semi- ile cümle
semi- kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
2004 yılına kadar seminerin hamiliğini Cino ve Simone Del Duca üstlenmiştir.Iki 2004 m. Seminaro rėmėjais buvo Cino ir Simone Del Duca.
2015 yılı seminer tanıtımı.2015 m. Seminaro pristatymas.
Irmaktan güzel ve semiz yedi inek çıktı.Jūros mergelė grįžusi jūron verkdama, o septynios mėlynosios karvės likusios čia.
Sosyal-psikoloji ders ve seminerlerini yürüttü.Taip pat lankė sociologijos paskaitas bei seminarus.
Diğer Semitik diller gibi Arapça da sağdan sola doğru yazılır.Tana, kaip ir arabiški ženklai, rašoma iš dešinės į kairę.
İlk iki gün içerisinde doksan Seminole teslim olur.Verakrusas pasidavė po dvylikos dienų trukusios apgulties.
İdari olarak Şemiranat şehristanı'nda bulunur ve buranın idari merkezidir.Garbės vietose sėdi šamanas ir miestelio vadovas.
Elagabalus adı, Semitik tanrı El-Gabal'ın adının Latince formudur.Elagabalo vardas yra lotynizuota semitų dievybės El manifestacijos El-Gabal forma.
Semiyotik disiplinlerarası bir sahadır.Teisėtyra yra hermeneutinė disciplina.
Semiramis gök kraliçesi ve kutsal anne olarak görülen bir tanrıçadır.1997 m. paskelbta šventąja, laikoma karalienių ir suvienytos Europos patrone.
Erişim tarihi: 23 Ekim 2016. ^ "Iranian Seminarians Denounce Anti-Government Protesters".Vaadatud 11. veebruar 2014. "Iranian Seminarians Denounce Anti-Government Protesters".
Hynix Semiconductor, endüstrinin ilk 1 Gib GDDR5 bellek tanıttı.Hynix Semiconductor tõi välja esimese 1 GB GDDR5-mälu.
Çeşitli kurum ve kuruluşlarda konferanslar, seminerler ve eğitimler vermektedir.Ühingu töömeetoditeks on arutelud, seminarid ja koolitused.
Toplantı ve Seminer duyurularıKõne ja reklaam.
3 Haziran 1990), Fairchild Semiconductor ve Intel'in kurucularından biri.Robert Noyce on ka USA firmade Fairchild Semiconductor ja Intel kaasasutaja.
Gökhan Semiz yorgun olduğu için arabayı arkadaşı kullandı.Clarkson oli oma autoga esimene kasutaja, kuna auto mootor lakkas töötamast.
Ama gelirsen eğer öğlen yemeği almak zorundasın... ...seminere gelecek herkes için."dediler.Aber wenn Sie kommen, müssen Sie jedem, der am Seminar teilnimmt, das Mittagessen bezahlen."
Ama gelirsen eğer öğlen yemeği almak zorundasın... ...seminere gelecek herkes için."dediler.Ale keď prídete, musíte kúpiť obed pre každého, kto príde na seminár."
Ama gelirsen eğer öğlen yemeği almak zorundasın... ...seminere gelecek herkes için."dediler.Ale musisz postawić lunch każdemu, kto przyjdzie na seminarium".
Ama gelirsen eğer öğlen yemeği almak zorundasın... ...seminere gelecek herkes için."dediler.Ale pokud přijedete, musíte koupit oběd všem, kdo se semináře zúčastní."
Ama gelirsen eğer öğlen yemeği almak zorundasın... ...seminere gelecek herkes için."dediler.Dar dacă vii, vei plăti o masă pentru toţi cei prezenţi la seminar."
Ama gelirsen eğer öğlen yemeği almak zorundasın... ...seminere gelecek herkes için."dediler.그치만 오신다면 이 세미나에 참석하는 모든 사람들이 먹을 점심을 사오셔야 합니다."
Ama gelirsen eğer öğlen yemeği almak zorundasın... ...seminere gelecek herkes için."dediler.Maar als je komt, moet je lunch betalen voor iedereen die naar het seminar komt."
Ama gelirsen eğer öğlen yemeği almak zorundasın... ...seminere gelecek herkes için."dediler.Mais si vous venez, vous devez inviter à déjeuner toutes les personnes présentes au séminaire".
Ama gelirsen eğer öğlen yemeği almak zorundasın... ...seminere gelecek herkes için."dediler.Ma se vieni, devi offrire il pranzo a tutti quelli che partecipano al seminario".
Ama gelirsen eğer öğlen yemeği almak zorundasın... ...seminere gelecek herkes için."dediler."Mas se vier, tem de pagar o almoço "a todos os que aparecerem no seminário."
Ama gelirsen eğer öğlen yemeği almak zorundasın... ...seminere gelecek herkes için."dediler.Namun anda harus membelikan kami makan siang untuk semua orang yang datang ke seminar itu."
Ama gelirsen eğer öğlen yemeği almak zorundasın... ...seminere gelecek herkes için."dediler.Nhưng nếu tới, anh phải mua bữa trưa cho tất cả những người đến dự hội nghị."
Ama gelirsen eğer öğlen yemeği almak zorundasın... ...seminere gelecek herkes için."dediler.Pero si viene, tiene que comprar almuerzo para todos los que vengan al seminario".
Ama gelirsen eğer öğlen yemeği almak zorundasın... ...seminere gelecek herkes için."dediler."Rendben, jöjjenek, de biztosítaniuk kell minden résztvevő számára az ebédet, aki eljön a bemutatóra."
