Ununoktiyum şimdiye dek sentezlenen en ağır elementtir.Deska se stala nejtvrdším albem jaké bylo do té doby nahráno.
Birkaç yıldır, altın nanopartiküllerinin sentezinde de kullanılmaktadır(küre,çubuk,bipiramid ...).Široce se používal při syntéze zlatých nanočástic (např. koulí, tyčinek, dvojjehlanů).
Sentezlenen ilk izotopu 254Cf'dir.Prvním vyrobeným izotopem byl v roce 1950 245Cf.
Çoğu diğer steroid kolesteroldan sentezlenir.Majoritatea altor steroizi este sintetizată din colesterol.
Erişim tarihi: 2013-08-14. ^ "6 More Yugoslavs Sentenced For Ethnic Rioting in Kosovo".Accesat în 14 august 2013. ^ „6 More Yugoslavs Sentenced For Ethnic Rioting in Kosovo”.
Bu kovalent bağlantı aminoasil tRNA sentetaz tarafından katalizlenir.Această legătură covalentă este catalizată de o aminoacil ARNt sintetază.
Sentineller ve Tehlike Odası da filmde yer alacaktı; ancak bütçe endişeleri yüzünden bu plan kaldırılmıştır.Sentinels și Camera pericolelor au apărut înainte de a fi șterse din cauza unor cheltuieli de buget.
Modern evrimsel sentez, evrimi, bu genetik varyasyonlarda zaman içinde oluşan değişimler olarak tanımlar.Teoria sintetică a evoluției definește evoluția ca o schimbare în timp în cadrul acestei variații genetice.
Kolezyum'un resmi de İtalya'da basılan 5 sent/euro bozuk parasının arkasına basılmıştır.Colosseumul este de asemenea prezentat pe versiunea italiană a monedei euro de cinci cenți.
DNA sentezinin başlaması için bir primer gerekir.Prima utilizare a amprentei ADN-ului .
Glukoz çeşitli önemli bileşiğin sentezinde bir öncül olarak kullanılır.Glucoza este folosită ca precursor la sinteza unor substanțe importante.
Sent'te %1.74 oranında bir işsizlik vardır.Hergiswil are o rată a șomajului de 1,24%.
Ununoktiyum şimdiye dek sentezlenen en ağır elementtir.Ricinoides atewa este cea mai mare ricinuleidă descoperită până în prezent.
Bir üçüncü yöntem olarak bilinen patlama sentezi, 90'lı yıllarda piyasada kullanılmaya başlanmıştır.O a treia metodă, cunoascută ca detonare, și-a făcut apariția la sfârșitul anilor 1990.
Silah olarak sırtına astığı bir sento kullanır.Cei din urmă utilizează compasiunea ca pe o armă.
Bunlara ek olarak birçok kere elmas sentezlemeyi denemiş fakat başarısız olmuştur.Dar totodată el încearcă să evadeze de cinci ori, și toate tentativele au fost cu eșec.
Kitapçığın fiyatı on iki buçuk sentti.Broșura s-a vândut pentru 12,50 cenți.
Depolanmazlar; ihtiyaç olduğunda sentezlenirler.Nu trebuie să ezite să le corecteze când este nevoie.
1936 - Radyum E sentetik olarak elde edilmiş ilk radyoaktif element oldu.4 februarie: Radium E devine primul element radioactiv care se realizează sintetic.
Yapımcı, belgeselden alıntıları bir ses sentezleyicisine koyarak şiirsel bir yapı oluşturdu.Autorul a creat seria punând fragmente din documentar într-un sintetizator vocal.
Tebain'den sentez edilir.Tebain-ból szintetizálják.
Kimyasal olarak karoten bir terpendir, sekiz izopren birimden biyokimyasal olarak sentezlenir.Kémiailag a karotin terpén, nyolc darab izoprén egységből biokémiai úton szintetizálható.
Genler, protein sentezi için gerekli bilgiyi kodlarlar.A gének kódolják azt az információt, mely a fehérjék szintéziséhez szükséges.
Bazı aromatik iyodürlerin sentezinde bir elektrofilik iyot kaynağı olarak kullanılır.Egyes aromás jodidok előállításához elektrofil jódforrásként használják.
Polietilen ve polipropilenden sonra dünyada en çok üretilen üçüncü sentetik plastik polimerdir.A polietilén és a PVC mellett a harmadik legelterjedtebb polimerizációs műanyag.
İsim hakları Sentai Filmworks isimli firmadadır.A jogok a Sentai Filmworks tulajdonában állnak.
Protein sentezi sırasında proteine 20 farklı tür amino asit dahil edilebilir.A fehérjeszintézis során 20 különböző aminosav kerülhet bele a fehérjébe.
Modern evrimsel sentez, evrimi, bu genetik varyasyonlarda zaman içinde oluşan değişimler olarak tanımlar.A modern evolúciós szintézis az evolúciót a genetikai változatosság időbeni változásaként definiálja.
Oslo Merkez İstasyonu (Norveççe: Oslo sentralstasjon), Norveç'in başkenti Oslo'nun ana tren istasyonudur.Oslo sentralstasjon Norvégia fővárosának, Oslónak a főpályaudvara.
Fiyat ya ücretsiz olabilir ya da bir miktar dolar ve 99 senttir.Legyen az 99 penny, vagy akár 99 font.
