Senin yaşında ben de öyle düşünürdüm.At your age, I would think so, too.
Senin yaşında kendini geçindirmelisin.At your age you ought to support yourself.
Senin rızan olmadan, bu konuda hiçbir şey yapılamaz.Without your consent, nothing can be done about it.
Senin güdün taktire değer fakat eylemin değil.Your motive was admirable, but your action was not.
Senin için uygun olduğunda gel ve beni gör.Come and see me when it is convenient for you.
Senin için ne zaman uygun olursa gelebilir ve beni görebilirsin.You can come and see me whenever it's convenient for you.
Telefon numaranı bilseydim, seni arardım.Had I known your telephone number, I would have called you.
Senin önerine kesinlikle bir muhalefet olacak.There is certain to be some opposition to your suggestion.
Senin fikrin arzulanan bir şey bırakmıyor.Your idea leaves nothing to be desired.
Seni ilgilendirmez.It's none of your business.
Bu seni ilgilendirmez.It's none of your business.
Senin yerine çalışacak birini bulacağım.I'll find someone to fill in for you.
Bu senin oğlun mu, Betty?Is this your son, Betty?
Seni işitebiliyorum ama seni göremiyorum.I can hear you, but I can't see you.
Senin politikan yanlış.Your policy is mistaken.
Senin başarın beni kıskandırıyor.Your success excites my envy.
Senin tahminin tamamen yanlış.Your guess is entirely off the mark.
Senin yaşam felsefen benimkinden farklı.Your philosophy of life varies from mine.
Seni incitmek istemedim.I didn't mean to hurt you.
Amacım seni incitmek değildi.I didn't mean to hurt you.
Seni incitmek istememiştim.I didn't mean to hurt you.
Senin renk zevkinden hoşlanmıyorum.I don't like your taste in color.
Senin geleceğin hakkında ciddi bir konuşma yapalım.Let's have a serious talk about your future.
Senin nasihatın bana her zaman yardımcı olmuştur.Your advice is always helpful to me.
Ben senin yardımını bekliyorum.I expect your help.
Seni katılmaktan muaf tutacağız.We will exempt you from attending.
Seninki ile karşılaştırıldığında benim arabam küçük.Compared with yours, my car is small.
İzin ver senin fotoğrafını çekeyim.May I take your picture?
Senin sorunu benim cevaplamam zor.Your question is hard for me to answer.
Senin bisikletin benimkinden daha iyi.Your bike is better than mine.
Senin saatin şekil ve renk olarak benimkine benziyor.Your watch is similar to mine in shape and color.
Senin şehrin nüfusu benim kasabanınkinin yaklaşık beş katı kadar büyüktür.The population of your city is about five times as large as that of my town.
Seninki hariç tüm kompozisyonlar iyiydi.All the compositions were good except yours.
Lütfen senin fikrini toparla.Please sum up your idea.
Senin fikirlerin benimkinden farklı.Your ideas are different from mine.
Senin düşüncelerin zamanın ilerisinde.Your ideas are ahead of the times.
Senin fikrin benimkine benzer görünüyor.Your idea seems to be similar to mine.
Senin görüşün çok iyimser.Your view is too optimistic.
Senin cüretine şaşırıyorum.I am amazed at your audacity.
Seni takip etmiyorum.I don't quite follow you.
Söylediğini kabul ederek, ben hala senin hatalı olduğunu düşünüyorum.Admitting what you say, I still think you are mistaken.
Senin söylediğin çoğunlukla doğru oluyor.What you say is usually true.
Ben senin iyi sağlığını kıskanıyorum.I envy your good health.
Senin kararın bir tartışmaya açık.Your decision is open to some debate.
Senin planın benimkinden daha iyi görünüyor.Your plan seems better than mine.
Senin ayakkabıların burada. Benimkiler nerede?Your shoes are here. Where are mine?
Senin sigara içmeni yasaklıyorum.I forbid you to smoke.
Onun iddiası seninkinden daha radikal.His argument is more radical than yours.
Senin kötü hafızan senin kötü dinleme alışkanlıklarından kaynaklanmaktadır.Your poor memory is due to poor listening habits.
Senin evin benimkinden üç kat daha büyük.Your house is three times as large as mine.
Keşke senin evine yakın yaşayabilsem.I wish I could live near your house.
Senin evinin ve benimkinin arasında orta noktada buluşalım.Let's meet halfway between your house and mine.
Senin evin parka ne kadar uzakta?How far is it from your house to the park?
Senin aşk problemlerini okuldan geri dönerken tartışalım.Let's discuss your love problems on the way back from school.
Ben senin kurşun kalemini kullanabilir miyim?Can I use your pencil?
Senin konuşman tarihte kaydedileck.Your speech will be recorded in history.
Senin yardımın olmasaydı işimde başarılı olmazdım.If it had not been for your aid, I would not have succeeded in my business.
Eğer senin desteğin olmasaydı o, işte başarısız olurdu.If it had not been for your support, he would have failed in business.
Senin İngilizcen mükemmel.Your English is perfect.
Senin İngilizcen çok gelişti.Your English has improved a lot.