Ama gelirsen eğer öğlen yemeği almak zorundasın... ...seminere gelecek herkes için."dediler.Αλλά αν έρθεις, πρέπει να κεράσεις μεσημεριανό σε όσους έρθουν στο σεμινάριο".
Ama gelirsen eğer öğlen yemeği almak zorundasın... ...seminere gelecek herkes için."dediler."Ладно, приезжай, но ты угощаешь всех, кто приедет на семинар".
Ama gelirsen eğer öğlen yemeği almak zorundasın... ...seminere gelecek herkes için."dediler.Но ако дойдеш, трябва да купиш обяд за всички, които дойдат на семинара."
Ama gelirsen eğer öğlen yemeği almak zorundasın... ...seminere gelecek herkes için."dediler.אבל אם תבוא, יהיה עליך להזמין לארוחה את כל משתתפי הסמינר."
Ama gelirsen eğer öğlen yemeği almak zorundasın... ...seminere gelecek herkes için."dediler.و لكن في حال مجيئك، يجب أن تشتري وجبة الغذاء لكل من يحضر الندوة."
Ama gelirsen eğer öğlen yemeği almak zorundasın... ...seminere gelecek herkes için."dediler.用意してください」という返事をもらいました 私は「参加する人の為に
Ayræmcælækla MŸcadele › Bir Eスitim El Kitabæ s Ulusal seminerlerCombaterea discriminュrii › Manual de pregュtire s Seminariile na゙ionale
Ayræmcælækla MŸcadele › Bir Eスitim El Kitabæ s Ulusal seminerlerKüzdelem a megkülönböztetés ellen – Oktatási kézikönyv
Ayræmcælækla MŸcadele › Bir Eスitim El Kitabæ s Ulusal seminerlerPヨóruイka pro boj proti diskriminaci s Nèrodnó seminèヨe
Ayræmcælækla MŸcadele › Bir Eスitim El Kitabæ s Ulusal seminerlerZwalczanie dyskryminacji › Podrシcznik szkoleniowy civil/civ_en.htm).
Başka birçok seminerler ve üniversite öğrencileri oldu ve başka birçok değişik şey.Au fost multe alte seminarii şi studenţi, şi diverse lucruri.
Başka birçok seminerler ve üniversite öğrencileri oldu ve başka birçok değişik şey.Banyak seminar lain, mahasiswa, dan hal lain.
Başka birçok seminerler ve üniversite öğrencileri oldu ve başka birçok değişik şey.Ci sono stati molti altri seminaristi e studenti universitari, e cose diverse
Başka birçok seminerler ve üniversite öğrencileri oldu ve başka birçok değişik şey.Der har været mange andre øvelser og universitetsstuderende og forskellige ting.
Başka birçok seminerler ve üniversite öğrencileri oldu ve başka birçok değişik şey.Došlo k mnohým seminářům s jinými studenty a jinými souvislostmi.
Başka birçok seminerler ve üniversite öğrencileri oldu ve başka birçok değişik şey.Er zijn veel andere seminaries en universiteitstudenten geweest.
Başka birçok seminerler ve üniversite öğrencileri oldu ve başka birçok değişik şey.Es gab viele andere Seminare und Universitätsstudenten und verschiedene Sachen.
Başka birçok seminerler ve üniversite öğrencileri oldu ve başka birçok değişik şey.Han habido muchos otros seminarios y estudiantes universitarios, y otras cosas diferentes.
Başka birçok seminerler ve üniversite öğrencileri oldu ve başka birçok değişik şey.Il y a eu bien d'autres séminaires, bien d'autres étudiants, bien d'autres choses.
Başka birçok seminerler ve üniversite öğrencileri oldu ve başka birçok değişik şey.여러 번의 각기 다른 세미나와 대학생 참여자들, 다른 자료들이 있었습니다.
Başka birçok seminerler ve üniversite öğrencileri oldu ve başka birçok değişik şey.Mieliśmy wiele innych seminariów, różnych studentów i różne sprawy.
Başka birçok seminerler ve üniversite öğrencileri oldu ve başka birçok değişik şey.Sok-sok szemináriumon, hallgatóval, különböző dolgokkal.
Başka birçok seminerler ve üniversite öğrencileri oldu ve başka birçok değişik şey.Було ще багато інших семінарів, студентів та різних питань.
Başka birçok seminerler ve üniversite öğrencileri oldu ve başka birçok değişik şey.Было много других семинаров, и студентов, и много чего.
Başka birçok seminerler ve üniversite öğrencileri oldu ve başka birçok değişik şey.Имало е много други семинари, университетски студенти и различни неща.
Başka birçok seminerler ve üniversite öğrencileri oldu ve başka birçok değişik şey.קיימנו סמינרים עם תלמידי אוניברסיטות, ומפגשים אחרים,
Başka birçok seminerler ve üniversite öğrencileri oldu ve başka birçok değişik şey.لطلاب جامعات مختلفة و في مؤتمرات من جهات متعددة .
Başka birçok seminerler ve üniversite öğrencileri oldu ve başka birçok değişik şey.いつもほとんど同じようなリストが得られました
Bir kurumun çalışanları için düzenlediği seminerin ailesel karşılığını yaptık.Abbiamo trasformato la famiglia in un ritiro aziendale.
Bir kurumun çalışanları için düzenlediği seminerin ailesel karşılığını yaptık. Bir pijama partisi düzenledik.Die familiäre Entsprechung einer Klausurtagung war eine Pyjama-Party.