Çünkü bu seyirciyi aptal yerine koymak anlamına gelir.Weil ihr damit euer Publikum wie Idioten behandelt.
Çünkü bu seyirciyi aptal yerine koymak anlamına gelir.Γιατί έτσι αντιμετωπίζετε το κοινό σας σαν να είναι ηλίθιοι.
Çünkü bu seyirciyi aptal yerine koymak anlamına gelir.Бо це означає, що ви маєте своїх читачів за йолопів.
Çünkü bu seyirciyi aptal yerine koymak anlamına gelir.Защото така третирате публиката си като морони.
Çünkü bu seyirciyi aptal yerine koymak anlamına gelir.Потому что так вы принимаете вашу публику за идиотов.
Çünkü bu seyirciyi aptal yerine koymak anlamına gelir.מפני שזה להתייחס לקהל שלכם כמו לטיפשים.
Çünkü bu seyirciyi aptal yerine koymak anlamına gelir.لأن هذا يعني أنك تخاطب جمهورك كأغبياء.
Çünkü bu seyirciyi aptal yerine koymak anlamına gelir.(笑)
Dallas seyirciyi görebilirdi.달라스를 공연장에 노출시킬 수 있죠.
Dallas seyirciyi görebilirdi.או להיפך, את דאלאס אל האולם.
Dallas seyirciyi görebilirdi.أو العكس, دالاس على الصالة.
Dallas seyirciyi görebilirdi.一部を開け放つことにより
Neden seyirciyi dinliyorum ki?제가 이걸 대체 왜 듣고 있어야하는 걸까요?
Neden seyirciyi dinliyorum ki?No i po co słuchałem widowni...
Neden seyirciyi dinliyorum ki?Oare de ce ascult eu de oamenii din public?
Neden seyirciyi dinliyorum ki?Perchè do retta alle persone del pubblico?
Neden seyirciyi dinliyorum ki?¿Por qué le escucho al público?
Neden seyirciyi dinliyorum ki?Pourquoi j'écoute les gens dans le public ?
Neden seyirciyi dinliyorum ki?Tại sao tôi lại nghe lời khán giả nhỉ?
Neden seyirciyi dinliyorum ki?Waarom luister ik naar de mensen in het publiek?
Neden seyirciyi dinliyorum ki?Warum höre ich auf Leute aus dem Publikum?
Neden seyirciyi dinliyorum ki?Защо слушам публиката?
Neden seyirciyi dinliyorum ki?Почему я слушаю людей из зала?
Neden seyirciyi dinliyorum ki?למה אני מקשיב לאנשים מהקהל?
Neden seyirciyi dinliyorum ki?لماذا اصغي للجماهير
Neden seyirciyi dinliyorum ki?ともかく・・・お!それ!
Seyirciye Dallas'ı gösterebilir ya da tersi- Dallas seyirciyi görebilirdi.Aţi putea expune auditoriul Dallas-ului sau invers, să prezentaţi Dallas-ul publicului.
Seyirciye Dallas'ı gösterebilir ya da tersi- Dallas seyirciyi görebilirdi.Bạn sẽ có thể trình diễn từ khán phòng đến Dallas hoặc ngược lại, từ Dallas đến khán phòng.
Seyirciye Dallas'ı gösterebilir ya da tersi- Dallas seyirciyi görebilirdi.Das Publikum könnte Dallas sehen, oder Dallas könnte das Publikum sehen.
Seyirciye Dallas'ı gösterebilir ya da tersi- Dallas seyirciyi görebilirdi.Het publiek zou Dallas kunnen zien, of vice versa, Dallas zou het publiek kunnen zien.
Seyirciye Dallas'ı gösterebilir ya da tersi- Dallas seyirciyi görebilirdi.Ki lehet nyitni a nézőteret Dallasra, vagy behozni Dallast a nézőtérre.
Seyirciye Dallas'ı gösterebilir ya da tersi- Dallas seyirciyi görebilirdi.Można ukazać widownię Dallas albo Dallas widowni.
Seyirciye Dallas'ı gösterebilir ya da tersi- Dallas seyirciyi görebilirdi.Si potrebbe esporre l'auditorium verso Dallas o viceversa, Dallas all'auditorium.
