Bir sesin perdesi, o sesi oluşturan ses dalgalarının titreşimlerinin frekansına bağlıdır.La fréquence d'un son dépend de la longueur de la colonne d'air mise en résonance.
Peygamber Ezekiel tanrnı sesini duymakta.Salomé entend le prophète.
Kadın sesi çıkarabilir.Elle doit être sonorisée.
Sert ve dolgun bir S sesi verir.C'est lui qui donne un son aigre et puissant.
Clara,fare sesi sesi duyarak uyanır.Cet oiseau siffle quand il vole.
Bir anda gülbang sesi yükseldi: “Alla!Alors, avec un grand sourire, nous avons répliqué : « Ja !
Ek ile zamirlerin aralarına "n" sesi girer.Le son du tambour « Ka » les accompagne.
İlk olarak büyükbabasının yürüyüşünü, mimiklerini ve sesini taklit etmeye başladı.Il finit alors par parler à l'esprit de son père et de son grand-père.
Üstelik bu film sinemaya sesin gelmesinden sonra çekilen ilk sesli filmlerden biriydi..C'est aussi le film le plus piraté avant sa sortie en salle.
Dinlediği kayıtlar onun müzik sesini belirlenmesinde etkili oldu.Ces derniers décident de l'aider à enregistrer sa musique.
Korn bir anlamda eski sesine dönmüştür.Una voce poco fa qui nel cor mi risuonò.
Sesi kibar ve sıcaktır.Su voz es gentil y cálida.
Yağmurun sesini rahatlatıcı buluyorum.Yo encuentro relajante el sonido de la lluvia.
Güzel bir sesin var.Tienes una voz hermosa.
Tom Mary'nin sesini hemen tanıdı.Tom reconoció de inmediato la voz de Mary.
Uykumda onun sesini duydum.Mientras dormía oí tu voz.
Sesini duyduğumu düşündüm.Creí haber oído tu voz.
Sesini işitmek için bir hayvana dokunun.Toca un animal para oír su sonido.
Bu sabah beni şimşek sesi uyandırdı.Me despertó el sonido del trueno esta mañana.
Çok güzel bir sesin var.Tienes una voz muy bonita.
Peki bir elin sesi nedir?"¿Cuál es el sonido de una mano?"
Bu bir halkın sesi, Büyük Afrika'daki tüm kardeşlerini çağıran.Es la voz de un pueblo Que llama a todos sus hermanos de la gran África.
Bu bir halkın sesi, Tüm kardeşleri bir araya gelmeye çağıran.Es la voz de un pueblo Que llama a todos sus hermanos a encontrarse.
Bu frekans, eğer gerçekten var olsaydı, katıdaki sesin hızıyla bağlantılı olurdu.Esta frecuencia, si de hecho existiese, estaría relacionada con la velocidad del sonido en el sólido.
Ward'ın ortağı ve dizinin baş yazarı olan Bill Scott, Bullwinkle karakterinin orijinal sesiydi.Bill Scott, socio de Ward y escritor principal de la serie, fue la voz original de Bullwinkle.
Sonra Yahudiler için geldiler, sesimi çıkarmadım, çünkü Yahudi değildim.Luego vinieron por los judíos, y yo no dije nada, porque yo no era judío.
Bu noktadan itibaren kitap, Bart'ın sesi olarak edinilen deneyimlere yer vermektedir.Desde ese punto, el libro comienza a narrar sus experiencias como la voz de Bart.
Ben sesimin ana enstrüman olmasını istiyorum."Quería que mi voz fuera el instrumento principal».
Boieldieu yavaş yavaş sesini kaybetmeye başladı; bunun nedeni şüphesiz gırtlak kanserine yakalanmasındandır.Boïeldieu perdió progresivamente la voz, sin duda a causa de un cáncer de laringe.
Yusuf dostunun sesini tanıyıp dedi: “Benim.Los judíos dijeron: «¡Cómo lo amaba (ephílei)!»”
Örneğin Barton New York'ta yemek yerken, hafif ve hoş bir zil sesiyle çağrılır.Por ejemplo, Barton es llamado por una campana mientras cena en Nueva York; el sonido es liviano y placentero.
