Demeter ise kızını çok sevmektedir.Lucas rakastaa selvästi hyvin paljon poikaansa.
Bir işle uğraşmayı sevmektedir.Sen sijaan tekee hän mielellään kauppaa.
Ülkesini çok sevmesiyle ünlenmiştir.Hän on erittäin suosittu kotimaassaan.
Sonny bir gün artık sevgilisinin onu sevmemeye başladığı düşünmektedir.Johnson vakuuttaa rakastaneensa Minniä jo siitä hetkestä alkaen.
Bize komşularımızı en az kendimiz kadar sevmemiz emredilir.Toive siitä, että me ihmiset pitäisimme enemmän itsestämme.
Okuldan nefret eder ve çalışmayı hiç sevmez.Hän ei viihtynyt koulussa, vaan halusi tehdä töitä.
Tom'un hâlâ Mary'yi sevip sevmediğini merak ediyorum.Tykkääköhän Tom vielä Marysta.
Dorian'ın artık onu sevmediğini anlayınca intihar eder.Αυτοκτονεί όταν ο Ντόριαν της λέει ότι δεν την αγαπάει πλέον.
Büyükbabası dayılarını pek sevmez.Στη γιαγιά δεν αρέσουν τα άτακτα μικρά κορίτσια».
Artık Sevmeyeceğim (1991) 06.Το άλλο μου μισό (1996) 14.
Şükufe'ye deliler gibi aşıktır ama Koyu Bilal de Şükufe'yi sevmektedir.Αγαπά τα υγρά μέρη και είναι γνωστό και ως ασπροσέλινο.
Ayrılık İçin Sevmedim 05.ΕΠΕΤΕΙΟΣ ΧΩΡΙΣΜΟΥ 15.
"Sevmek için sevmek gerekir".Ήδη αγαπούμε να τον μισούμε."
Eleştirmenler Fındıkkıran'ı hiç sevmediler.Γενικά δεν άρεσε στους κριτικούς.
Filmin sloganı, "Burada yabancıları sevmezler… Yerlileri hiç sevmezler."Ο δούκας ομολογεί στον Πάπα πως "δεν θέλω ξένους ως επισκόπους, οι ντόπιοι μου είναι συμπαθείς".
Önemli olan kötülüklerle birlikte Tanrı’yı sevmektir.Εύγε εύγε εύγε Μήτερ Θεού, και δούλη».
Kız ise hiçbirini istemez, çünkü kalenin eteklerinde koyunlarını otlatan bir çobanı sevmektedir.Εκείνη όμως δεν νοιώθει καμία χαρά γιατί αισθάνεται σαν φυλακισμένη μέσα στα τείχη του παλατιού.
Bir işle uğraşmayı sevmektedir.«Μου αρέσει να δουλεύω με παιδιά.
Elmaları sevmem.Δεν μ'αρέσει τα μήλα.
Ben kahve sevmem.Δε μ' αρέσει ο καφές.
Seni hiç sevmedim.Δε σ' αγάπησα ποτέ.
Komşularımızı sevmek görevimizdir.Το να αγαπάμε τους γείτονες μας είναι καθήκον μας.
Yeşil çayı sevmem.Δε μου αρέσει το πράσινο τσάι.
Yeşil çayı sevmem.Δε μ' αρέσει το πράσινο τσάι.
Yeşil çayı sevmem.Το πράσινο τσάι δε μου αρέσει.
Yeşil çayı sevmem.Το πράσινο τσάι δε μ' αρέσει.
Yüzmeyi sevmem.Δε μου αρέσει το κολύμπι.
Maden suyunu sevmem.Δε μου αρέσει το μεταλλικό νερό.
Yeşil çayı sevmem.Δε μου αρέσει το πράσινο τσάι.
Yeşil çayı sevmem.Δε μ' αρέσει το πράσινο τσάι.
Yeşil çayı sevmem.Το πράσινο τσάι δε μου αρέσει.
Yeşil çayı sevmem.Το πράσινο τσάι δε μ' αρέσει.
Beni sevip sevmediğini bilmiyorum.Δεν ξέρω εάν μ'αγαπάς.
Beni sevip sevmediğinizi bilmiyorum.Δεν ξέρω εάν μ'αγαπάτε.
Herkesi sevmeyi deneyin.Προσπαθήστε να αγαπάτε όλους.
Fotoğraf çekmeyi çok sevmektedir.Hun er vild med at fotografere.
Artık 18 yaşından büyüğüz ve yaptığımız şeyi bizimde sevmemiz gerekiyor" diyor."Fordi vi bare er 18 år gamle, er det vigtigt at vi kan selv synes om det, vi laver.
Kulun Allah’a doğru aşk ile çekilmesine Cezbe, Allah’ın kulu kulun da Allah’ı sevmesine Muhabbet denir.Så være Gud mig huld, om jeg siger sandt; vred, om jeg lyver."
İngilizler yeni kraliçeyi sevmediler.Romerne syntes ikke om den nye kejser.
Kendisine "chan" takma adıyla seslenilmesini hiç sevmez.Det er ikke for ingenting, at han bliver kaldt The T'Cha.
Yalnız ikisi de hala birbirlerini çok sevmektedirler.De er begge to stadig meget forelsket i hinanden.
Biz Sevmeyi Ne Zaman Unuttuk?Jeg kom til at huske hvor meget jeg elsker det.
Babasını hiç sevmezdi.Han genså aldrig sin mor.
Ama pek konuşmayı sevmez.Hun hader at holde taler.
Genç canavarları sevmez ve kendisi bir cellattır.Hun elsker at banke skurke og monstre og er meget drenget.
Kapak tasarımını en baştan beri sevmemiştim.NiDNiM brød sig ikke om baggrundstegningerne.
Sonra Oscar, herkese futbolu sevmediğini söyler.Han har udtalt, at han hader fodbold.
11. Doktor papyonları da sevmektedir bu yüzden kırmızı bir papyon takar.Pink er begunstiget af røde larver, men pink foretrækker den gule.
O bir çete üyesi gibi davranmayı sevmektedir.Han elsker at være en moderne mand.
Yansıtma: “Beni sevmediğini, benden hoşlanmadığını biliyorum.”Han har også sagt: "Hun krammer mig aldrig, hun kan ikke lide mig".
Zoey'nin onun hayatına karışmasını hiç sevmez.Jens er ikke glad for sit liv.
Yabanlı oymağı insanı durağanlığı sevmez.Stål kan de underjordiske ikke lide.
Olayların temposu arttıkça Klute ilginç bir kişiliği olan bu fahişeyi sevmeye başlar.Så hun bruger mere og mere tid med denne mærkværdigt fascinerende amerikaner.
"Ne Sevmeyi Bildik ne Sevilmeyi" (Söz: Haluk Kurosman, Müzik: Barış Yurtcu) "Gurur Benim Neyime?"Hvorfor er det let at sige, jeg elsker ... dig?
Nevriye Hanım bir türlü Ulvi'yi sevmez.The Sorceress kan ikke lide Lava.
Kıyıya çıkmayı sevmez ve insanların gözüne de görünmezmiş.Han bor alene i en grotte og kan ikke lide nogen mennesker.
Augustus bu evi sevmemiş bu sebeple de yıktırmıştı.Han skulle senere fremhæve, at han ikke brød sig om den bygning, fordi den stod skævt.
Çalışmayı sevmem.Jeg kan ikke lide at studere.
Tom ailemi sevmez.Tom kan ikke lide min familie.
Yumurta sevmez.Han kan ikke lide æg.