İsa Mesihin kulu, Tanrının Müjdesini yaymak üzere seçilip elçi olmaya çağrılan ben Pavlustan selam!Pavel, služebník Jezukristův, povolaný apoštol, oddělený k kázaní evangelium Božího,
İsa Mesihin kulu, Tanrının Müjdesini yaymak üzere seçilip elçi olmaya çağrılan ben Pavlustan selam!Paweł, sługa Jezusa Chrystusa, powołany Apostoł, odłączony ku opowiadaniu Ewangielii Bożej;
İsa Mesihin kulu, Tanrının Müjdesini yaymak üzere seçilip elçi olmaya çağrılan ben Pavlustan selam!Phao-lô , tôi_tớ Ðức_Chúa_Trời , được gọi làm sứ đồ , để riêng ra đặng giảng Tin_Lành_Ðức_Chúa_Trời ,
İsa Mesihin kulu, Tanrının Müjdesini yaymak üzere seçilip elçi olmaya çağrılan ben Pavlustan selam!Phao-lô, tôi tớ Ðức Chúa Trời, được gọi làm sứ đồ, để riêng ra đặng giảng Tin Lành Ðức Chúa Trời,
İsa Mesihin kulu, Tanrının Müjdesini yaymak üzere seçilip elçi olmaya çağrılan ben Pavlustan selam!Παυλος, δουλος Ιησου Χριστου, προσκεκλημενος αποστολος, κεχωρισμενος δια το ευαγγελιον του Θεου,
İsa Mesihin kulu, Tanrının Müjdesini yaymak üzere seçilip elçi olmaya çağrılan ben Pavlustan selam!а по Дух на светост биде със сила обявен като Божий Син чрез възкресението от мъртвите;
İsa Mesihin kulu, Tanrının Müjdesini yaymak üzere seçilip elçi olmaya çağrılan ben Pavlustan selam!Павел, раб Иисуса Христа, призванный Апостол, избранный к благовестию Божию,
İsa Mesihin kulu, Tanrının Müjdesini yaymak üzere seçilip elçi olmaya çağrılan ben Pavlustan selam!Павел, слуга Ісуса Христа, покликаний апостол, вибраний на благовістуваннє Боже,
İsa Mesihin kulu, Tanrının Müjdesini yaymak üzere seçilip elçi olmaya çağrılan ben Pavlustan selam!פולוס עבד ישוע המשיח מקרא להיות שליח ונבדל לבשורת אלהים׃
İsa Mesihin kulu, Tanrının Müjdesini yaymak üzere seçilip elçi olmaya çağrılan ben Pavlustan selam!بولس عبد ليسوع المسيح المدعو رسولا المفرز لانجيل الله
İsa Mesihin kulu, Tanrının Müjdesini yaymak üzere seçilip elçi olmaya çağrılan ben Pavlustan selam!耶 穌 基 督 的 僕 人 保 羅 、 奉 召 為 使 徒 、 特 派 傳 神 的 福 音
İsa Mesihin kulu, Tanrının Müjdesini yaymak üzere seçilip elçi olmaya çağrılan ben Pavlustan selam!耶穌基督 的 僕人 保羅 、 奉召 為 使徒 、 特派 傳神 的 福音
John amcan seni sokakta görmüţ ve sen bir selam bile vermemiţin!Dein Onkel John meinte, dich auf der Strasse gesehen zu haben.. und du hast noch nicht einmal Hallo gesagt.
John amcan seni sokakta görmüţ ve sen bir selam bile vermemiţin!Tu tío Juán dijo que se te cruzó por la calle... Ąy ni siquiera le dijiste hola!
John amcan seni sokakta görmüţ ve sen bir selam bile vermemiţin!Twój wujek John powiedział, że minšł cię ostanio na ulicy, a ty nawet się nie przywitałe!
John amcan seni sokakta görmüţ ve sen bir selam bile vermemiţin!Ο θείος σου ο John σε είδε στο δρόμο και δεν τον χαιρέτησες!
