Ana içeriğe geç
Sözlük

sendrom ile cümle

sendrom kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Akciğerlerde çok fazla miktarda kanamaya sebep olursa ağır pulmoner hemoraji sendromu adı verilir.如果造成肺部大量出血則稱作嚴重肺出血症候群。
Irukandji sendromunun belirtileri ilk defa 1952 yılında Hugo Flecker tarafından belgelenmiştir.伊魯康吉症候群的症狀最早於1952年為Hugo Flecker(英语:Hugo Flecker)所記錄。
XXYY sendromlu erkekler 46 yerine 48 kromozoma sahiptir.大猩猩有48条染色体。
Frajil X sendromu yaklaşık olarak erkeklerde 1/3600, kadınlarda ise 1/4000-6000 oranında görülür.此症是X聯隱性遺傳病,男性較易發病,男性發病率是1/3600,女性1/4000~6000,差距約2倍。
Bu kaybolan ikiz sendromu olarak bilinir.מצב זה ידוע כ"תסמונת התאום הנעלם".
Bu ağlayış sendromu tanımlar.תסמונת זו נקראת Refeeding syndrome.
Yaklaşık %10 hastada ise paraneoplastik sendrom görülür.כמעט 10% מהילודים צריכים טיפול החייאה.
Yağ embolisi sendromunda ölüm oranı yaklaşık %10-20'dir.שיעור התמותה במקרה של תסחיף שומן סימפטומטי הוא 10-20%.
"Antidepresan kesilmesi sendromları""."דלקת חניכיים נמקית".
Sheehan sendromunda ise (Postpartum hipopituitarizm), ön hipofiz hormon üretimi azalır.תסמונת שיהאן (Sheehan's Syndrome) - זוהי תסמונת הפוגעת בנשים לאחר ההריון.
III. ve IV. Sınıf “dang şok sendromu” olarak bilinir.Стадии III и IV се наричат „шоков синдром на денга“.
Ancak, bu sendroma sebep olabilen başka birçok bulaşıcı ajan mevcuttur.Има, обаче, много други инфекциозни агенти, които може да предизвикат този синдром.
Dang bulaşan kişilerin %5’inden azında dolaşım şoku, dang şoku sendromu ve dang hemorajik ateş görülür.Под 5% от хората с денга получават циркулаторен шок – шоков синдром на денга и хеморагична треска на денга.
Lesch-Nyhan sendromu genellikle gutlu organ artriti ile ilişkilidir.Синдромът на Леш-Нихан често се свързва с подагрозен артрит.
İkincisi dang şoku sendromudur ve tehlikeli derecede düşük tansiyona neden olur.Втората форма е шоков синдром на денга, който води до опасно ниско кръвно налягане.
Hayatının sonuna doğru MacDiarmid, Myelodisplastik sendromuna yakalandı.В края на живота си Макдайърмид заболява от миелодисплазия.
Bu ağlayış sendromu tanımlar.Съвкупността от симптоми се нарича синдром.
Yeni doğan her 2000 kız çocuğunun birinde Turner sendromu görülmektedir.При регистрираните 9 тройки тризнаци, поне едно от трите деца е родено със синдром на Даун.
III. ve IV. Sınıf “dang şok sendromu” olarak bilinir.Stupnjevi III i IV nazivaju se "denga sindromom šoka".
Empati gösteriminin eksikliği büyük ihtimalle Asperger sendromunun en önemli fonksiyon bozukluğudur.Nedostatak empatije vjerojatno je najdisfunkcionalniji aspekt AS-a.
Bu sendromun belirtileri kolaylıkla otizm ve Angelman sendromunun belirtileriyle karışır.Simptomi ovog sindrome se lako miješaju sa simptomima Angelmanova sindroma i autizma.
Cushing hastalığı, Cushing sendromunun en yaygın nedenidir.Ovaj iatrogeni Cushingov sindrom ujedno je i najčešći uzrok Cushingova sindroma općenito.
