Bu tür hizmetlerin kaldırılması bütün bir botneti sekteye uğratabilir.Removing such services can cripple an entire botnet.
Şelomtzion, kocasının bu sekte zalimce davranmasını engelleyebilmiş gözükmemektedir.Alexandra does not seem to have been able to prevent the persecution of that sect by her husband.
İkinci Dünya Savaşı(1939–1945) dünya genelinde yeni tabela üretimini sekteye uğrattı.The Second World War (1939–1945) arrested new sign installations around most of the world.
Bu, üretimi sekteye uğrayan fabrikada ve diğer endüstriyel tesislerde ücret artışlarına neden oldu.This resulted in wage increases both at the struck plant and other industrial plants.
Bragg’in çalışmaları Birinci ve İkinci Dünya Savaşları yüzünden sekteye uğramıştır.Brecht's poetry is marked by the effects of the First and Second World Wars.
Amerikan Devrimi, Amerika'ya olan göçü sekteye uğrattı.The American Revolution severely limited immigration to the United States.
Birinci kaleciliği 1982-83 sezonunda sekteye uğradı.The first Cup took place in 1982-83 season.
Bu nedenle Yeni Türkü'nün kariyeri kısa bir sekteye uğradı.The Next Karate Kid has been critically panned.
Üstelik hazırlık planlarını sekteye uğratması da kaçınılmaz.And of course it will be hugely disruptive in preparation plans.
Kömür ihracatı da sekteye uğrayabilir.Coal exports also may be disrupted.
Dünya Savaşı sebebiyle okulun çalışmaları sekteye uğradı ancak 1945'de tekrar faal hale geçildi.Activity was disrupted by the Second World War and resumed in 1945.
Anadolu'da ekonomik düzen ve asayiş ortamının sekteye uğraması.Die neue Rechts- und Wirtschaftsordnung im Sudetengau.
Ödenek yetersizliğinden dolayı bina yapımı sürekli sekteye uğradı.Aufgrund fehlender Finanzierung verzögert sich der Baubeginn ständig.
Vania ne zamandan beri sekterer?Depuis quand Vania est-elle secrétaire ?
Birkaç yerde daha sekteye uğrayan turnede 50 yerine 47 konser gerçekleşti.Par conséquent, la tournée donna quarante-sept représentations au lieu de cinquante.
Birinci kaleciliği 1982-83 sezonunda sekteye uğradı.El premio fue entregado por primera vez en la temporada 1982–83.
Bu tür hizmetlerin kaldırılması bütün bir botneti sekteye uğratabilir.La rimozione di tali servizi può paralizzare un intero botnet.
Bragg’in çalışmaları Birinci ve İkinci Dünya Savaşları yüzünden sekteye uğramıştır.Исследования Брэгга прерывались первой и второй мировыми войнами.
Anadolu'da ekonomik düzen ve asayiş ortamının sekteye uğraması.В Сантьяго введено чрезвычайное положение и комендантский час.
Birinci kaleciliği 1982-83 sezonunda sekteye uğradı.بدأ الموسم الرسمي الأول في 1981/82.
Bu tür hizmetlerin kaldırılması bütün bir botneti sekteye uğratabilir.Door een dergelijke dienst uit te schakelen kan vaak een heel botnet worden lamgelegd.
Sabahları Atet, öğleden sonraları da Sektet eşlik ederdi.Prowadził poranne i popołudniowe Zapraszamy do Trójki.
Fakat, sekteye uğramış yükleme işlemlerine devam edemez.Не можна допускати нагромадження просипаного вантажу.
Ortaçağ'da Avrupa'da bilim büyük bir sekteye uğramıştı.V Evropě došlo ve středověku k značnému úpadku vědeckého poznání.
Ödenek yetersizliğinden dolayı bina yapımı sürekli sekteye uğradı.Din cauza fondurilor insuficiente, construcția s-a degradat constant.
Bu nedenle Yeni Türkü'nün kariyeri kısa bir sekteye uğradı.Din acest motiv, soții Curie au dedicat foarte puțin timp altor activități.
Birçok önemli metabolik reaksiyon sekteye uğrar, enzimler hasar görür.De asemnea, unele ingrediente sintetice, pot cauza probleme hormonale, sistemul endocrin fiind grav afectat.
Sekterce tutumlar yerine sosyalist hümanizmanın hoşgörüsü seçti.A kényelmesség helyett inkább a spirituális egészséget választották.
Endürsti sekterliğinin Mümin Deligezer yapmaktadır.Az ateizmus ókori fogalma összetett.
Amerikan Devrimi, Amerika'ya olan göçü sekteye uğrattı.Yhdysvaltalainen kenraali, joka vaihtoi puolta.
Eğer adanın limanına bir şey olsaydı adadaki balıkçılık sektörü bütünüyle sekteye uğrayacaktı.Βρισκόταν στο ανατολικό μέρος του νησιού και είχε σαν έδρα το κοσμοπολίτικο Νυδρί.
Birçok önemli metabolik reaksiyon sekteye uğrar, enzimler hasar görür.Som med de fleste metaboliske reaktioner I kroppen styres omsætningerne af enzymer.
Şelomtzion, kocasının bu sekte zalimce davranmasını engelleyebilmiş gözükmemektedir.Salome Alexandra synes ikke å ha forsøkt å forhindre hennes ektemanns harde forfølgelsen av sekten.
Sabahları Atet, öğleden sonraları da Sektet eşlik ederdi.Yati bekerja sebagai tukang jahit di pagi hari dan ikut mengamen malam harinya.
