Ana içeriğe geç
Sözlük

sevmek ile cümle

sevmek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Her şeye rağmen Valentina, Jose Miguel'i hâlâ deliler gibi sevmektedir.Nikolas had always loved Stefan like a father, after all.
"Türküm, doğruyum. İlkem; yurdumu canımdan çok sevmektir."I am Turkish and I am proud, and I love my nation more than my own essence.
İyi sevmek ve iyi çalışmak için, bilgeliğe ihtiyacınız vardır.Well, to love well and to work well, you need wisdom.
Şimdi ve sevgi Eun-soo sizin olmaya gidiyorum. Sadece seni sevmek iseI'm going to become you and love Eun-soo now.
Bu insanlık tarihinde uzayı sevmek için muhtemelen en iyi zamandı.This is probably the best time in the history of mankind to love space.
Ben herşeyi şartsız olarak sevmek için çok uğraştım.I really tried to unconditionally love everything.
Narsizmin kendini sevmek anlamına geldiğini düşünürdüm.I thought narcissism meant you loved yourself.
Sonuçta bu durum kendini sevmekten daha derin bişey. Bu karşılıksız bir sevgi.So it's actually drearier than self-love; it's unrequited self-love.
Hidrojen sevmekle sevmemek arasındadır.Hydrogen is a little bit here or there.
Yüz yüze yapılan görüşmeler bu dört günü sevmek içindi.You know? It's all these one-on-one meetings for like four days.
Ben nefret düşman sevmek gerektiğini unutmayın.That I must love a loathed enemy.
ROMEO Tybalt, Ben seni sevmek zorunda nedenle çok konuyla ilgili öfke mazeret erdirmezROMEO Tybalt, the reason that I have to love thee Doth much excuse the appertaining rage
Bebekleri sevmek önemlidir. Mesela kötü kokan çocuk bezleri bizi yıldırmamalıdır..It's important that we love babies, and that we not be put off by, say, messy diapers.
Ben edebiyatı kendisi için sevmek istiyorum, bir araç gibi görmek değil.I want to love and celebrate fiction for what it is, not as a means to an end.
(S:) Aslında, sevmek derken... (M:) Hayır, öyle kastetmedim, bilirsin, sevecen bir şekilde.[Q.] Well, love in the sense...? [Mooji]
Öğrendiğimiz başka önemli şey de ana karakterinizi sevmekti.Another fundamental thing we learned was about liking your main character.
Birini sevmek için bir bahanenin olması...It's so... to get the excuse to be in love with somebody.
Birini sevmek, bu nasıl bir duygu?And when you love, how does it feel?
Bakıcılık çok fazla sevmektir.Caretaking is mightily loving.
Hayat şaşkınlık karşısında hareket edebilmektir, ve hayat, insanları gerçekten sevmektir.It's about acting in the face of overwhelm. And it's about loving people really well.
Ama onu sevmekten vazgeçmeyecek, Sadakatime sırt çevirmeyeceğim.But I will not completely take my loving kindness from him, nor allow my faithfulness to fail.
Seven kişi komşusuna kötülük etmez. Bu nedenle sevmek Kutsal Yasayı yerine getirmektir.Love doesn't harm a neighbor. Love therefore is the fulfillment of the law.
Tanrıyı sevmek Onun buyruklarını yerine getirmek demektir. Onun buyrukları da ağır değildir.For this is the love of God, that we keep his commandments. His commandments are not grievous.
İkisi dle birbirlerini çok sevmektedir.They both love each other so much.
Sıkı bir Galatasaray taraftarıdır, ayrıca fotoğraf çekmeyi ve bisiklet kullanmayı çok sevmektedir.He is a strict Galatasaray fan, he also loves to take pictures and use bicycles.
Yaşlıları öğretmek ve sevmek .Teaching and loving the elderly.
Aşık olmak sevmekle aynı değildir. Bir bayana aşık olabilirsin ve hâlâ ondan nefret edebilirsin.Verliebtsein ist nicht das Gleiche wie Lieben. Man kann in eine Frau verliebt sein und sie trotzdem hassen.
Sizleri sevmekten vazgeçebilirim.Ich kann darauf verzichten, euch zu lieben.
