Ana içeriğe geç
Sözlük

sevmiş ile cümle

sevmiş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
İngilizlerin bir "cinai roman" teması vardır... ...bunu gerçekten çok sevmişimdir.اذا، هناك نوع من التبخيس الإنجليزي، جريمة قتل غامضة التي أحببتها جدا
İngilizlerin bir "cinai roman" teması vardır... ...bunu gerçekten çok sevmişimdir.私のお気に入りです "わかりやすく曖昧となれ! 我々の理解できる方法で楽しい言葉となれ!"
Jude Law gibi gozuken bir ayakkab?c?.O degil, Jude Law'? her zaman sevmisimdir.Ein Schuhmacher der so aussieht wie Jude Law. Das wäre okay. Ich mag Jude Law generell sehr gerne.
Jude Law gibi gozuken bir ayakkab?c?.O degil, Jude Law'? her zaman sevmisimdir.To je OK, všeobecně mám rád Jude Law.
Jude Law gibi gozuken bir ayakkab?c?.O degil, Jude Law'? her zaman sevmisimdir.Ένας τσαγκάρης που μοιάζει του Τζουντ Λω. Δεν έχω πρόβλημα.
Jude Law gibi gozuken bir ayakkab?c?.O degil, Jude Law'? her zaman sevmisimdir.Сапожник, который выглядит как Джуд Ло. Все в порядке. Я вообще люблю Джуда Ло.
Los Angeles'a gelmek istemedi. Orayı sevmişti, ama İngiltere'de bir kız arkadaşı vardı.Er wollte schon, aber er hatte eine Freundin in England.
Müziği her zaman sevmiştim ve bu yeni programla da kendi müziğimi yapabildiğim için çok heyecanlıyım.Ho sempre amato la musica e sono esaltato all'idea di poter comporre la mia musica con questo nuovo software.
Müziği her zaman sevmiştim ve bu yeni programla da kendi müziğimi yapabildiğim için çok heyecanlıyım.음악을 사랑하고 연주를 하게 되어 기쁩니다 새 소프트웨어로 제 음악을 들려드리겠습니다
Müziği her zaman sevmiştim ve bu yeni programla da kendi müziğimi yapabildiğim için çok heyecanlıyım.Siempre me ha encantado la música y estoy emocionado de poder dirigir mi música con este nuevo software.
Müziği her zaman sevmiştim ve bu yeni programla da kendi müziğimi yapabildiğim için çok heyecanlıyım.Я очень люблю музыку и очень рад, что могу создавать свою собственную при помощи новой программы.
Müziği her zaman sevmiştim ve bu yeni programla da kendi müziğimi yapabildiğim için çok heyecanlıyım.תמיד אהבתי מוסיקה, ואני נרגש מכך שאני יכול לנצח על המוזיקה שלי עם תוכנה חדשה זו.
Müziği her zaman sevmiştim ve bu yeni programla da kendi müziğimi yapabildiğim için çok heyecanlıyım.كنت دائما محبا للموسيقى وأنا أشعر بالحماس لتوصيل موسيقاي الخاصة بالبرنامج الجديد
Müziği her zaman sevmiştim ve bu yeni programla da kendi müziğimi yapabildiğim için çok heyecanlıyım.演奏出来るのでとてもワクワクしています
Neden? Çünkü şimdi origamiyi yapanlar daha da çok sevmişti.왜냐하면 만든 사람들이 이제 더 좋아하게 되었거든요.
Neden? Çünkü şimdi origamiyi yapanlar daha da çok sevmişti.Γιατί; Επειδή τώρα αυτοί που το είχαν φτιάξει τους άρεσε ακόμη περισσότερο.
Neden? Çünkü şimdi origamiyi yapanlar daha da çok sevmişti.מדוע? כי עכשיו הבונים אהבו אותם אפילו יותר.
Neden? Çünkü şimdi origamiyi yapanlar daha da çok sevmişti.لماذا ؟ لأنّ البنائين الآن أحبوها أكثر .
