Babama geldiğinde, Onu selamlayabilirsin.Keď prídete k môjmu otcovi, môžete ho takto pozdraviť.
Babama geldiğinde, Onu selamlayabilirsin.Kun tapaatte isäni, häntä voitte tervehtiä niin.
Babama geldiğinde, Onu selamlayabilirsin.När ni träffar min far... kan ni hälsa honom så.
Babama geldiğinde, Onu selamlayabilirsin.Når vi kommer til min fader kan De hilse ham på den måde.
Babama geldiğinde, Onu selamlayabilirsin.Quando arriverete al cospetto di mio padre, potrete inchinarvi a lui.
Babama geldiğinde, Onu selamlayabilirsin.Quando encontrarem meu pai, vocês podem saudá-lo assim.
Babama geldiğinde, Onu selamlayabilirsin.Wenn Ihr auf meinen Vater trefft, mögt Ihr diese Begrüßung wählen.
Babama geldiğinde, Onu selamlayabilirsin.Όταν έρθετε στον πατέρα μου, μπορείτε να τον χαιρετίσετε έτσι.
Babama geldiğinde, Onu selamlayabilirsin.Можете приветствовать так моего отца, когда доберётесь до него.
Bak, selamın kulaklarıma eriştiği an, çocuk rahmimde sevinçle hopladı.Begitu saya mendengar salammu, anak dalam kandungan saya bergerak kegirangan
Bak, selamın kulaklarıma eriştiği an, çocuk rahmimde sevinçle hopladı.Bởi vì tai ta mới nghe tiếng ngươi chào, thì con nhỏ ở trong lòng ta liền nhảy mừng.
Bak, selamın kulaklarıma eriştiği an, çocuk rahmimde sevinçle hopladı.Bởi_vì tai ta mới nghe tiếng ngươi chào , thì con_nhỏ ở trong lòng ta liền nhảy mừng .
Bak, selamın kulaklarıma eriştiği an, çocuk rahmimde sevinçle hopladı.Ecco, appena la voce del tuo saluto è giunta ai miei orecchi, il bambino ha esultato di gioia nel mio grembo
Bak, selamın kulaklarıma eriştiği an, çocuk rahmimde sevinçle hopladı.Fiindcă iată, cum mi -a ajuns la urechi glasul urării tale, mi -a săltat pruncul în pîntece de bucurie.
Bak, selamın kulaklarıma eriştiği an, çocuk rahmimde sevinçle hopladı.For se, da lyden av din hilsen nådde mitt øre, sprang fosteret i mitt liv med fryd.
Bak, selamın kulaklarıma eriştiği an, çocuk rahmimde sevinçle hopladı.Kajti, glej, ko je prišel glas pozdrava tvojega v ušesa moja, je veselja zaigralo dete v telesu mojem.
Bak, selamın kulaklarıma eriştiği an, çocuk rahmimde sevinçle hopladı.보라 네 문안하는 소리가 내 귀에 들릴 때에 아이가 내 복중에서 기쁨으로 뛰놀았도다
Bak, selamın kulaklarıma eriştiği an, çocuk rahmimde sevinçle hopladı.Lebo hľa, jako zavznel hlas tvojho pozdravu v moje uši, s plesotom poskočilo nemluvňa v mojom živote,
Bak, selamın kulaklarıma eriştiği an, çocuk rahmimde sevinçle hopladı.Nebo aj, jakž se stal hlas pozdravení tvého v uších mých, zplésalo radostně nemluvňátko v životě mém.
Bak, selamın kulaklarıma eriştiği an, çocuk rahmimde sevinçle hopladı.Pois logo que me soou aos ouvidos a voz da tua saudação, a criancinha saltou de alegria dentro de mim.
Bak, selamın kulaklarıma eriştiği an, çocuk rahmimde sevinçle hopladı.Porque he aquí, cuando llegó a mis oídos la voz de tu salutación, la criatura saltó de alegría en mi vientre
Bak, selamın kulaklarıma eriştiği an, çocuk rahmimde sevinçle hopladı.Se, när ljudet av din hälsning nådde mina öron, spratt barnet till av fröjd i mitt liv.
Bak, selamın kulaklarıma eriştiği an, çocuk rahmimde sevinçle hopladı.Siehe, da ich die Stimme deines Grußes hörte, hüpfte mit Freuden das Kind in meinem Leibe.
Bak, selamın kulaklarıma eriştiği an, çocuk rahmimde sevinçle hopladı.Sillä katso, kun sinun tervehdyksesi ääni tuli minun korviini, hypähti lapsi ilosta minun kohdussani.
Bak, selamın kulaklarıma eriştiği an, çocuk rahmimde sevinçle hopladı.Thi se, da din Hilsens Røst nåede mine Øren, sprang Fosteret i mit Liv med Fryd.
Bak, selamın kulaklarıma eriştiği an, çocuk rahmimde sevinçle hopladı.Want toen je binnenkwam en ik je stem hoorde, begon het kind in mijn buik te trappelen van blijdschap.
Bak, selamın kulaklarıma eriştiği an, çocuk rahmimde sevinçle hopladı.Защото, ето, щом стигна гласът на твоя поздрав до ушите ми, младенецът заигра радостно в утробата ми.
