Ana içeriğe geç
Sözlük

sessiz ile cümle

sessiz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Tom mikrofonunu sessize aldı.Tom muted his microphone.
Odaya sessizlik hâkim olmuştu.A hush fell over the room.
Neden sessiz olan ofisimde konuşmuyoruz?Why don't we talk in my office where it's quiet?
Sessizliğimizi koruduk.We kept still.
Sonunda, misafirler ayrıldı ve daire sessizdi.At last the guests left, and the flat was quiet.
Sanki sihirli bir değnek değmişçesine ortalık sessizliğe gömüldü.As if by magic, everything went silent.
Tom çok sessiz durdu.Tom stayed very quiet.
Emekli olduktan sonra sessiz sakin bir köy hayatı yaşamak istiyorum.I'd like to live a quiet life in the country after I retire.
Lütfen sessiz olmaz mısın?Can't you please be quiet?
Neden bu kadar sessiz konuşuyorsun?Why are you talking so quietly?
Çocuk sessizce durdu, etrafına baktı.The child stood quietly, looking around.
Çocuk etrafına bakınarak sessizce durdu.The child stood quietly, looking around.
Robert oldukça sessiz bir mahallede yaşıyordu.Robert lived in a fairly quiet neighborhood.
Robert oldukça sessiz bir semtte yaşıyordu.Robert lived in a fairly quiet neighborhood.
William sessizce Sandra'nın arkasındaki mağazadan sıvıştı.William quietly slipped out of the store behind Sandra.
Her şey garip bir şekilde sessizleşti.Everything went strangely quiet.
William orada öylece durdu, ürkütücü bir sessizlik içindeydi.William just stood there, eerily silent.
William sessizce ağlamaya başladı.William started to silently cry.
Sessiz olmak için çok uğraştık.We tried hard to be quiet.
Tom aniden sessizleşti.Tom suddenly became quiet.
"Hadi buradan çıkalım," diye fısıldadı Tom sessizce."Let's get out of here," Tom whispered quietly.
Sessizce konuşun, böylece bebeği uyandırmazsınız.Speak quietly, so your don't wake the baby up.
Konuşabileceğimiz sessiz bir yer bulalım.Let's find a quiet place where we can talk.
Piknik yapabileceğimiz sessiz bir plaj bulalım.Let's find a quiet beach where we can have a picnic.
Tom'un arabası çok sessiz.Tom's car is very quiet.
Biraz uyuyabileceğim sessiz bir yer bulmak istiyorum.I'd like to find somewhere quiet where I can get some sleep.
Kedi sessizce mırladı.The cat purred quietly.
Seyirciler sessizce dinledi.The audience listened quietly.
Sessiz kalmam için bana para ödediler.They paid me to keep quiet.
Tom'a o konuda sessiz kalacağımı söyledim.I told Tom that I'd keep quiet about that.
Kibarca Tom'dan sessiz olmasını istedim.I politely asked Tom to be quiet.
Tom sessizce çalışmaya devam etti.Tom quietly continued working.
Tom onlara bir hikaye okurken çocuklar sessizce dinlediler.The children listened quietly as Tom read them a story.
Tom sessizce kendi başına oynuyordu.Tom was playing quietly by himself.
Lütfen olabildiğince sessizce ayrılın.Please leave as quietly as you can.
Tom sessizce oturdu, pencereden dışarı baktı.Tom sat quietly, staring out the window.
Tom sessizce "Hayır" diye yanıtladı."No," Tom replied quietly.
Felix birkaç saniye sessiz kaldı.Felix went silent for a few seconds.
Felix birkaç saniye sessizleşti.Felix went silent for a few seconds.
Felix birkaç saniye için sessizleşti.Felix went silent for a few seconds.
Felix birkaç saniye boyunca sessiz kaldı.Felix went silent for a few seconds.
Felix aniden sessizliği bozdu ve "Seni görebiliyorum, Amelia" dedi.Felix suddenly broke the silence saying: "I can see you, Amelia."
Gunter buraya biraz huzur ve sessizlik elde etmek için geldi.Gunter came here to get some peace and quiet.
Gunter sessizce neler olduğunu sordu.Gunter asked quietly what was going on.
Gunter sessizce neler olup bittiğini sordu.Gunter asked quietly what was going on.
Sokak sessiz görünüyordu.The street appeared to be quiet.
"Ziynet Sali, 'Deli Divanenim' ile Sessizliğini Bozdu"."Ziynet Sali, 'Deli Divanenim' ile Sessizliğini Bozdu" (in Turkish).
Bu nedenle birçok kişi karanlık ve sessiz bir oda arar.Many thus seek a dark and quiet room.
Sessiz güneş solar yüzeyin geri kalanını oluşturur.The quiet Sun makes up the rest of the solar surface.
Her yer karanlık ve sessizdi.Everywhere was dark and silent.
Kısa bir sessizliğin ardından "Manicure" ve "Cake Like Lady Gaga"yı söyledi.After a short speech, "Manicure" and "Cake Like Lady Gaga" are performed.
Sessiz Ev'de yer alan gençlerin her biri bendim.Each of the young characters in Silent House was me.
İmparatorluk yasağı sessizce kaldırıldı.The imperial ban was dropped silently.
Corbin Bleu, terk edilmiş bir evsiz play "Tiny Tim is Dead" in sessiz oynadı.Corbin Bleu played an abandoned homeless mute in the play Tiny Tim is Dead.
Glaspie'nin kendisi yıllarca Irak'taki hareketleri hakkında sessiz kaldı.Glaspie herself for years remained silent on the subject of her actions in Iraq.
Clary de ona Sessiz Şehir'e gidip Sessiz Kardeşlerden yardım istemeyi teklif eder.Clary then offers to take him to the Silent City to get help from the Silent Brothers.
Doğrudan karşılaşmalarda, en iyisi sessiz ve hareketsiz beklemektir.When dealing with direct encounters it is best to remain silent and motionless.
Annesi Rachel Messerer-Plisetskaya (Ra Messerer) ise bir sessiz sinema oyuncusuydu.Her mother, Rachel Messerer-Plisetskaya, was a silent-film actress.
Aralarındaki mutsuz ilişkiyi hayal edince, Sessiz Ev'i kurmaya başlamış oldum. (s.When I tried to dream about their unhappy relationship I had started to fictionalize Silent House.
Böylece anıt 12.000 kişinin önünde, sessizlik içinde açıldı.The monument was thus unveiled in silence, in front of 12,000 people.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
sessiz ile cümle - Sayfa 17 - sessiz kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App