Kardeşler bunu öğrenince onu Sezariyeye götürüp oradan Tarsusa yolladılar.Kun veljet sen huomasivat, veivät he hänet Kesareaan ja lähettivät hänet sieltä Tarsoon.
Kardeşler bunu öğrenince onu Sezariyeye götürüp oradan Tarsusa yolladılar.Les frères, l`ayant su, l`emmenèrent à Césarée, et le firent partir pour Tarse.
Kardeşler bunu öğrenince onu Sezariyeye götürüp oradan Tarsusa yolladılar.Luego, cuando los hermanos lo supieron, le acompañaron hasta Cesarea y le enviaron a Tarso
Kardeşler bunu öğrenince onu Sezariyeye götürüp oradan Tarsusa yolladılar.Megtudván azonban az atyafiak, levivék õt Czézáreába, és elküldék õt Tárzusba.
Kardeşler bunu öğrenince onu Sezariyeye götürüp oradan Tarsusa yolladılar.Men da Brødrene fik dette at vide, førte de ham ned til Kæsarea og sendte ham videre til Tarsus.
Kardeşler bunu öğrenince onu Sezariyeye götürüp oradan Tarsusa yolladılar.men da brødrene fikk det å vite, førte de ham ned til Cesarea, og sendte ham derfra til Tarsus.
Kardeşler bunu öğrenince onu Sezariyeye götürüp oradan Tarsusa yolladılar.När bröderna förnummo detta, förde de honom ned till Cesarea och sände honom därifrån vidare till Tarsus.
Kardeşler bunu öğrenince onu Sezariyeye götürüp oradan Tarsusa yolladılar.O czem dowiedziawszy się bracia, odprowadzili go do Cezaryi i odesłali go do Tarsu.
Kardeşler bunu öğrenince onu Sezariyeye götürüp oradan Tarsusa yolladılar.Os irmãos, porém, quando o souberam, acompanharam-no até Cesaréia e o enviaram a Tarso.
Kardeşler bunu öğrenince onu Sezariyeye götürüp oradan Tarsusa yolladılar.Toen zijn vrienden dat hoorden, brachten zij Saulus naar Caesarea en stuurden hem vandaar naar Tarsus.
Kardeşler bunu öğrenince onu Sezariyeye götürüp oradan Tarsusa yolladılar.To zvěděvše bratří, dovedli ho do Cesaree, a poslali jej do Tarsu.
Kardeşler bunu öğrenince onu Sezariyeye götürüp oradan Tarsusa yolladılar.Venutolo però a sapere i fratelli, lo condussero a Cesarèa e lo fecero partire per Tarso
Kardeşler bunu öğrenince onu Sezariyeye götürüp oradan Tarsusa yolladılar.Μαθοντες δε οι αδελφοι, κατεβιβασαν αυτον εις Καισαρειαν και εξαπεστειλαν αυτον εις Ταρσον.
Kardeşler bunu öğrenince onu Sezariyeye götürüp oradan Tarsusa yolladılar.Братия, узнав о сем , отправили его в Кесарию ипрепроводили в Тарс.
Kardeşler bunu öğrenince onu Sezariyeye götürüp oradan Tarsusa yolladılar.Довідавшись же брати, привели його в Кесарию, та й вислали його в Тарс.
Kardeşler bunu öğrenince onu Sezariyeye götürüp oradan Tarsusa yolladılar.И Петър, като обикаляше всичките вярващи, слезе и светиите, които живееха в Лида.
Kardeşler bunu öğrenince onu Sezariyeye götürüp oradan Tarsusa yolladılar.וישמעו האחים ויורידו אתו לקסרין וישלחהו אל טרסוס׃
Kardeşler bunu öğrenince onu Sezariyeye götürüp oradan Tarsusa yolladılar.فلما علم الاخوة احدروه الى قيصرية وارسلوه الى طرسوس
Kardeşler bunu öğrenince onu Sezariyeye götürüp oradan Tarsusa yolladılar.弟 兄 們 知 道 了 就 送 他 下 該 撒 利 亞 、 打 發 他 往 大 數 去
Kardeşler bunu öğrenince onu Sezariyeye götürüp oradan Tarsusa yolladılar.弟兄 們 知道 了 就 送 他 下 該撒利亞 、 打發 他 往 大數去
Kölelere gidin. İkinci sınıf vatandaşlara gidin. Sezar'ın gaddarlığı altında ezilen insanlara gidin."للعبيد. اذهبوا للناس من الطبقة الثانية. اذهبوا للأفراد الذين يعانون المحروقين من وحشية القيصر"
Mesajın yazıldığı dilin önemli özelliğine dayanan bir ipucu ile Sezar şifresini kırdı. . .Hän mursi Ceasar-salauksen käyttämällä vihjettä, joka perustuu käytetyn kielen ominaisuuksiin
Mesajın yazıldığı dilin önemli özelliğine dayanan bir ipucu ile Sezar şifresini kırdı. . .그는 메시지가 쓰여진 언어의 중요한 특징을 단서로 삼아 시저 암호법을 해독해냈습니다
Mesajın yazıldığı dilin önemli özelliğine dayanan bir ipucu ile Sezar şifresini kırdı. . .Prolomil Caesarovu šifru tím, že využil důležité vlastnosti jazyka, ve kterém je zpráva napsána.