JT: Selam,Alexander!Здравствуйте, Александр А:
Jules Rincon: Merhaba, selamlar! [duyulmuyor]안녕하세요. 안녕하세요. 저는 줄이에요.
[Kadın kendi dilinde konuşur] [Masood kendi dilinde konuşur, selamlaşırlar][γυναίκα που μιλάει στη γλώσσα της] [ο Μασούντ μιλάει στη γλώσσα του] γυναίκα:
Kahve makinesi selam söyledi.Automatul de cafea te salutã!
Kahve makinesi selam söyledi.Automat z kawą mówi cześć.
Kahve makinesi selam söyledi.Der Automat lässt dich grüßen. Young-goon!
Kahve makinesi selam söyledi.Vous avez le bonjour... de la machine à café !
Kahve makinesi selam söyledi.Το μηχάνημα εξαερισμού σου στέλνει χαιρετισμούς.
Kalabalık İsayı görünce büyük bir şaşkınlığa kapıldı ve koşup Onu selamladı.A hneď celý zástup, keď ho uvideli, preľakli sa a pribehnúc pozdravili ho.
Kalabalık İsayı görünce büyük bir şaşkınlığa kapıldı ve koşup Onu selamladı.A hned všecken zástup uzřev jej, ulekli se; a sběhše se, přivítali ho.
Kalabalık İsayı görünce büyük bir şaşkınlığa kapıldı ve koşup Onu selamladı.A wnetże lud wszystek ujrzawszy go, polękali się, i zbieżawszy się, przywitali go.
Kalabalık İsayı görünce büyük bir şaşkınlığa kapıldı ve koşup Onu selamladı.Begitu orang-orang itu melihat Yesus, mereka tercengang, lalu berlari-lari menyambut Dia
Kalabalık İsayı görünce büyük bir şaşkınlığa kapıldı ve koşup Onu selamladı.Cả đoàn dân nầy vừa thấy Ngài , liền lấy_làm lạ , thảy đều chạy đến chào Ngài .
Kalabalık İsayı görünce büyük bir şaşkınlığa kapıldı ve koşup Onu selamladı.Cả đoàn dân nầy vừa thấy Ngài, liền lấy làm lạ, thảy đều chạy đến chào Ngài.
Kalabalık İsayı görünce büyük bir şaşkınlığa kapıldı ve koşup Onu selamladı.De îndată ce a văzut norodul pe Isus, s'a mirat, şi a alergat la El să I se închine.
Kalabalık İsayı görünce büyük bir şaşkınlığa kapıldı ve koşup Onu selamladı.Dès que la foule vit Jésus, elle fut surprise, et accourut pour le saluer.
Kalabalık İsayı görünce büyük bir şaşkınlığa kapıldı ve koşup Onu selamladı.E logo toda a multidão, vendo a Jesus, ficou grandemente surpreendida; e correndo todos para ele, o saudavam.
Kalabalık İsayı görünce büyük bir şaşkınlığa kapıldı ve koşup Onu selamladı.En seguida, cuando toda la gente le vio, se sorprendió, y corriendo hacia él le saludaron
Kalabalık İsayı görünce büyük bir şaşkınlığa kapıldı ve koşup Onu selamladı.És az egész sokaság meglátván õt, azonnal elálmélkodék, és hozzásietvén köszönté õt.
Kalabalık İsayı görünce büyük bir şaşkınlığa kapıldı ve koşup Onu selamladı.In vsa množica se precej, ko ga ugleda, začudi, in hité k njemu in ga pozdravljajo.
Kalabalık İsayı görünce büyük bir şaşkınlığa kapıldı ve koşup Onu selamladı.Ja kohta kun kaikki kansa hänet näki, hämmästyivät he ja riensivät hänen luoksensa ja tervehtivät häntä.