Bak, selamın kulaklarıma eriştiği an, çocuk rahmimde sevinçle hopladı.Ибо когда голос приветствия Твоего дошел до слухамоего, взыграл младенец радостно во чреве моем.
Bak, selamın kulaklarıma eriştiği an, çocuk rahmimde sevinçle hopladı.Ось бо, як дійшов голос витання твого до ушей моїх, кинулась з радости дитина в утробі моїй.
Bak, selamın kulaklarıma eriştiği an, çocuk rahmimde sevinçle hopladı.כי קול ברכתך בא באזני והנה רקד בשמחה הילד במעי׃
Bak, selamın kulaklarıma eriştiği an, çocuk rahmimde sevinçle hopladı.فهوذا حين صار صوت سلامك في اذنيّ ارتكض الجنين بابتهاج في بطني.
Bak, selamın kulaklarıma eriştiği an, çocuk rahmimde sevinçle hopladı.因 為 你 問 安 的 聲 音 、 一 入 我 耳 、 我 腹 裡 的 胎 、 就 歡 喜 跳 動
Bak, selamın kulaklarıma eriştiği an, çocuk rahmimde sevinçle hopladı.因為 你 問安 的 聲音 、 一 入 我 耳 、 我 腹裡 的 胎 、 就 歡喜 跳動
Baskan hanim, Misafirleri selamlama vakti geldi efendim.Chủ tịch, đến lúc chào khách rồi đấy ạ
Baskan hanim, Misafirleri selamlama vakti geldi efendim.Doamna presedinte, este timpul sa primiti invitatii.
Baskan hanim, Misafirleri selamlama vakti geldi efendim.Elnök asszony, itt az idő, hogy köszöntse a vendégeket!
Baskan hanim, Misafirleri selamlama vakti geldi efendim.Frau Präsidentin, Zeit die Gäse zu begrüssen.
Baskan hanim, Misafirleri selamlama vakti geldi efendim.Johtaja. Teidän on aika tervehtiä vieraita.
Baskan hanim, Misafirleri selamlama vakti geldi efendim. Joon Pyo, sende yerini al hadi.Gospa, čas je da pozdravite goste.
Baskan hanim, Misafirleri selamlama vakti geldi efendim.Ordförande, det är dags att hälsa på dina gäster.
Baskan hanim, Misafirleri selamlama vakti geldi efendim.Pani prezidentka, už je čas pozdraviť hostí.
Baskan hanim, Misafirleri selamlama vakti geldi efendim.Presiden, sudah waktunya menyapa tamu-tamu.
Baskan hanim, Misafirleri selamlama vakti geldi efendim.Presidente, è ora di salutare i vostri ospiti.
Baskan hanim, Misafirleri selamlama vakti geldi efendim.Présidente, il est temps pour vous de saluer vos invités.
Baskan hanim, Misafirleri selamlama vakti geldi efendim.Ředitelko,je čas, abyste šla uvítat vaše hosty.
Baskan hanim, Misafirleri selamlama vakti geldi efendim.Πρόεδρε, είναι ώρα να χαιρετήσετε τους καλεσμένους σας.
Baskan hanim, Misafirleri selamlama vakti geldi efendim.Президент, настало время поприветствовать гостей.
Baskan hanim, Misafirleri selamlama vakti geldi efendim.נשיאה, זה הזמן לברך את האורחים
Baskan hanim, Misafirleri selamlama vakti geldi efendim.سيدتي الرئيسه، حان الوقت للترحيب بضيوفك.
Baskan hanim, Misafirleri selamlama vakti geldi efendim.ジュンピョ 下りてきて 持ち場につきなさい
Bence herkes beni sevdi. Selam Bryce.Думаю, я понравился публике.
Beni affetmezseniz sorun değil, ama onu selamlayın.Nem kell, hogy nekem megbocsásson. De kérem illendően köszöntse őt.
Beni affetmezseniz sorun değil, ama onu selamlayın.Vous n'êtes pas obligée de me pardonner. Mais, s'il vous plaît, saluez-le convenablement.
Beni affetmezseniz sorun değil, ama onu selamlayın.Δεν πειράζει εάν δεν με συγχωρέστε, επομένως υποκλιθείτε σε εκείνον.
Beni affetmezseniz sorun değil, ama onu selamlayın.لا يهم اذا لم تسامحيني لكن اتوسل اليك قدمي احترامك
Ben ihtiyardan, gerçekten sevdiğim sevgili Gayusa selam!A presbiter a szeretett Gájusnak, a kit én igazán szeretek.
Ben ihtiyardan, gerçekten sevdiğim sevgili Gayusa selam!:
Ben ihtiyardan, gerçekten sevdiğim sevgili Gayusa selam!Den Ældste til Kajus, den elskede, hvem jeg elsker i Sandhed.
Ben ihtiyardan, gerçekten sevdiğim sevgili Gayusa selam!Den äldste hälsar Gajus, den älskade brodern, som jag i sanning älskar.
Ben ihtiyardan, gerçekten sevdiğim sevgili Gayusa selam!Den eldste - til Gajus, den elskede, som jeg elsker i sannhet.