Biraz sevmek diye bir şey yok! Ya öleceksin aşkından ya da vazgeçeceksin.Ein bisschen zu lieben, so etwas gibt es nicht! Entweder stirbst du vor Liebe, oder du verzichtest.
Deli kadın sevmek cesur adam işidir!Eine verrückte Frau zu lieben, ist die Sache eines mutigen Mannes!
Güvenmek sevmekten daha önemli.Zu vertrauen ist wichtiger als zu lieben.
Seni sevmek bir hata değildi, ama seninde beni sevdiğini düşünmek bir hataydı.Es war kein Fehler dich zu lieben, aber es war ein Fehler, zu denken, du würdest mich auch lieben.
Fotoğraf çekmeyi çok sevmektedir.Viel Spaß beim Fotografieren.
Kraliçe Kallikrates'i görünce aşık olur, fakat Kallikrates Amenartes'i sevmektedir.Die Königin verliebte sich in Kallikrates, der seinerseits jedoch Amenartes liebte.
İkisi dle birbirlerini çok sevmektedir.Die beiden fanden Gefallen aneinander.
Kin, sevmekten çok daha fazla kalıcıdır.Hung – Um Längen besser.
Ülkesini sevmek.Sie liebte ihr Land.
Ancak Hermia Lysander'i sevmektedir.Lysander liebt Hermia ebenfalls.
Demeter ise kızını çok sevmektedir.Mattis liebt seine Tochter über alles.
Fakat tabii ki herkes Pootie'yi sevmek zorunda değildir.Guido wollte Pomposa nur ungern verlassen.
Ace'i sevmektedir.Er liebt nun Jess.
"Sevmek için sevmek gerekir".Man muss es einfach lieben.
8) Doğruluğu ve doğruları sevmek, yalandan nefret etmek.Die Wette um Wahrheit oder Lüge.
Eisenberg, kedileri çok sevmektedir ve hayvan beslemekle ilgilenmektedir.Gil hat nach wie vor Angst vor Katzen und ist ein sehr guter Koch.
Paro hala onu beklemekte ve sevmektedir.Eduardo läuft ihm entgegen und liebkost ihn.
Yalnız kalmayı sevmektedir.Sie würde gerne alleine wohnen.
PETA'yı desteklemekte ve hayvanları sevmektedir.Bono sagte mir, dass er Animal Rights liebe.
Yalnız ikisi de hala birbirlerini çok sevmektedirler.Dennoch verlieben sich beide wieder ineinander.
Aslında Zehra'yı sevmektedir ama bunu kendinden bile saklamaktadır.Nisha will ihn für sich, doch er liebt noch immer Jaya.
Abdül Hassan gevezelik yapmayı tıraş etmekten çok daha fazla sevmektedir.Julia Behrendt liebt das Tanzen mehr als alles andere.
Tara, seks ile yemekleri aynı anda sevmektedir.Thomas liebt es, mit seiner Familie zusammen zu essen.
Clara en çok bilim ve seyahat kitaplarını sevmektedir.Charles liebte die Literatur und die Naturwissenschaften.
Oyun oynamayı sevmektedir, herkese iyi davranır ve daima mutludur.Er gilt als hilfsbereit, ist immerzu gut gelaunt und für jeden Spaß zu haben.
Hep kavga etseler de birbirlerini çok sevmektedirler.Seid stets willens, Euch untereinander zu Willen zu sein.
Öte yandan bu kadın da, bir başkasını sevmektedir.Leider liebt sie einen anderen.
Kardeşiyle arada bir tartışsada birbirlerini çok sevmektedirler.Bei einem Rendevouz mit ihm verlieben sie sich ineinander.
En büyük mutluluk sevmek ve sevilmektir.Aimer et être aimée est le plus grand bonheur.
Mary Garth'ı çocukluğundan beri sevmektedir.Il est amoureux de Mary Garth depuis d'enfance.
Fiona da aslında Shrek'i sevmektedir.Fiona a enfin vu à quel point Shrek l'aimait.
Demeter ise kızını çok sevmektedir.Devon en veut énormément à sa tante.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod