Seni özlüyoruz ve gerçekten burada olmanı dört gözle bekliyoruz.We miss you and are really looking forward to you being here.
O, yaklaşık olarak seninle aynı yaştadır.He's about the same age as you are.
O, takriben seninle aynı yaştadır.He's about the same age as you are.
O yaklaşık seninle aynı yaştadır.He's about the same age as you.
Senin araban hızlıdır.Your car is fast.
Asla seninle arkadaş olmayacağım.I will never be your friend.
Senin evinde bir telefonun var.You have a telephone at your house.
Tom'un yaklaşık olarak senin yaşında bir kız kardeşi var.Tom has a sister about your age.
Tom'un senin için bir sürprizi var.Tom has a surprise for you.
Tom seni bekliyordu.Tom has been waiting for you.
Tom seni ekimde görmeyi umuyor.Tom hopes to see you in October.
Tom seni orada görmeyi umuyor.Tom hopes to see you there.
Tom senin protestona niçin katılmadığını anlamanı umuyor.Tom hopes you understand why he can't take part in your protest.
Seni yalanlamama izin ver.Allow me to contradict you.
Seni yalanladığım için üzgünüm.I'm sorry to contradict you.
Üzgünüm, Tom. Senin yöntemlerini tasvip etmiyorum.I'm sorry, Tom. I do not approve of your methods.
Keşke seninle tekrar karşılaşmak zorunda olmasam.I wish I wouldn't have to meet you again.
Bu senin fikrin mi?Is this your opinion?
Seni bir yere götüreceğim.I'll drive you somewhere.
Dün senin oğlununla karşılaştım ve o beni kibarca selamladı.I met your son yesterday and he greeted me politely.
Senin aşçılığını özleyeceğim.I'm going to miss your cooking.
Ben senin yaşındaydım.I used to be your age.
Seninle aynı yaşta olurdum.I used to be the same age as you.
Bu sorunun seninle bir ilgisi yok.This issue has nothing to do with you.
Altın silahlar seni kurşunlardan korumaz.Golden guns don't protect you from bullets.
Senin alnın oldukça sıcak. Sanırım ateşin var.Your forehead is quite hot. I think you have a fever.
Seni ne zaman arayabilirim?When can I call you?
Seni New York'ta ne bekliyor?What awaits you in New York?
George, sana söyleyeceğim bir şey var. Senin bir annen var, değil mi?George, I have something to tell you. You have a mother, don't you?
Senin suçlamalarının tümü temelsizdir. O masumdur ve biz bunu kanıtlayacağız.All of your accusations are baseless. She is innocent, and we will prove that.
O seni nefessiz bırakır.It leaves you breathless.
O seni nefes nefese bırakır.He leaves you breathless.
Senin oğlun gizliliğe saygı duymuyor.Your son doesn't respect privacy.
Kütüphanede senin annene rastladım.I ran into your mother in the library.
Ben senin mezarının üzerinde dans edeceğim.I will dance on your grave.
Senin yeşil bir kitabın var.You have a green book.
Onlar, senin ilk aşkını asla unutmadığını söylüyorlar.They say that you never forget your first love.
Senin bir köpeğin var mı?Have you got a dog?
Peki ya seninle?How about with you?
Senin projenle ilgilenebilecek birini tanıyorum.I know someone who may be interested in your project.
Bana bırak, ona söyledim, bu senin için çok ağır.Leave it to me, I told him, that's too heavy for you.
Seni burada bekleyeceğim. Yarın akşam geri gel.I will wait here for you. Come back tomorrow evening.
Senin o kötü alışkanlıktan kurtulman gerekir.You should get rid of that bad habit.
Bizim evle karşılaştırıldığında, seninki bir saray.Compared to our house, yours is a palace.
Bu adam şu an seni istismar ediyor.That guy is just exploiting you.
Bana seni hatırlattı.It reminded me of you.
Video oyunları senin için zararlı.Video games are bad for you.
Yani, senin erkek kardeşin beyaz mı?So, is your brother white?
Senin annen o kadar şişmanki, Londra Köprüsü'nü çökertiyordu.Your mamma's so fat, she'd break London Bridge.
Ona cinayet silahını satman onun karısın öldürmek için seni suç ortağı yapar.Having sold him the murder weapon makes you an accessory to uxoricide.
Ben senin bugün geldiğini sanıyordum.I thought you were coming today.
Sadece ona bakarak, onun seni sevdiğini söyleyebilirsin.Just looking at her, you can tell that she likes you.
Babanın ya da annenin kız kardeşi senin yengendir.The sister of your father or mother is your aunt.
Seninle daha sonra Türkiye hakkında konuşmalıyım.I must speak to you later about Turkey.
Seni bulmayacağımı düşünmüştüm.I thought I wouldn't find you.
Dürüst olmak gerekirse, seni hiç sevmiyorum.To be honest, I don't like you at all.
Seni doktora götürmemi ister misin?Do you want me to take you to the doctor?
Seninkinden farklı bir düşüncem var.I have a different opinion than yours.
Bana bir dondurma alırsan seni bir öperim.If you buy me an ice cream, I'll kiss you.
Acele et, yoksa tren seni geride bırakacak.Hurry, or the train will leave you behind.