Kalabalık İsayı görünce büyük bir şaşkınlığa kapıldı ve koşup Onu selamladı.온 무리가 곧 예수를 보고 심히 놀라며 달려와 문안하거늘
Kalabalık İsayı görünce büyük bir şaşkınlığa kapıldı ve koşup Onu selamladı.Och strax då allt folket fick se honom, blevo de mycket häpna och skyndade fram och hälsade honom.
Kalabalık İsayı görünce büyük bir şaşkınlığa kapıldı ve koşup Onu selamladı.Og straks alt folket så ham, blev de forferdet, og løp til og hilste ham.
Kalabalık İsayı görünce büyük bir şaşkınlığa kapıldı ve koşup Onu selamladı.Og straks studsede hele Skaren, da de så ham, og de løb hen og hilsede ham.
Kalabalık İsayı görünce büyük bir şaşkınlığa kapıldı ve koşup Onu selamladı.Tutta la folla, al vederlo, fu presa da meraviglia e corse a salutarlo
Kalabalık İsayı görünce büyük bir şaşkınlığa kapıldı ve koşup Onu selamladı.Und alsbald, da alles Volk ihn sah, entsetzten sie sich, liefen zu und grüßten ihn.
Kalabalık İsayı görünce büyük bir şaşkınlığa kapıldı ve koşup Onu selamladı.Zodra de mensen Jezus zagen aankomen, liepen zij Hem tegemoet.
Kalabalık İsayı görünce büyük bir şaşkınlığa kapıldı ve koşup Onu selamladı.Και ευθυς πας ο οχλος ιδων αυτον εγεινεν εκθαμβος και προστρεχοντες ησπαζοντο αυτον.
Kalabalık İsayı görünce büyük bir şaşkınlığa kapıldı ve koşup Onu selamladı.И веднага като Го видя цялото множество, смая се, стекоха се и Го поздравяваха.
Kalabalık İsayı görünce büyük bir şaşkınlığa kapıldı ve koşup Onu selamladı.І зараз увесь народ, побачивши Його, вельми сполохнув ся, і прибігаючи витали Його.
Kalabalık İsayı görünce büyük bir şaşkınlığa kapıldı ve koşup Onu selamladı.Тотчас, увидев Его, весь народ изумился, и, подбегая, приветствовали Его.
Kalabalık İsayı görünce büyük bir şaşkınlığa kapıldı ve koşup Onu selamladı.וכל העם כראותם אתו כן תמהו וירוצי אליו וישאלו לו לשלום׃
Kalabalık İsayı görünce büyük bir şaşkınlığa kapıldı ve koşup Onu selamladı.وللوقت كل الجمع لما رأوه تحيّروا وركضوا وسلموا عليه.
Kalabalık İsayı görünce büyük bir şaşkınlığa kapıldı ve koşup Onu selamladı.眾 人 一 見 耶 穌 、 都 甚 希 奇 、 就 跑 上 去 問 他 的 安
Kalabalık İsayı görünce büyük bir şaşkınlığa kapıldı ve koşup Onu selamladı.眾人 一 見 耶穌 、 都 甚 希奇 、 就 跑 上去 問 他 的 安
Kaptan Çekiç geldi! Saçlarıyla selamlıyor sizi!Да, Капитан Молот здесь, волосы раздуваются на ветру!
Kardeş Malcolm." " Kadim Arabistan topraklarından selamlar."아라비아의 고 대 토지에서 인사말.
[kartpostalı okuyarak]: "Dünyanın en ulvi, en kutsal şehrinden selamlar.[독서 엽서]: "지구에 철 하 고 가장 신성한 도시에서 인사말.
Kimi seçerdiniz? selamCậu sẽ chọn ai?
Kimi seçerdiniz? selamChi sceglieresti?
Kimi seçerdiniz? selamlequel prendriez-vous ?
Kimi seçerdiniz? selamPe cine ai prefera?
Kimi seçerdiniz? selamSiapa yang akan kau pilih?