Mezarda olanların' hepsinin O'nun sesini işitecekleri ‘saat' geliyor.”En su entierro se escuchó el silencio que se escucha en los entierros de los tiranos».
Rusya'nın Sesi Radyosu.Radio La Voz de Rusia.
Johnson ayrıldıktan biraz sonra bir tüfek sesi duyar ve Johnson'un vurulmuş olduğu içine doğrar.Después de irse, Minnie oye un disparo y así sabe que han disparado a Johnson.
Sesi de eylem üzerine vurguyla biraz daha ciddidir.El tono también es algo más serio con mayor énfasis en la acción.
Bir gün, Sarah şarkı söylerken yerel bir tavernanın sahipleri onun sesini duydular.Un día, los propietarios turcos de una taberna local escucharon cantar a Sarah.
Herkes kendi vicdanının sesini dinler.Escucha siempre la voz de tu conciencia.
Özel bir tenor sesine sahipti.Poseía una voz de tenor.
Seslenmesi "chip" şeklinde olup, şarkısı bu chip sesi serisinin chipchipchipchipchipchip şeklinde olur.Su llamado suena como un chip, y su canto es una serie rápida que suena chipchipchipchipchipchip.
Bu sıralarda Wheatstone ses ve sesin taşınımıyla ilgili çok çeşitli deneyler yapma fırsatı elde etti.En este período, Wheatstone realizó numerosos experimentos sobre el sonido y su transmisión.
Bir pilot olan Nick Mason'ın da sesi şarkının ortalarında duyulmaktadır.También se puede escuchar la voz del baterista Nick Mason, un buen aviador, en el medio de la canción.
Henüz Nokia'nın karakteristik zil sesini kullanmadı: yalnızca 1994 yılında tanıtıldı.El dispositivo, no empleo el tono de llamada característico de Nokia: eso fue introducido en 1994.
Sessiz bir günde, bir tek tankın bile çıkardığı derin gürleme sesi çok uzaktan duyulabilir.El ruido generado por un único tanque se puede oír a grandes distancias.
Voice of America (Amerika'nın Sesi) (İngilizce).Voice of America (en french).
Onun sesi Maurizio Porro tarafından "büyüleyici bir miyavlama türü" olarak tanımlanmıştır.Este tono es descrito por Maurizio Porro como "una especie de maullido cautivador".
15 Aralık 2017 tarihinde kaynağından arşivlendi. ^ "İşte o sesin sahibi".Archivado desde el original el 15 de diciembre de 2017. «İşte o sesin sahibi».
Buradaki /e/ sesi önce /é/ daha sonra /i/ sesine dönüşür.Elle (Ella) se pronuncia /a/ o /al/ antes de una vocal.
O, kendisini sadece melodinin sesinin tanımlayabildiği, çok acıtan tüm trajik hisleri temsil ediyor.Representa toda emoción trágica que sea tan nociva que sólo el sonido de la melodía puede definirla.
Yeter ki onun sesini dinlesin.Solo se escucha su voz.
Sonra Blackfoot, Montana'ya gider, sesizce Steadman'nın evine girer ve ona direnir.Cuando Veronica llega a Blackfoot, consigue colarse en casa de Steadman y enfrentarse a él.
Ocak 2004'te Bakü'de Mirza Hazarın Sesi adlı (Mirza Xəzərin Səsi) gazeteyi çıkarmaya başladı.En enero del 2004, fundó el periódico la Voz de Mirza Khazar (Mirzə Xəzərin Səsi) en Bakú.
Sesi İngilizcedeki "ow"a benzer.Su pronunciación se asemeja a la «w» inglesa.
Amerika'nın Sesi.La Voz de América.
"'Bu oluşum halkın sesi'".«La voz del pueblo».
Kulak ile nefes alışveriş sesi duyulmaya çalışılır.Escuchar: Con el oído escuchamos el sonido de la respiración.
Wheezy'nin sesi R. Lee Ermey ....«Fallece R. Lee Ermey».
Rusya'nın Sesi.La voz de Rusia.
Vietnam'ın Sesi.Guerra de Vietnam.
Bir başka farklılık ise sesidir.La única diferencia es que usa otra palabra.
Sabah top sesiyle uyanırlar.Los cañones brillaban al sol de la mañana.