Mesajın yazıldığı dilin önemli özelliğine dayanan bir ipucu ile Sezar şifresini kırdı. . .Šifru rozlúštil tým, že použil dôležitú vlastnosť jazyka, v ktorom je správa napísaná.
Mesajın yazıldığı dilin önemli özelliğine dayanan bir ipucu ile Sezar şifresini kırdı. . .Złamał szyfr Cezara używając wskazówki opartej na ważnej właściwości języka, w którym wiadomość jest napisana.
Mesajın yazıldığı dilin önemli özelliğine dayanan bir ipucu ile Sezar şifresini kırdı. . .без да го осъзнаваме.
Mesajın yazıldığı dilin önemli özelliğine dayanan bir ipucu ile Sezar şifresini kırdı. . .Він розгадав шифр Цезаря звернувши увагу на важливу властивість мови, на якій було написано повідомленя.
Mesajın yazıldığı dilin önemli özelliğine dayanan bir ipucu ile Sezar şifresini kırdı. . .הוא פיצח את צופן קיסר בעזרת רמז שהתבסס על תכונה חשובה של השפה בה נכתבה ההודעה.
Mesajın yazıldığı dilin önemli özelliğine dayanan bir ipucu ile Sezar şifresini kırdı. . .استطاع هو أن يقوم بفك شفرة قيصر عن طريق دليل استند على خاصية مهمة في اللغة اللتي كتبت فيها تلك الشفرة
Mesajın yazıldığı dilin önemli özelliğine dayanan bir ipucu ile Sezar şifresini kırdı. . .言語メッセージが書かれる際の 重要な特性に基づいて見つけました。 任意の本の
Normal doğum mümkün değilse, sezaryen konusunda doktor karar verir.Jos tämä ei ole mahdollista, lääkäri päättää keisarinleikkauksesta.
Normal doğum mümkün değilse, sezaryen konusunda doktor karar verir.Om det inte är möjligt fattar läkaren beslut om kejsarsnitt.
Normal doğum mümkün değilse, sezaryen konusunda doktor karar verir.Si cela n'est pas possible, le médecin décidera de faire une césarienne.
Normal doğum mümkün değilse, sezaryen konusunda doktor karar verir.Si no es posible, el médico optará por practicar una cesárea.
Normal doğum mümkün değilse, sezaryen konusunda doktor karar verir.Если это невозможно, врач примет решение о кесаревом сечении.
Normal doğum mümkün değilse, sezaryen konusunda doktor karar verir.إذا لم يكن ذلك ممكناً، فإن الطبيب يصدر القرار بشأن العملية القيصرية.
O da, ‹‹Öyleyse Sezarın hakkını Sezara, Tanrının hakkını Tanrıya verin›› dedi.Alors il leur dit: Rendez donc à César ce qui est à César, et à Dieu ce qui est à Dieu.
O da, ‹‹Öyleyse Sezarın hakkını Sezara, Tanrının hakkını Tanrıya verin›› dedi.A on im povedal: Tedy dajte, čo je cisárovo, cisárovi, a čo Božie, Bohu.
O da, ‹‹Öyleyse Sezarın hakkını Sezara, Tanrının hakkını Tanrıya verin›› dedi.Atunci El le -a zis: ,,Daţi dar Cezarului ce este al Cezarului, şi lui Dumnezeu ce este al lui Dumnezeu.``
O da, ‹‹Öyleyse Sezarın hakkını Sezara, Tanrının hakkını Tanrıya verin›› dedi.Då sade han till dem: »Given alltså kejsaren vad kejsaren tillhör, och Gud vad Gud tillhör.»
O da, ‹‹Öyleyse Sezarın hakkını Sezara, Tanrının hakkını Tanrıya verin›› dedi.Da sa han til dem: Så gi da keiseren hvad keiserens er, og Gud hvad Guds er!