Bu durum yalnızlık duyan insanın diğer insanlarla sağlıklı sosyal ilişkiler kurmasına sekte vurabilir.Điều này có thể dẫn đến các vấn đề trong quan hệ xã hội với người khác.
Bragg’in çalışmaları Birinci ve İkinci Dünya Savaşları yüzünden sekteye uğramıştır.ブラッグの研究は第一次世界大戦と第二次世界大戦のときに中断された。
BA-3 belli belirsiz kalın zırhı aracın performansını sekteye uğratmaktaydı.AP03は車重が重く信頼性に欠けたマシンであった。
Sabahları Atet, öğleden sonraları da Sektet eşlik ederdi.Следобеда се провеждат надбягвания с коне, както и надтегляния.
Ortaçağ'da Avrupa'da bilim büyük bir sekteye uğramıştı.V Európe došlo v stredoveku k značnému úpadku vedeckého poznania.
Ancak bu gizemli kadınla buluşma gayretleri her seferinde bir şanssızlık sonucunda sekteye uğrar.No ako vždy, táto trojica sa ‘náhodou’ dostala k riešeniu tejto záhady.
Bu tür hizmetlerin kaldırılması bütün bir botneti sekteye uğratabilir.S sprostitvijo prodaje letala bi lahko ta del vsaj delno zapolnili.
Birinci kaleciliği 1982-83 sezonunda sekteye uğradı.Esimene IBU karikas toimus hooajal 1982/1983.
Chongqing bölgesindeki karbon salimininin sürdürülebilir kalkınmaya sekte vurup vurmayacağı hakkında sorun,남극 펭귄의 미래에 대해 물어보면, 또는 충칭의 발전이 지속 가능한 탄소 개발에 기여했는지 의견을 물어보면
Chongqing bölgesindeki karbon salimininin sürdürülebilir kalkınmaya sekte vurup vurmayacağı hakkında sorun,los eventos de Chongqing contribuyen al desarrollo sostenible en la captura del carbono,
Chongqing bölgesindeki karbon salimininin sürdürülebilir kalkınmaya sekte vurup vurmayacağı hakkında sorun,באזור הקוטב הדרומי, לשאול האם הפיתוח בצ'ונגצ'ינג תורם להתפתחות בת-קיימא מבחינת לכידת הפחמן,
Chongqing bölgesindeki karbon salimininin sürdürülebilir kalkınmaya sekte vurup vurmayacağı hakkında sorun,中国の大都市の成長は 環境問題に どう影響するか そんな質問を政治家にすると 彼らは必ず何か答えてくれます
Nedeni, soğutmanın sekteye uğraması; buna "soğuk zincir"in kırılması deniyor.Alasannya adalah karena alat pendinginnya rusak; yang disebut "rantai dingin" telah putus.
Nedeni, soğutmanın sekteye uğraması; buna "soğuk zincir"in kırılması deniyor.우리가 흔히 "콜드 체인"이라고 부르는 냉장 시스템이 망가지기 때문이에요.
Nedeni, soğutmanın sekteye uğraması; buna "soğuk zincir"in kırılması deniyor.La razón es que la refrigeración no es adecuada; se rompe la llamada "cadena de frío".
Nedeni, soğutmanın sekteye uğraması; buna "soğuk zincir"in kırılması deniyor.Mert a hűtés valahol elromlik; az úgynevezett "hűtési lánc" megszakad.
Nedeni, soğutmanın sekteye uğraması; buna "soğuk zincir"in kırılması deniyor.Motivul este că refrigerarea cumva se strică; ceea ce e numit "lanţ rece" se strică.
Nedeni, soğutmanın sekteye uğraması; buna "soğuk zincir"in kırılması deniyor.Porque a refrigeração, não se sabe como, é interrompida. A chamada "cadeia fria" é interrompida.
Nedeni, soğutmanın sekteye uğraması; buna "soğuk zincir"in kırılması deniyor.Príčinou môže byť, že sa nejako pokazí chladenie; to, čo nazývame "chladiaca reťaz" sa naruší.
Nedeni, soğutmanın sekteye uğraması; buna "soğuk zincir"in kırılması deniyor.Ο λόγος είναι ότι η ψύξη με κάποιον τρόπο χαλάει. Αυτό σημαίνει ότι η "κρύα αλυσίδα" σπάει.
Nedeni, soğutmanın sekteye uğraması; buna "soğuk zincir"in kırılması deniyor.И одна из причин — внезапно сломавшийся холодильник; поломка цепи охлаждения.
Nedeni, soğutmanın sekteye uğraması; buna "soğuk zincir"in kırılması deniyor.שהקירור מתקלקל לאורך הדרך; "השרשרת הקרה" נשברת, קוראים לזה.
Nedeni, soğutmanın sekteye uğraması; buna "soğuk zincir"in kırılması deniyor.توقف التبريد بطريقة ما. وهو ما يسمى بتعطل "سلسلة التبريد".
Nedeni, soğutmanın sekteye uğraması; buna "soğuk zincir"in kırılması deniyor.いわゆるコールド・チェーンが壊れます ブルス・ロスナー氏が調査した結果
Üstelik hazırlık planlarını sekteye uğratması da kaçınılmaz.En het zal natuurlijk de voorbereiding behoorlijk in de problemen brengen.
Üstelik hazırlık planlarını sekteye uğratması da kaçınılmaz.E sarebbe un enorme intralcio per i piani preparatori.