sen ile cümle
sen kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Senin Japoncan iyi.Your Japanese is good.
Sen Japonca hakkında ne düşünüyorsun?What do you think of Japanese?
Pazar günü seni arayacağım.I'll call on you on Sunday.
Pazar öğleden sonra 3'te gelip seni göreceğim.I'll come and see you at 3:00 p.m. on Sunday.
Sen hiç sıcak hava balonuna bindin mi?Have you ever ridden in a hot air balloon?
Sen şimdiye kadar yemek çubuklarını kullanmaya oldukça alışkın olmalısın.You must be quite accustomed to using chopsticks by now.
O senin öğretmenin mi?Is he your teacher?
O, senin yerine gidecek.He will go in your place.
O senden daha yalancı değil.He is no more a liar than you are a liar.
O seni görmek için sabırsızlanıyor.He is impatient to see you.
O dün seni görmeye geldi.He came to see you yesterday.
O dün seni görmek için geldi.He came to see you yesterday.
Seni orada görmeyi hayal ediyorum.I dream of seeing him there.
Onu görmenin senin için iyi olacağını sanmıyorum.I don't think your seeing him is good for you.
Seni onunla tanıştırayım.Let me introduce you to him.
Onun senin dayanman için güçlü bir omuzu var.He has a strong shoulder for you to lean on.
Senin yaşında bir oğlu var.He has a son of your age.
Senin duygularını incitmek niyetinde değildi.He did not intend to hurt your feelings.
O seni incitmek istemiyordu.He didn't mean to hurt you.
Paranı ona ödünç vermek senin aptallığın.It is stupid of you to lend him your money.
Senin gitarını çalsın.Let him play your guitar.
Senin adından ona bahsettim.I mentioned your name to him.
Senin onunla konuşman daha iyi olur.It would be better for you to speak to him.
Onun görünüşü o kadar çok değişti ki sen onu iyi tanımayabilirsin.His appearance has changed so much that you may well not recognize him.
Onun maaşı yedi sene öncesinin iki katı.His salary is double what it was seven years ago.
Ben senin yeteneğine hayranım.I admire your talent.
Sana onun ofisini göstereceğim ve seni onunla tanıştıracağım.I'll show you to his office and introduce you to him.
O, senden iki yaş daha büyüktür.He is two years older than you.
O senin hayranın.He is your lover.
O senin dışarı çıkman için izin verecek.He will grant permission for you to go out.
O yaklaşık iki saattir seni bekliyor olacak.He will be waiting for you about two o'clock.
O senin düşündüğün gibi tembel bir öğrenci değil.He is not as lazy a student as you think.
Senin yediğin miktarın iki katını yedi.He ate twice the amount that you ate.
Senin kullandığın aynı kitapları kullanıyor.He uses the same books as you use.
O seninle tanışmak istiyor.He wants to meet you.
O seni anlamıyor.He doesn't understand you.
O, senin hayatında olağanüstü önemliydi.He was extraordinarily important in your life.
O, senin bir arkadaşın mı?Is he a friend of yours?
O senin bir arkadaşın mıdır?Is he a friend of yours?
O seni çok seviyor.He loves you very much.
O, seni bekliyor olacak.He will be waiting for you.
Hep sana bakıyor. Seni seviyor olmalı.He's always looking at you. He must love you.
Seni görmeye ne zaman geldi?When did he come over to see you?
O onu iyi yapabilir ve sen onu daha iyi yapabilirsin.He can do it well, and you can do it even better.
Sence, O onunla neyi kastetti?What do you think he meant by that?
O seni görmek için hevesli.He is anxious to see you.
Senin okulda yaptığından çok daha iyisini yapar.He does far better than you do at school.
Geri dönünce seni hemen arayacak.He will telephone you immediately when he comes back.
O senaryolar yazar.He writes scripts.
O, parasını hisse senetlerine yatırdı.He invested his money in stocks.
O senin kadar hızlı koşar.He runs as fast as you.
Seni gördüğüne memnun olacaktır.He'll be glad to see you.
O seninle paylaşacak kozu olduğunu söylüyor.He says he has a bone to pick with you.
Onun senin işine karışmaya niyeti yok.He has no intention to interfere with your business.
O senin halini hatırını sordu.He asked after you.
Seni sordu.He asked after you.
O senden çok daha uzun.He's much taller than you.
O senden daha güçlüdür.He's stronger than you.
O, senden biraz daha uzundur.He's a little taller than you are.
Ben onun seni sevdiğini sanıyordum, ama gerçekte, o başka bir kız seviyordu.I thought he loved you, but as it is, he loved another girl.