Onu tanıyanlar onu seviyorlar.Those who know him like him.
Tom ve Sue birbirlerini seviyorlar.Tom and Sue love each other.
Onlar bu şarkıyı seviyorlar.They love this song.
Cesur genç insanlar dağcılığı seviyorlar.Hardy young people like mountaineering.
Çocuklar sahilde oynamayı seviyorlar.Children love playing on the beach.
Onlar birbirlerini seviyorlar mı?Do they love each other?
Onlar İngilizceyi seviyorlar.They like English.
Politik konular hakkında tartışmayı seviyorlardı.They liked to argue about political issues.
Onlar karda oynamayı seviyorlar.They like to play in the snow.
Onlar büyük arabaları seviyorlardı.They liked large cars.
Onlar birbirlerini seviyorlar.They love each other.
Çocuklar su kaydırağına geldiklerinde su sıçratmayı seviyorlar.Children enjoying making a splash in water as they come off a waterslide.
Onlar o şarkıyı seviyorlar.They love that song.
Nicholas ve Maria birbirlerini seviyorlar.Nicholas and Maria love each other.
Onlar dans etmeyi seviyorlar.They like to dance.
Tom ve Mary birbirlerini seviyorlar.Tom and Mary love each other.
Tom ve Mary birlikte müzik çalmayı seviyorlar.Tom and Mary enjoy playing music together.
Çocuklar plajda oynamayı gerçekten çok seviyorlar.Children really like playing on the beach.
Birbirlerini derinden seviyorlar.They love each other deeply.
Onlar ilgiyi seviyorlar.They like attention.
Onlar onu seviyorlar.They love it.
Onlar beni seviyorlar.They love me.
Onlar Tom'u seviyorlar.They love Tom.
Umarım beni seviyorlar.I hope they like me.
Onlar işlerini seviyorlardı.They liked their jobs.
Onlar deniz ürünlerini seviyorlar.They like seafood.
Onlar okumayı seviyorlar.They love reading.
Günbatımını seviyorlar.They love sunsets.
Onlar fasulyeyi seviyorlar.They like beans.
Küçük kargalar benim büyük kuvars sfenksimi seviyorlar.Jackdaws love my big sphinx of quartz.
Kirli bir çevrede olmayı seviyorlar.They love to be in a dirty environment.
Onlar gerçekten arabalarını seviyorlar.They really like their cars.
Onlar parktaki salıncaklarda oynamayı seviyorlar.They like to play on the swings in the park.
Bütün çocuklar koşmayı ve zıplamayı seviyorlar.All children love to run and skip.
Kaplumbağa güvercinleri ayçiçeği tohumlarını çok seviyorlar.Turtle doves have a great liking for sunflower seeds.
Annem ve babam birbirlerini seviyorlardı.My parents loved each other.
Tom ve Mary birbirlerini hala seviyorlar mı?Do Tom and Mary still love each other?
Beni gerçekten seviyorlardı.They really loved me.
Çocukların süt içmeyi seviyorlar mı?Do your children like to drink milk?
John ve Ann birbirlerini seviyorlar.John and Ann love each other.
Tom ve Mary hala birbirlerini seviyorlar.Tom and Mary still love each other.
Şarkı söylemeyi seviyorlar.They love singing.
Balık tutmayı seviyorlar.They love fishing.
Efsane villalar yapıyorlar... ...inşaat mühendislerini seviyorlar, mimarları takmıyorlar.They build these horrendous villas, love civil engineers, don't care about the architects.
Buluşlarının hikayesini bir nevi "Evraka!" anına benzetmeyi seviyorlar.So they want to tell the story of the "eureka!" moment.
İnsanlar sex yapmayı seviyorlar.People really like to have sex.
Eğlenceden ibaret ve insanlar eğlenmeyi seviyorlar.It's just fun, and people love to move around doing fun things.
Aslında, onları hayvanlardan ayıran şeylerin oturp bir listesini yapmayı seviyorlarIn fact, they love to list all the things that they think separate them from the animals:
Bence girişimciler pek çok durumda spot ışıkları altında olmayı, paradan daha çok seviyorlar."here yet to enable that?
Cumhuriyetçiler cumhuriyetçileri seviyorlar.Republicans like Republicans.
Mimarlar nefret etmeyi seviyorlar.Architects love to hate it.
Ve ateşli bir şekilde çocuklarımı seviyorum, ve onlar da beni seviyorlar."And I fiercely love my children, and they love me back."
Hııı bir de smokinlileri yemeyi seviyorlar.Oh, and they also happen to eat Happy Feet.
Sosisi seviyorlardı. (Kahkahalar)They loved their sausages.
Burada, yani Amerika'da, insanlar gerçekten televizyonu seviyorlar.Here in America, people actually love TV.
Düşündüm ki, oyun oynamayı seviyorlar.So I thought, well they like to play games.
Bu kadınlar başka birine gitmezlerdi; çünkü beni seviyorlardı ve ben bunu bir şekilde çözmüştüm.These women weren't going to go to anybody else because they liked me, and I kind of figured it out.
- Seni çok seviyorlar.- They're very fond of you.
Birçok insan problemin sebebi olarak başka yerleri göstermeyi seviyorlar.A lot of people like to point to some place else as the cause of the problem.
Rus oyuncuların karakteristik bir özelliği var: Oyunu seviyorlar.There's something that is characteristic of Russian players: they love the game.