma kalemim sizinki kadar iyi değil.My pen isn't as good as yours.
Onu sizin için alacağım.I will get it for you.
Bugün hava sıcacık ve hoş.It's balmy today.
Paul bu günlerde çok sıkı çalışıyor.Paul studies very hard these days.
Top havada yüksek sıçradı.The ball bounced high in the air.