Neden? Çünkü şimdi origamiyi yapanlar daha da çok sevmişti.この作品に より多くの努力を注ぎ込んだから
Önemli olan şey... ...Christian, Roxanne'ı... ...Cyrano kadar sevmiş.근데, 중요한 건... 그 시라노만큼 그 부하도 여 주인공을 사랑했다는 겁니다
Önemli olan şey... ...Christian, Roxanne'ı... ...Cyrano kadar sevmiş.Lo que importa es que... Al igual que Cyrano... Christian amaba a Roxanne.
Önemli olan şey... ...Christian, Roxanne'ı... ...Cyrano kadar sevmiş.O importante é... Tanto quanto Cyrano... Christian amava também Roxanne.
Önemli olan şey... ...Christian, Roxanne'ı... ...Cyrano kadar sevmiş.Yang terpenting adalah... Sama seperti Cyrano... Christian mencintai Roxanne, juga
Önemli olan şey... ...Christian, Roxanne'ı... ...Cyrano kadar sevmiş.Важливе те що, як і Сірано Крістіан любив Роксану.
Önemli olan şey... ...Christian, Roxanne'ı... ...Cyrano kadar sevmiş...مايهم هو ..بقدر ما أحب سيرانو روكزان فكريستان أحبها أيضاً
Onu sevmiştim. Albay Adrian terfi aldı.Căpitanul Adrian a primit o promovare.
Onu sevmiştim.Byl to docela sympa"ák.
Onu sevmiştim.Me cae bien.
Onu sevmiştim.Mi piaceva quel ragazzo.
Onu sevmiştim.Polubiłem go.
Onu sevmiştim.Мы с ним нашли общий язык.
Orada üç yıl kalması amaçlanmıştı, ama gerçekte orada 10 yıl kaldı, çünkü insanlar onu sevmişti.재건축물은 3년 동안만 있기로 했는데 사람들이 너무나 사랑한 나머지 10년동안 거기 있었습니다.
Orada üç yıl kalması amaçlanmıştı, ama gerçekte orada 10 yıl kaldı, çünkü insanlar onu sevmişti.Den var tänkt att stå i tre år, men den blev kvar i tio år, eftersom människor gillade den.
Orada üç yıl kalması amaçlanmıştı, ama gerçekte orada 10 yıl kaldı, çünkü insanlar onu sevmişti.Elle devait rester là trois ans, mais elle y est restée 10 ans car les gens l'adoraient.
Orada üç yıl kalması amaçlanmıştı, ama gerçekte orada 10 yıl kaldı, çünkü insanlar onu sevmişti.Era para ficar durante três anos, mas, na verdade, ficou 10 anos, porque as pessoas adoraram.
Orada üç yıl kalması amaçlanmıştı, ama gerçekte orada 10 yıl kaldı, çünkü insanlar onu sevmişti.Era vorba să stea trei ani. dar a stat 10, pentru că lumea o aprecia.
Orada üç yıl kalması amaçlanmıştı, ama gerçekte orada 10 yıl kaldı, çünkü insanlar onu sevmişti.Mal tam pôvodne zostať iba 3 roky, ale nakoniec tam bol až 10, lebo ľudia ho milovali.
Orada üç yıl kalması amaçlanmıştı, ama gerçekte orada 10 yıl kaldı, çünkü insanlar onu sevmişti.Měl vydržet 3 roky, ale byl tam 10 let, lidé ho milovali.
Orada üç yıl kalması amaçlanmıştı, ama gerçekte orada 10 yıl kaldı, çünkü insanlar onu sevmişti.Miał stać przez trzy lata, ale został na 10, bo spodobał się ludziom.
Orada üç yıl kalması amaçlanmıştı, ama gerçekte orada 10 yıl kaldı, çünkü insanlar onu sevmişti.Nó được mong đợi tồn tại trong vòng ba năm, nhưng thực tế nó đã ở đó 10 năm bởi vì mọi người yêu nó.