Brugada sendromunu için tanı koydurucu tetkik kalp elektrokardiyogramıdır (EKG).Kao pokazatelj opterećenja srca uslijed hipertenzije služi elektrokardiogram (EKG).
Rızvan Khan aynı zamanda da Asperger sendromu hastasıdır.Satoshiju je dijagnosticiran aspergerov sindrom.
Ellerde ve ayaklarda eklemler tutulabilir, buna "eldiven çorap sendromu" denir.U slučaju promjena na koži ili ozljede na rukama, preporuča se nositi rukavice.
Yağ embolisi sendromunda ölüm oranı yaklaşık %10-20'dir.Smrtnost sindroma maščobne embolije je od 10 do 20 %.
Bu sendrom hem klinik şekliyle hem de tanı yönünden çok tipik özellik taşır.Kljub temu pa ima morfin tako centralno kot tudi periferno delovanje.
Akciğerlerde çok fazla miktarda kanamaya sebep olursa ağır pulmoner hemoraji sendromu adı verilir.Če bolezen povzroči hudo krvavenje iz pljuč, je to oblika hude pljučne hemoragije.
Nager sendromlu birinin hayatta kalabilen bir çocuğu olup olmadığı bilinmemektedir.Plen se skorajda ne zaveda, da je pod vodo lahko kak krokodil.
Sophie, yüksek depresif sendromu altında ve Fransa'nın güneyinde yaşıyor.Sophie kenčia nuo didelio depresijos sindromo ir dabar gyvena Prancūzijos pietuose.
Hastalık Guillain–Barre sendromu ile bağlantılandırılmaktadır.Manoma, kad infekcija yra susijusi su Guillain–Barré sindromu.
Asperger sendromunun adı Avusturyalı çocuk doktoru Hans Asperger’den gelmektedir.Aspergeri sündroom sai nime Austria lastearsti Hans Aspergeri järgi.
Yağ embolisi sendromunda ölüm oranı yaklaşık %10-20'dir.Hemorraagilise palaviku puhul võib suremus olla vahemikul 10–90%.
AIDS, bağışıklık sistemi çok zayıfladığında yaşanan sendrom. .AIDS adl sindrom yg kamu dapatkan setelah sistem imun-mu dilemahkan sampai titik tertentu.
AIDS, bağışıklık sistemi çok zayıfladığında yaşanan sendrom. .AIDS é a síndrome que você irá obter uma vez que seu sistema imunológico é enfraquecido a este ponto
AIDS, bağışıklık sistemi çok zayıfladığında yaşanan sendrom. .AIDS je syndrom vám jednou váš imunitní systém oslabila k věci.
AIDS, bağışıklık sistemi çok zayıfladığında yaşanan sendrom. .El SIDA es el síndrome que obtendrá una vez que su sistema inmunológico está debilitado hasta el punto.
AIDS, bağışıklık sistemi çok zayıfladığında yaşanan sendrom. .СНІД - синдром, що присвоюється людям, які інфіковані ВІЛ.
AIDS, bağışıklık sistemi çok zayıfladığında yaşanan sendrom. .الايدز هو متلازمة تصاب بها عندما يصبح جهازك المناعي ضعيف جدا
AIDS, bağışıklık sistemi çok zayıfladığında yaşanan sendrom. .ポイントに弱体化。 多くの人々 人が感染症に苦しむし、
Ancak Down sendromlu herkesi kaybetseydik bunun felaket bir kayıp olacağını düşünüyorum."Dar cred că dacă i-am pierde pe toți cu sindromul Down, ar fi o pierdere catastrofală."
Ancak Down sendromlu herkesi kaybetseydik bunun felaket bir kayıp olacağını düşünüyorum."De Robards droegen daartoe bij. Ik zei: "Heb je er spijt van?
Ancak Down sendromlu herkesi kaybetseydik bunun felaket bir kayıp olacağını düşünüyorum.""왜냐하면 데이빗같은 상태로 이 세상을 사는 건 힘드니까요."
Ancak Down sendromlu herkesi kaybetseydik bunun felaket bir kayıp olacağını düşünüyorum."Mais je pense que si nous perdions tous les trisomiques, ce serait une perte catastrophique "
Ancak Down sendromlu herkesi kaybetseydik bunun felaket bir kayıp olacağını düşünüyorum.""Да, мне больно за Дэвида, нашего сына, потому что ему непросто жить в этом мире.
Ancak Down sendromlu herkesi kaybetseydik bunun felaket bir kayıp olacağını düşünüyorum."כי בשביל דייוויד זו דרך חיים קשה,
Ancak Down sendromlu herkesi kaybetseydik bunun felaket bir kayıp olacağını düşünüyorum."لأنه بالنسبة له، إنها طريقة صعبة للحياة،
Ancak Down sendromlu herkesi kaybetseydik bunun felaket bir kayıp olacağını düşünüyorum."息子には もっと楽な生き方を させてあげたかった
Arıların kaybolduğunu duyduğumda, Koloni Çöküş Sendromunu, bu beni harekete geçmeye zorladı.Când am auzit de albinele care dispar, de dispariția roiurilor de albine, asta m-a motivat să fac ceva.
Arıların kaybolduğunu duyduğumda, Koloni Çöküş Sendromunu, bu beni harekete geçmeye zorladı.Když jsem slyšel o mizení včel, o syndromu hroucení včelstev, podnítilo mě to k činu.
Arıların kaybolduğunu duyduğumda, Koloni Çöküş Sendromunu, bu beni harekete geçmeye zorladı.Keď som počul o miznúcich včelách, o syndróme kolapsu včelstiev, motivovalo ma to niečo urobiť.
Arıların kaybolduğunu duyduğumda, Koloni Çöküş Sendromunu, bu beni harekete geçmeye zorladı.벌집 군집 붕괴 현상과 사라져가는 벌들에 대해 들었을 때, 저는 행동을 취할 동기를 얻었습니다.
Arıların kaybolduğunu duyduğumda, Koloni Çöküş Sendromunu, bu beni harekete geçmeye zorladı.Lorsque j'ai entendu parler du Syndrome d'effondrement des colonies d'abeilles, j'ai décidé d'agir.
Arıların kaybolduğunu duyduğumda, Koloni Çöküş Sendromunu, bu beni harekete geçmeye zorladı.När jag hörde talas om att bin försvinner, bidöden, så motiverade det mig att agera.
Arıların kaybolduğunu duyduğumda, Koloni Çöküş Sendromunu, bu beni harekete geçmeye zorladı.Sapere della scomparsa delle api, Disturbo del Collasso della Colonia, mi ha motivato ad agire.
Arıların kaybolduğunu duyduğumda, Koloni Çöküş Sendromunu, bu beni harekete geçmeye zorladı.Wiadomość o masowym ginięciu pszczoły miodnej, zmotywowała mnie do działania.
Arıların kaybolduğunu duyduğumda, Koloni Çöküş Sendromunu, bu beni harekete geçmeye zorladı.Звістка про зникнення бджіл, про синдром раптового зруйнування колоній спонукала мене діяти.
Arıların kaybolduğunu duyduğumda, Koloni Çöküş Sendromunu, bu beni harekete geçmeye zorladı.Когда я узнал об исчезновении пчёл, о синдроме разрушения колоний, это стало для меня сигналом к действию.
Arıların kaybolduğunu duyduğumda, Koloni Çöküş Sendromunu, bu beni harekete geçmeye zorladı.כאשר שמעתי על היעלמות הדבורים, "הפרעת התמוטטות המושבה", זה הניע אותי לנקוט פעולה.
Arıların kaybolduğunu duyduğumda, Koloni Çöküş Sendromunu, bu beni harekete geçmeye zorladı.وعندما سمعت عن انقراض النحل وعن الخلل الذي يصيب مستعمراتهم تحمست لكي أبدأ بالعمل حيال ذلك
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod