O günler oldukça eğlenceliydi, ve seyircilerin içindeki sizlerden bazıları benim müşterilerimdi.何人かいらっしゃいます 黒い布でおおった試作品を持ってきて
O'Neill Zaten deli kırk iki yıl burada seninle silip ona seyirci eldeHej de var nødt til at have en masse fik du træt måske en af, at det ikke har pligt til at holde allieret imag
Onlara verdiğiniz elementler ve bunları veriş sıranız seyircinin ilgisini çekmek için en önemlu unsur.여러분이 제공하는 요소들과 그것들을 배열하는 순서는 관객을 사로잡을 수 있을지 없을지에 있어 매우 중요합니다.
Onlara verdiğiniz elementler ve bunları veriş sıranız seyircinin ilgisini çekmek için en önemlu unsur.Những yếu tố bạn cung cấp và thứ tự sắp đặt chúng quyết định việc được hay thua khi kết nối với khán giả.
Onlara verdiğiniz elementler ve bunları veriş sıranız seyircinin ilgisini çekmek için en önemlu unsur.Předložit jednotlivé prvky ve správném pořadí je zásadní pro váš úspěch či neúspěch při získání zájmu diváků.
Onlara verdiğiniz elementler ve bunları veriş sıranız seyircinin ilgisini çekmek için en önemlu unsur.Te elementy i ich kolejność decydują o naszym sukcesie lub porażce w zaangażowaniu widowni.
Onlara verdiğiniz elementler ve bunları veriş sıranız seyircinin ilgisini çekmek için en önemlu unsur.Элементы и порядок их размещения обусловят успех или неудачу в привлечении аудитории.
Onlara verdiğiniz elementler ve bunları veriş sıranız seyircinin ilgisini çekmek için en önemlu unsur.האלמנטים שאתה מספק והסדר שבו אתה מציב אותם יכריעו את הצלחתך או כשלונך בהשגת מעורבות הקהל.
Onlara verdiğiniz elementler ve bunları veriş sıranız seyircinin ilgisini çekmek için en önemlu unsur.العناصر التي توفرها والترتيب الذي تجعلها عليه هي حتمية في مدى نجاحك أو فشلك في إشراك الجمهور.
Onlara verdiğiniz elementler ve bunları veriş sıranız seyircinin ilgisini çekmek için en önemlu unsur.観客を引き込めるかの 成否を握っています 編集者や脚本家には このことが ずっと分かっていました
Onları hareket ettirmek için. Seyirciler sana aşık olmalı.A conmover, esta noche el público tiene que enamorarse de usted.
Onları hareket ettirmek için. Seyirciler sana aşık olmalı. İlk bıçak bağırsaklarını düğümlemeli.Rührung zu erwecken, die Zuschauer sollen sich in Sie verlieben und beim ersten Messerwurf zittern.
Onları hareket ettirmek için. Seyirciler sana aşık olmalı.Сейчас нужно будет, чтобы зрители влюбились в Вас.
Onu seyirciler arasında gördüm ve Rare Earth kopyasından verdim.Ich sah ihm im Publikum, und gab im eine Ausgabe von "Unsere einsame Erde".
Onu seyirciler arasında gördüm ve Rare Earth kopyasından verdim.폴 알렌씨와 얘기를 했습니다. 저는 그를 청중 속에서 봤죠. 그리고 저는 그에게 '희귀한 지구' 복사본을 건네줬습니다.
Onu seyirciler arasında gördüm ve Rare Earth kopyasından verdim.Я увидел его среди аудитории и вручил ему копию "Редкой Земли".
Onu seyirciler arasında gördüm ve Rare Earth kopyasından verdim.ואני דיברתי עם פול אלן; ראיתי אותו בקהל, ונתתי לו עותק של "כדור הארץ הנדיר."
Onu seyirciler arasında gördüm ve Rare Earth kopyasından verdim.كنت اتحدث مع بول ألن؛ رأيته جالسا في الجمهور، وأعطيته نسخة من كتاب "الكرة الأرضية النادرة".
Onu seyirciler arasında gördüm ve Rare Earth kopyasından verdim.『レアアース』を一冊渡した時です 隣にいたジル・ターターが私の方に振り向いて
" Ooo, işte buna hayır demezdim " (Seyirciler gülüyorlar)Aş fi ok cu asta! [rasete]
" Ooo, işte buna hayır demezdim " (Seyirciler gülüyorlar) " Aslında biliyor musun?Es ist sehr bedeutend, was ich sage, ich möchte das teilen.
" Ooo, işte buna hayır demezdim " (Seyirciler gülüyorlar)"Je serais d'accord avec çà!"
" Ooo, işte buna hayır demezdim " (Seyirciler gülüyorlar)'Olisin okei sen kanssa!'
" Ooo, işte buna hayır demezdim " (Seyirciler gülüyorlar)"S tím bych si vystačil!"
" Ooo, işte buna hayır demezdim " (Seyirciler gülüyorlar)'¡Yo estaría bien con eso!' (risas)
" Ooo, işte buna hayır demezdim " (Seyirciler gülüyorlar)"Вот тогда я был бы доволен! "[смех]
Oradan duyabiliyor musunuz? Seyirciler:Est-ce que vous entendez ça, juste ici?
Oradan duyabiliyor musunuz? Seyirciler: Evet.네, 맨 뒤에까지 잘 들리세요? 청충: 네.
Oradan duyabiliyor musunuz? Seyirciler: Evet.هل يمكنكم السماع؟ الجمهور: نعم.
Oradan duyabiliyor musunuz? Seyirciler: Evet.本当にそう思う?本当にそう思う?
Oradan duyabiliyor musunuz? Seyirciler:אתם יכולים לשמוע את זה עכשיו, שם?
Ordan da ancak 50 bin kişiyi bulan seyircileri görür dökülen kanları çok az.그곳으로부턴, 50,000명 군중들의 좋은 광경을 그녀가 가질 수 있으나 피와 들이받음으로 인해 조금밖에 보지 못할것입니다.
Ordan da ancak 50 bin kişiyi bulan seyircileri görür dökülen kanları çok az.Będzie stąd miała dobry widok na 50 000 widzów, ale zobaczy niewiele krwi.
Ordan da ancak 50 bin kişiyi bulan seyircileri görür dökülen kanları çok az.Dali, terá uma boa visão dos 50 000 espetadores mas pouco verá de sangue e mutilação.
Ordan da ancak 50 bin kişiyi bulan seyircileri görür dökülen kanları çok az.De là, elle aura une bonne vue des 50 000 spectateurs mais verra peu de sang et de tripes.
Ordan da ancak 50 bin kişiyi bulan seyircileri görür dökülen kanları çok az.Desde allí, tendrá una buena vista de los 50 000 espectadores pero verá muy poco de sangre y vísceras.
Ordan da ancak 50 bin kişiyi bulan seyircileri görür dökülen kanları çok az.Đứng đây, cô có thể quan sát 50.000 khán giả nhưng sẽ thấy ít cảnh máu me chém giết.
Ordan da ancak 50 bin kişiyi bulan seyircileri görür dökülen kanları çok az.Vanaf daar heeft ze goed uitzicht op de 50.000 toeschouwers, maar ziet ze weinig bloed en verwondingen.
Ordan da ancak 50 bin kişiyi bulan seyircileri görür dökülen kanları çok az.Оттуда она отлично разглядит 50 000 зрителей, но вряд ли разглядит кровавое сражение на арене.
Ordan da ancak 50 bin kişiyi bulan seyircileri görür dökülen kanları çok az.משם, תהיה לה תצפית טובה על 50,000 הצופים אבל היא תראה מעט מאוד מהדם והאימה.
Ordan da ancak 50 bin kişiyi bulan seyircileri görür dökülen kanları çok az.大変よく見えますが 血を争う闘いはほとんど見えません 本当によく見たければ
Parçaları seyircinin birleştirmesini sağla.Buatlah penonton menyatukannya.
Parçaları seyircinin birleştirmesini sağla.Determinaţi audienţa să pună cap la cap lucrurile.
Parçaları seyircinin birleştirmesini sağla.Façam a audiência juntar as peças.
Parçaları seyircinin birleştirmesini sağla.Faire assembler les choses par le public.
Parçaları seyircinin birleştirmesini sağla.Få publikum til at sætte tingene sammen.
Parçaları seyircinin birleştirmesini sağla.Fate in modo che sia il pubblico a mettere insieme le cose.
Parçaları seyircinin birleştirmesini sağla.Hagan que la audiencia ate cabos.
Parçaları seyircinin birleştirmesini sağla.Késztesd a közönséget arra, hogy összerakja a dolgokat.
Parçaları seyircinin birleştirmesini sağla.관객이 함께 맞추도록 만들어.
Parçaları seyircinin birleştirmesini sağla.Laat het publiek dingen bij elkaar brengen.
Parçaları seyircinin birleştirmesini sağla.Làm cho khán giả nối mọi thứ lại với nhau.
Parçaları seyircinin birleştirmesini sağla.Lassen wir doch das Publikum die Teile zusammensetzen.
Parçaları seyircinin birleştirmesini sağla.Nech si diváci dajú veci dokopy.
Parçaları seyircinin birleştirmesini sağla.Niech widzowie zbiorą informacje.
Parçaları seyircinin birleştirmesini sağla.Přinuťte diváky, aby si to dali dohromady.
Parçaları seyircinin birleştirmesini sağla.Tvinga publiken att sätta ihop saker.
Parçaları seyircinin birleştirmesini sağla.Βάλε το κοινό να κάνει την πρόσθεση.
Parçaları seyircinin birleştirmesini sağla.Да накараме публиката сама да сглоби фактите.
Parçaları seyircinin birleştirmesini sağla.Пусть зрители решат уравнение.