Orada üç yıl kalması amaçlanmıştı, ama gerçekte orada 10 yıl kaldı, çünkü insanlar onu sevmişti.Sie sollte dort drei Jahre bleiben, doch tatsächlich wurden daraus 10 Jahre, weil die Leute sie liebten.
Orada üç yıl kalması amaçlanmıştı, ama gerçekte orada 10 yıl kaldı, çünkü insanlar onu sevmişti.Úgy volt, hogy három évig marad ott, de végül tíz évig állt ott, mert az emberek megszerették.
Orada üç yıl kalması amaçlanmıştı, ama gerçekte orada 10 yıl kaldı, çünkü insanlar onu sevmişti.Ze was bedoeld om drie jaar mee te gaan, maar ze stond er 10 jaar omdat de mensen het geweldig vonden.
Orada üç yıl kalması amaçlanmıştı, ama gerçekte orada 10 yıl kaldı, çünkü insanlar onu sevmişti.Θα έμενε εκεί για τρία χρόνια, αλλά στην πραγματικότητα παρέμεινε εκεί 10 χρόνια επειδή άρεσε στον κόσμο.
Orada üç yıl kalması amaçlanmıştı, ama gerçekte orada 10 yıl kaldı, çünkü insanlar onu sevmişti.Тя трябваше да остане там три години, но всъщност остана 10, защото хората я харесаха.
Orada üç yıl kalması amaçlanmıştı, ama gerçekte orada 10 yıl kaldı, çünkü insanlar onu sevmişti.היא הייתה אמורה לעמוד על תילה במשך 3 שנים, אבל למעשה היא עמדה שם במשך 10 שנים כי אנשים כל כך התלהבו ממנה.
Orada üç yıl kalması amaçlanmıştı, ama gerçekte orada 10 yıl kaldı, çünkü insanlar onu sevmişti.كان من المفترض أن تبقى هناك لمدة ثلاث سنوات، ولكن الواقع أنها مكثت هناك 10 سنوات لأن الناس أحبوها
Orada üç yıl kalması amaçlanmıştı, ama gerçekte orada 10 yıl kaldı, çünkü insanlar onu sevmişti.人々に愛され 実際には 10年間使われました その後 台湾で 大きな地震があった際に
Orayı sevmişti, ama İngiltere'de bir kız arkadaşı vardı.Ele gostaria, mas tinha uma namorada em Inglaterra.
Orayı sevmişti, ama İngiltere'de bir kız arkadaşı vardı.Gli piaceva ma aveva una ragazza in Inghilterra.
Orayı sevmişti, ama İngiltere'de bir kız arkadaşı vardı.Han älskade det, men han hade en flickvän i England.
Orayı sevmişti, ama İngiltere'de bir kız arkadaşı vardı.Hänellä oli tyttöystävä Englannissa.
Orayı sevmişti, ama İngiltere'de bir kız arkadaşı vardı.Han elskede tanken, men han havde en kæreste i England.
Orayı sevmişti, ama İngiltere'de bir kız arkadaşı vardı. Hayatının aşkı, Sarah.Era dragostea vieții lui.
Orayı sevmişti, ama İngiltere'de bir kız arkadaşı vardı. Hayatının aşkı, Sarah.Ini adalah cinta matinya, Sarah.
Orayı sevmişti, ama İngiltere'de bir kız arkadaşı vardı. Hayatının aşkı, Sarah.영국에 사라라고 사랑에 빠진 여자친구가 있었거든요.
Orayı sevmişti, ama İngiltere'de bir kız arkadaşı vardı. Hayatının aşkı, Sarah.Sarah, tình yêu của đời nó.
Orayı sevmişti, ama İngiltere'de bir kız arkadaşı vardı. Hayatının aşkı, Sarah.ولكن كانت لديه صديقة في إنجلترا. كانت هي حب حياته، سارة.
Orayı sevmişti, ama İngiltere'de bir kız arkadaşı vardı. Hayatının aşkı, Sarah.知り合って1ヶ月でした
Orayı sevmişti, ama İngiltere'de bir kız arkadaşı vardı.Hij hield ervan, maar hij had een vriendin in Engeland.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod