Tom'un ses tonundan söylediklerinin bir de aması olduğunu hissettim.From Tom's tone, I sensed there was a "but" coming.
Sesimi yükselttim.I raised my voice.
Sesimi alıyor musun?Am I coming through?
Sesim geliyor mu?Am I coming through?
Işık ve ses bile rahatsızlık veriyordu.Even light and sound bothered me.
Sanki bir kese kağıdının içinde nefes alıp veriyormuşum gibi ses geliyordu.It sounded as if I was breathing through a paper bag.
Sesini duyabiliyorum, ama seni göremiyorum.I can hear your voice, but I can't see you.
Sesim kısıldı.I lost my voice.
Uyurken yüksek sesle horlar.He snores loudly while sleeping.
Biz sessizdikWe were silent.
Sessiz kaldım diye kabul ettiğimi sanmayasın.Don't mistake my silence for agreement.
Sessizliğim anlaştığımız anlamına gelmez.Don't mistake my silence for agreement.
Mizofonisi olan insanlar yemek yeme sesinden rahatsız olabilir.People with misophonia might be annoyed by crunching sounds.
Silah seslerini duydun mu?Did you hear the gunshots?
Sesimi tanımadı bile.He didn't even recognize my voice.
Sesimi bile tanımadı.He didn't even recognize my voice.
Tom mikrofonunun sesini kapattı.Tom muted his microphone.
Tom mikrofonunu sessize aldı.Tom muted his microphone.
Sesli oku.Read it out loud.
Yüksek sesle oku.Read it out loud.
Lütfen bu kadar fazla ses yapma!Please don’t make so much noise!
Tanıdık bir ses işittim.I heard a familiar voice.
Sesin hep böyle kısık mı?Do you always have such a hoarse voice?
Tom arkasında birinin ayak seslerini duydu.Tom heard somebody's footsteps behind him.
Tom arkasında birinin adım seslerini işitti.Tom heard somebody's footsteps behind him.
Sesini tanıdım.I recognised your voice.
Ses sol tarafta mı daha yüksek, yoksa sağ tarafta mı?Is it louder on the left or the right?
Odaya sessizlik hâkim olmuştu.A hush fell over the room.
Tony'nin çok güzel bir sesi var.Tony has a beautiful voice.
Neden sessiz olan ofisimde konuşmuyoruz?Why don't we talk in my office where it's quiet?
Sessizliğimizi koruduk.We kept still.
Bu Tom'un sesi değil.That's not Tom's voice.
Motordan tuhaf bir ses geliyor.The motor is making a strange sound.
Motor ses yapıyor.The motor is making a strange sound.
Uzaktan gelen siren sesleri işittim.I heard sirens in the distance.
Bu kulaklığın bir tarafından daha çok ses geliyor.These earphones are louder on one side.
Bu kulaklık bir taraftan daha çok ses veriyor.These earphones are louder on one side.
Bu kulaklığın sadece tek tarafından ses geliyor.These earbuds only work on one side.
Yatmadan önce hep sesli kitap okurum.I always read books out loud before sleeping.
Çok hoş bir sesiniz var.You have a very pleasant voice.
Çok güzel bir sesin var.You have a very pleasant voice.
Sonunda, misafirler ayrıldı ve daire sessizdi.At last the guests left, and the flat was quiet.
Bobin sesi bazen rahatsız edici olabilir, ama genelde zararsızdır.Coil whine may sometimes be annoying, but it's usually harmless.
Ne sesi bu?What kind of sound is this?
Müzik sesi duyuyoruz.We hear music.
Buzdolabı çok ses yapıyor.The fridge is very loud.
Sanki sihirli bir değnek değmişçesine ortalık sessizliğe gömüldü.As if by magic, everything went silent.
Tom çok sessiz durdu.Tom stayed very quiet.
Kulak kabarttım, ama hiçbir ses duyamadım.I listened but couldn't hear any sound.
Arkamdan ayak sesleri geldiğini duyunca adımlarımı hızlandırdım.I started to walk faster when I heard footsteps behind me.
Emekli olduktan sonra sessiz sakin bir köy hayatı yaşamak istiyorum.I'd like to live a quiet life in the country after I retire.
Televizyonun sesi çok yüksek olduğu için okuduğum şeye konsantre olamadım.The TV was so loud that I couldn't concentrate on my reading.
Lütfen sessiz olmaz mısın?Can't you please be quiet?
Neden bu kadar sessiz konuşuyorsun?Why are you talking so quietly?
Tom ve Mary yüksek sesle gülüyorlardı.Tom and Mary were both laughing loudly.
Tom'un sinir bozucu bir sesi var.Tom has an irritating voice.
Ağlasam sesimi duyar mısınız?Can you hear my voice if I cry?
Sesi değiştirmeyi bana gösterebilir misin?Could you show me how to change the volume?
Çocuk sessizce durdu, etrafına baktı.The child stood quietly, looking around.
Çocuk etrafına bakınarak sessizce durdu.The child stood quietly, looking around.