Seyirciye Dallas'ı gösterebilir ya da tersi- Dallas seyirciyi görebilirdi.Uno podría exponer el auditorio ante Dallas o viceversa, Dallas ante el auditorio.
Seyirciye Dallas'ı gösterebilir ya da tersi- Dallas seyirciyi görebilirdi.Vous pourriez dévoiler l'auditorium à Dallas ou vice-versa, Dallas à l'auditorium.
Seyirciye Dallas'ı gösterebilir ya da tersi- Dallas seyirciyi görebilirdi.Θα μπορούσαμε να εκθέσουμε την πλατεία στο Ντάλλας, ή το Ντάλλας στην πλατεία.
Seyirciye Dallas'ı gösterebilir ya da tersi- Dallas seyirciyi görebilirdi.Ви зможете показати зал Далласу, або навпаки — Даллас залу.
Seyirciye Dallas'ı gösterebilir ya da tersi- Dallas seyirciyi görebilirdi.Можно представить зрительный зал Далласу или, наоборот, Даллас зрительному залу.
Seyirciye Dallas'ı gösterebilir ya da tersi- Dallas seyirciyi görebilirdi.Ще можете да изложите залата пред Далас или обратно - Далас пред залата.
Seyirciyi bir şeye ikna etmeye çalışan bir politikacıyı düşünebiliriz.Ca politicianul care încearcă să prezinte o poziție, încercând să convingă audienţa de ceva.
Seyirciyi bir şeye ikna etmeye çalışan bir politikacıyı düşünebiliriz.Denk aan een politicus die zijn standpunt probeert uit te leggen, die het publiek ergens van wil overtuigen.
Seyirciyi bir şeye ikna etmeye çalışan bir politikacıyı düşünebiliriz.정치인이 자신의 입장을 발표해서 대중을 설득하려는 경우를 생각해 볼 수 있어요.
Seyirciyi bir şeye ikna etmeye çalışan bir politikacıyı düşünebiliriz.Můžeme si představit politika, který se snaží předložit stanovisko, snaží se publikum o něčem přesvědčit.
Seyirciyi bir şeye ikna etmeye çalışan bir politikacıyı düşünebiliriz.Podemos pensar en un político que intenta presentar una postura, tratando de convencer al público de algo.
Seyirciyi bir şeye ikna etmeye çalışan bir politikacıyı düşünebiliriz.Przykładowo polityk prezentujący stanowisko, próbujący przekonać o czymś widzów.
Seyirciyi bir şeye ikna etmeye çalışan bir politikacıyı düşünebiliriz.Наприклад, політик, що обґрунтовує програму, намагаючись переконати аудиторію.
Seyirciyi bir şeye ikna etmeye çalışan bir politikacıyı düşünebiliriz.אפשר לחשוב על פוליטיקאי שמנסה להציג את עמדתו, ומנסה לשכנע את הקהל בדבר מסוים.
Seyirciyi bir şeye ikna etmeye çalışan bir politikacıyı düşünebiliriz.يمكننا أن نفكر بسياسي يحاول أن يقدِّم موقف، يحاول أن يقنع الجمهور بشيء.
Seyirciyi bir şeye ikna etmeye çalışan bir politikacıyı düşünebiliriz.聴衆を説得する場面が 思い浮かぶでしょう さらに このモデルには 別の重要な側面があります
Seyirciyi sakinleştirmek;Calmînd audiența;
Seyirciyi sakinleştirmek;Dat is toch wel innovatief, hè? Het publiek kalmeren.
Seyirciyi sakinleştirmek;De calmer le public ;
Seyirciyi sakinleştirmek;Far calmare l'audience;
Seyirciyi sakinleştirmek;청중을 진정시키는 것;
Seyirciyi sakinleştirmek; Sizi çılgınlığın eşiğine uçurmam gerek.Hạ nhiệt khán giả xuống; trong khi đáng ra tôi phải khiến các bạn phát cuồng, còn tôi thì,
Seyirciyi sakinleştirmek;Sosegando a la audiencia;
Seyirciyi sakinleştirmek;Studzenie emocji publiczności...
Seyirciyi sakinleştirmek;To je ozaj inovatívne nemyslíte, musieť tíšiť publikum.
Seyirciyi sakinleştirmek;Да успокояваш публиката.
Seyirciyi sakinleştirmek;Успокаивать публику.