Gizemli bir şekilde öldürülmüş olarak bulundu.She was found mysteriously murdered.
O gizemli bir şekilde öldürülmüş bulundu.He was found mysteriously murdered.
Kurbanın vücudu halı üzerinde yüzü aşağıya bakacak şekilde yatıyordu.The victim's body was lying face down on the rug.
Aynı şekilde hissedebileceğini düşündüm.I thought you might feel the same way.
Planlarım berbat bir şekilde başarısız oldu.My plans failed miserably.
Hükümetin politikaları berbat bir şekilde başarısız oldu.The government's policies failed miserably.
O, odanın etrafında zarif bir şekilde yürüdü.He sashayed around the room.
Sen akıcı bir şekilde İngilizce konuşursun.You speak English fluently.
Bunun o şekilde kalacağını umalım.Let's hope it stays that way.
Bunu en iyi şekilde değerlendirelim.Let's make the best of this.
Tom seni kötü bir şekilde istiyor.Tom wants you badly.
Bunu o şekilde tutmak istiyorum.I'd like to keep it that way.
Ben bu şekilde yaşamak istemiyorum.I don't want to live this way.
Onu bu şekilde yapmak istemedim.I didn't want to do it this way.
Ben şeyleri olduklarını şekilde istiyorum.I want things the way they were.
Tom'u o şekilde hatırlamak istemiyorum.I don't want to remember Tom that way.
Birini rahatsız edecek şekilde davranmak istemiyorum.I don't want to step on anybody's toes.
Tekrar o şekilde hissetmek istemiyorum.I don't want to feel that way ever again.
Neden her zaman işleri zor şekilde yapmak istiyorsun?Why do you always want to do things the hard way?
Daha öncekinden farklı şekilde tedavi edilmek istemiyorum.I don't want to be treated any differently than before.
Bazen dualarımıza onların olmasını istediğimiz şekilde cevap verilmez.Sometimes our prayers aren't answered the way we want them to be.
Tom gözle görülür bir şekilde mutlu.Tom is visibly happy.
Herhangi bir şekilde yardımcı olduğuma mutluyum.I'm happy to assist in any way I can.
Mary şaşırtıcı bir şekilde güzel.Mary is stunningly beautiful.
Tom bunu dikkatli bir şekilde düşündü.Tom thought it over carefully.
Onun hayali akıcı şekilde Fransızca konuşabilmekti.Her dream was to be able to speak French fluently.
Onun için bir şekilde suçlu olmak zorundasın.You have to be somewhat to blame for that.
En dikkatli şekilde yapılmış planlar bile sık sık başarısızlıkla sonuçlanır.Even the most carefully made plans frequently result in failure.
Benimle tekrar o şekilde konuşursan, yüzünü parçalayacağım.If you talk to me that way again, I'm going to smash your face in.
Tarih öncesi heykelcilik çok farklı şekillerde yorumlanmış.Prehistoric figurines have been interpreted in many different ways.
Biri onunla ciddi bir şekilde konuşmalı.Someone should talk turkey to him.
Balinalar şekil olarak balıklara benzerler.Whales are similar to fish in shape.
Özür dilerim. Aynı şekilde sana geri ödeyeceğim.I'm sorry, I'll pay you back in kind.
Doğru şekilde duydun.You heard correctly.
Bunu ayrıntılı bir şekilde konuşabiliriz.We can talk this through.
Kim güvenli bir şekilde eve geri geldi.Kim arrived back home safely.
Aynı şekilde yapılmış olması gerekiyor.It needs to be done in the same way.
O bu şekilde olmak zorunda değil.It does not have to be this way.
Ve kim aynı şekilde hareket etmezdi?And who would not act the same way?
Tüyler ürpertici şekilde davranıyorsun.You're acting creepy.
Sen inanılmaz bir şekilde aptalsın.You're incredibly stupid.
O şekilde gidin.Go that way.
Tom dikkatli şekilde cevap verdi.Tom answered carefully.
Tom hızlı bir şekilde cevap verdi.Tom answered quickly.
Tom isterik bir şekilde güldü.Tom laughed hysterically.
Tom dikkatli bir şekilde taşındı.Tom moved cautiously.
Tom hızlı şekilde hareket etti.Tom moved quickly.
Tom cesaret verecek şekilde başını salladı.Tom nodded encouragingly.
Tom sempatik şekilde başını salladı.Tom nodded sympathetically.
Tom düşünceli şekilde başını salladı.Tom nodded thoughtfully.
Tom rahatsız bir şekilde durakladı.Tom paused uncomfortably.
Tom savunur şekilde tepki gösterdi.Tom reacted defensively.
Tom diplomatik bir şekilde cevap verdi.Tom responded diplomatically.
Tom sarsıcı bir şekilde titredi.Tom shivered convulsively.
Ben cesaret verecek şekilde başımı salladım.I nodded encouragingly.
O teşvik edici bir şekilde başını salladı.He nodded encouragingly.
O, teşvik edici bir şekilde başını salladı.She nodded encouragingly.
Huzurlu şekilde çık.Come out peacefully.
Onu bir şekilde yap.Do it anyway.
Onu kibar bir şekilde yap.Do it delicately.