O da, ‹‹Öyleyse Sezarın hakkını Sezara, Tanrının hakkını Tanrıya verin›› dedi.Disse-lhes então: Dai, pois, a César o que é de César, e a Deus o que é de Deus.
O da, ‹‹Öyleyse Sezarın hakkını Sezara, Tanrının hakkını Tanrıya verin›› dedi.Ed egli disse: «Rendete dunque a Cesare ciò che è di Cesare e a Dio ciò che è di Dio»
O da, ‹‹Öyleyse Sezarın hakkını Sezara, Tanrının hakkını Tanrıya verin›› dedi.Entonces les dijo: --Pues dad al César lo que es del César y a Dios lo que es de Dios
O da, ‹‹Öyleyse Sezarın hakkını Sezara, Tanrının hakkını Tanrıya verin›› dedi.Er aber sprach: So gebet dem Kaiser, was des Kaisers ist, und Gott, was Gottes ist!
O da, ‹‹Öyleyse Sezarın hakkını Sezara, Tanrının hakkını Tanrıya verin›› dedi.In on jim veli: Dajte torej cesarju, kar je cesarjevega, in Bogu, kar je Božjega.
O da, ‹‹Öyleyse Sezarın hakkını Sezara, Tanrının hakkını Tanrıya verin›› dedi.가라사대 그런즉 가이사의 것은 가이사에게 하나님의 것은 하나님께 바치라 하시니
O da, ‹‹Öyleyse Sezarın hakkını Sezara, Tanrının hakkını Tanrıya verin›› dedi.Men han sagde til dem: "Så giver da Kejseren, hvad Kejserens er, og Gud, hvad Guds er."
O da, ‹‹Öyleyse Sezarın hakkını Sezara, Tanrının hakkını Tanrıya verin›› dedi.Ngài bèn phán rằng: Vậy thì của Sê-sa hãy trả lại cho Sê-sa, của Ðức Chúa Trời hãy trả lại cho Ðức Chúa Trời.
O da, ‹‹Öyleyse Sezarın hakkını Sezara, Tanrının hakkını Tanrıya verin›› dedi.Niin hän sanoi heille: "Antakaa siis keisarille, mikä keisarin on, ja Jumalalle, mikä Jumalan on".
O da, ‹‹Öyleyse Sezarın hakkını Sezara, Tanrının hakkını Tanrıya verin›› dedi.On pak řekl jim: Dejtež tedy, co jest císařova, císaři, a což jest Božího, Bohu.
O da, ‹‹Öyleyse Sezarın hakkını Sezara, Tanrının hakkını Tanrıya verin›› dedi.Õ pedig monda nékik: Adjátok meg azért a mi a császáré, a császárnak, és a mi az Istené, az Istennek.
O da, ‹‹Öyleyse Sezarın hakkını Sezara, Tanrının hakkını Tanrıya verin›› dedi."Welnu", zei Hij. "Geef de keizer wat de keizer toekomt en aan God wat God toekomt."
O da, ‹‹Öyleyse Sezarın hakkını Sezara, Tanrının hakkını Tanrıya verin›› dedi.Zatem on im rzekł: Oddawajcież tedy, co jest cesarskiego, cesarzowi, a co jest Bożego, Bogu.
O da, ‹‹Öyleyse Sezarın hakkını Sezara, Tanrının hakkını Tanrıya verin›› dedi.Ο δε ειπε προς αυτους Αποδοτε λοιπον τα του Καισαρος εις τον Καισαρα και τα του Θεου εις τον Θεον.
O da, ‹‹Öyleyse Sezarın hakkını Sezara, Tanrının hakkını Tanrıya verin›› dedi.А Той рече: Тогава отдавайте Кесаревото на Кесаря, а Божието на Бога.
O da, ‹‹Öyleyse Sezarın hakkını Sezara, Tanrının hakkını Tanrıya verin›› dedi.Він же рече їм: Оддайте ж оце кесареве кесареві, а Боже Богові
O da, ‹‹Öyleyse Sezarın hakkını Sezara, Tanrının hakkını Tanrıya verin›› dedi.Он сказал им: итак, отдавайте кесарево кесарю, а Божие Богу.
O da, ‹‹Öyleyse Sezarın hakkını Sezara, Tanrının hakkını Tanrıya verin›› dedi.ויאמר אליהם לכן תנו לקיסר את אשר לקיסר ולאלהים את אשר לאלהים׃