Sessizlik rıza verir.Silence gives consent.
Orkestra akort etme sırasında kulak tırmalayan sesler yapar.The orchestra makes discordant noises when tuning up.
Birkaç gün sessiz kalmalısınız.You must keep quiet for a few days.
Sesin iyi çıkıyor.Your voice carries well.
Sesin iyi duyuluyor.Your voice carries well.
Sadece yüreğinin sesini dinle.Just follow your heart.
Yalnızca yüreğinin sesine kulak ver.Just follow your heart.
Sadece kalbinin sesini dinle.Just follow your heart.
Sessizliğinden cevabımdan tatmin olmadığın sonucuna vardım.I take it from your silence that you are not satisfied with my answer.
Sen, sessiz ol!You, be quiet!
Hava ses için bir gereçtir.The air is a medium for sound.
Ayda havasız rüzgar ya da ses olmayabilir.Without air there can be no wind or sound on the moon.
Boş fıçılar en çok ses çıkarırlar.Empty vessels make the most sound.
Benim için sürpriz oldu, güzel bir sesi vardı.To my surprise, he had a beautiful voice.
Bağırma sesi giderek zayıfladı.The sound of shouting grew faint.
Onun sesinde ani bir değişiklik vardı.There was a sudden change in her tone.
Başkan sessizliği emretti.The chairperson ordered silence.
Sessizlik kanser gibi büyür.Silence grows like cancer.
Plajdaki dalgaların sesini duyabiliyor musun?Can you hear the noise of the waves on the beach?
Bağırma yüksek sesle yankı yapar.The shouting echoes loud.
Öğrenciler, ders süresince sessiz olmalıdır.Students must keep silent during a class.
Bir kayalığın tepesinden bağırırsan sesinin yankısını duyabilirsin.If you shout from the top of a cliff, you can hear the echo of your voice.
Dışarıda ayak sesleri duyuyorum.I hear footsteps outside.
Lütfen herkes sessiz olsun.Please be quiet, everybody.
Gençler, kütüphanede sessiz olun.Be silent in the library, boys.
Yüksek sesle konuş ki herkes seni duyabilsin.Speak clearly so that everyone may hear you.
Biz yüksek sesle şarkı söyledik.We sang in loud voices.
Kötü bir soğuk algınlığı şarkıcının sesini kaybetmesine sebep oldu.A bad cold caused the singer to lose his voice.
Evde herkes sessizdi.All was silent in the house.
Ne söyleyeceğini bilmediği için, o sessiz kaldı.Not knowing what to say, he remained silent.
Ne söyleyeceğini bilmediği için, sessiz kalmaya devam etti.Not knowing what to say, she remained silent.
Ne yapacağımı bilmediğim için, orada sessizce durdum.Not knowing what to do, I stood there silently.
Ne söyleyeceğimi bilmediğim için, sessiz kaldım.Not knowing what to say, I remained silent.
Söyleyecek bir şeyin varsa hemen söyle ya da sesini kes.If you have something to say, say it now or pipe down.
Herhangi bir ses duyuyor musunuz?Do you hear any sound?
Ses seviyesini azaltın, lütfen.Turn down the volume, please.
Bir müzisyen seslerdeki küçük farkları anlayabilir.A musician can appreciate small differences in sounds.
Müzik öfkeye ses, eğlenceye şekil verir.Music gives sound to fury, shape to joy.
Ben sesi nasıl düzeltebilirim?How do I fix the volume?
Sesi kısar mısın?Can you keep the noise down?
Yapraklar sessizce yere düşüyordu.Leaves were dropping silently to the ground.
Ses gittikçe zayıfladı, artık duyulmayıncaya kadar.The noise grew fainter, till it was heard no more.
Ses sonunda kayboluncaya kadar gittikçe zayıfladı.The sound became fainter and fainter, till at last it disappeared.
Ses çok hızlı şekilde hareket eder.Sound travels very quickly.
Aklındaki sesi duyabiliyorum.I can hear the sound in your mind.
Biz uzakta silah sesleri duyduk.We heard shots in the distance.
İstasyonun önünde kalabalıktaki birinin benim adımı seslendiğini duydum.I heard someone in the crowd outside the station call my name.
İngilizceyi yüksek sesle okumalısın.You ought to read English aloud.
Şimşeğin ışığı gök gürültüsünün sesinden önce gelir.The flash of lightning precedes the sound of thunder.
Bir günlük sıkı çalışmadan sonra sessiz olmak istiyorum.I want to be quiet after a day's hard work.
Tom hariç, bütün aile sessizce TV izliyordu.Except for Tom, the family was all watching TV in silence.
Karanlıkta biri adımı seslendi.Somebody called my name in the dark.
Sessiz kalın ve dinlenin.Stay quiet and rest.
Radyonun sesi kulaklarımızın üzerinde patladı.The blare of the radio burst upon our ears.
Lütfen radyonun sesini kıs.Please turn down the radio.
Radyonun sesini biraz aç.Turn the radio up a little.
Radyonun sesini aç. Duyamıyorum.Turn up the radio. I can't hear it.
Radyonun sesini kız.Turn down the radio.
Radyonun sesi çok yüksek. Biraz kısabilir misiniz?The radio is too loud. Can't you turn it down a little?
Radyonun sesi çok yüksek.The radio is too loud.