10 yıl boyunca inorganik maddelerin sentezlenmesi konusunda çalıştı.10 éven át vizsgálta a borjúból kivont inzulinmolekulát.
Van Helmont 17. yüzyılda, bitkisel materyal sentezi ile ilk araştırmaları yapmıştır.Tröster János a 17. században jelentős kutatásokat végzett a szászok eredetével kapcsolatban.
Başlangıç damgalaması 1 sentten 10 dolara kadar 16 değerde sıralanıyordu.A szabványok alkalmazása az izzólámpák árát 1,30 dollárról 16 centre csökkentette.
Serbest olarak sentezlenen sitokininlerin oluşum yolu hakkında çok az şey bilinir.A szabadban folyó fészkelési szokásairól keveset tudni.
Mağaradan çıktığında Sento kılıcının yeni sahibidir ancak gözleri görmemektedir.Amikor egy szamuráj belépett egy házba, a kardját nem vihette be magával, de a vakizasit igen.
Sentez, çok adımlı bir tepkimedir.Szuez továbbra is komoly megmozdulások színhelye volt.
Avustralya 20 sentinin arkasında resmi yer alır.Ausztráliában 20. helyezést ért el.
Peroksizom matriksinin proteinleri sitozolde serbest ribozomlarda sentez edilmektedir.A sejt saját használatra szánt fehérjéit a citoplazmában szabadon található riboszómák termelik.
Estonya kronu 100 sente (sent) bölünmüştür.Egy korona 100 fillérre (németül heller) oszlott.
Sentez ilerlerken endoplazmik retikuluma (ER)’ye bağlanma gerçekleşir.Ehelyett az endoplazmatikus retikulumból való kifejlődést támogatja.)
NAA, nöronlarda aspartat ve asetil koenzim A'dan sentezlenir.Eukariótákban glicinből és szukcinil-koenzim A-ból képződik.
Örneğin aspirin sentezinde kullanılır.Az aszkézisbe hajló szemlélődést gyakorolták.
"Centrair" (セントレア, Sentorea) adı ise Central Japan International Airport adının kısaltmasıdır.セントレア, Sentorea) on lyhenne nimen englanninkielisestä käännöksestä Central Japan International Airport.
Willstätter, diğer alkaloidlerin üzerinde çalışmaya devam etti ve bunların birçoğunu sentezledi.Willstätter jatkoi tutkimuksiaan toisiin alkaloideihin ja syntetisoi niitä useita.
Yabancı ve Senta birbirlerine hiç sessizce bakakalmışlardır.Hollantilainen ja Senta tuntevat välittömästi kuuluvansa toisilleen ikuisesti.
Bir Kanada doları, 100 sentten oluşmaktadır.Yksi Kanadan dollari on 100 senttiä (cent).
Anime, Sentai Filmworks tarafından Kuzey Amerika'da piyasaya sürülmesi için lisanslıdır.Animen on Pohjois-Amerikassa lisensoinut Sentai Filmworks.
Tepkime, spermidin sentaz yardımıyla gerçekleşir.Spermidiinistä muodostuu spermiiniä spermiinisyntaasin avustuksella.
Sentetik olarak da üretilebilir.Sitä voidaan valmistaa myös synteettisesti.
1936 - Radyum E sentetik olarak elde edilmiş ilk radyoaktif element oldu.1936 – Radium E:stä (Bi-210) tuli ensimmäinen keinotekoisesti valmistettu radioaktiivinen aine.
Immanuel Kant; Saf Aklın Eleştirisi'nde analitik ve sentetik yargılar olmak üzere iki ayrı kavram tanımlar.Immanuel Kant erotti Puhtaan järjen kritiikki -nimisessä teoksessaan toisistaan dialektiikan ja analytiikan.
Ununoktiyum şimdiye dek sentezlenen en ağır elementtir.Painonpudotus on suurin koskaan taltioitu.
Böylece Synthia bakterisi dünyanın ilk sentetik yaşam formu oldu..Schindler on kehittänyt maailman ensimmäisen synteettisen hissinkannatusköyden.
ATP bunun yanı sıra RNA sentezinde gereken dört monomerden biridir.Tällöin CEP on matemaattisesti neliöllisen keskiarvon RMS:n neliö.
İnsanlarda güneş ışığı ile D vitamini sentezi.Iholla syntyy myös ihmiselle elintärkeää D-vitamiinia auringonvalon vaikutuksesta.
DNA sentezinin başlaması için bir primer gerekir.Se edellyttää DNA:n avaamista yksijuosteiseksi.
2000 itibarıyla yaş dağılımı; Sent köyünde 99 çocuk vardır.Kunnassa on 172 000 asukasta, sen kaksi arrondissementtia kattavassa keskustaajamassa 94 000.
100 Sentavo 1 Eskudo'ya eşittir.Yksi senttimetri vastaa yhtä pistettä.
Vücudun ihtiyaç duyduğu diğer yağlar bunlardan sentezlenebilir.Nimensä mukaisesti sen aiheuttamat paukamat voivat punoittaa.
Böylece kısa zamanda aynı proteinden çok sayıda sentezlenmiş olur.Ubikitiinejä voidaan liittää useita peräkkäin samaan proteiiniin.