Onlar Tom'u bir sedyenin üstünde içeri getirdiler.They brought Tom in on a stretcher.
Tom tekerlekli bir sedyeye sarılı uyandı.Tom woke up strapped to a gurney.
Onlar Tom'u bir sedye üzerinde uzağa aldılar.They took Tom away on a stretcher.
Tom'u son gördüğümde o bir sedye üzerindeydi.The last time I saw Tom, he was on a stretcher.
Daha sonra sedye maçında karşılaştılar ve Matt, Jeff'e karşı ikinci galibiyetini aldı.They later faced each other in a stretcher match, in which Matt gained his second win over Jeff.
Michaels ringden sedye ile götürüldü.Michaels was then removed out of the ring in a stretcher.
Onu sedyeye taşırlar.They drag him to safety.
Bunun üzerine tıbbî personel geldi ve Lesnar'ı sedyeyle götürdü.Medical personnel arrived and took Lesnar away.
Herhangi bir ip veya sedye yoktu.There was no Red Cross or shelter.
-Bir daha söyle. Matt, ZPT'lere daha çok var! Buraya bir sedye getirelim.No!
-Bir sedye getirin! Çabuk. Sedye.Super-61, you're a sitting duck.
Ancak sedye üzerindeki adam olarak değil, açık kalp ameliyatı yapan cerrah olarak.But not as the guy on the table; the guy doing open-heart surgery.
Sedye dışında bir ambulansta bulunan her şeye sahip.It has everything an ambulance has except for a bed.
Sedyeyle birleştirin.Put them together.
Şu sedye üzerinde.On that stretcher.
Kandillikle takımlarını deri bir örtüye sarıp sedyenin üzerine koyacaklar.They shall put it and all its vessels within a covering of sealskin, and shall put it on the frame.
5 adet tekerlekli sandalye bağışladı ve sedyeler de gönderdi.He donated 5 wheelchairs and has ordered stretchers as well.
Sedye, O R; Freeman, P W M (Mayıs 2012).Gurney, O R; Freeman, P W M (May 2012).
Ellsworth'ün sedyeyle götürülmesine yol açtı.Wallace soll auf den elektrischen Stuhl geschickt werden.
Onu sedyeye taşırlar.Ils l'assiégèrent.
İspanyol boksör sedye ile soyunma odasına götürülür.Le joueur fautif va au vestiaire.
Ellsworth'ün sedyeyle götürülmesine yol açtı.Ellsworth demande à rejoindre son asile.
Bunun sonucunda Bryan, bir sedyeyle dışarı taşındı.In seguito, Maximin si spostò da un posto all'altro.
Herhangi bir ip veya sedye yoktu.Non c'erano tavoli o sedie.
Ama hastalandığı için sedye üzerinde geriye dönmek zorunda kaldı.Durante il viaggio di ritorno si ammalò.
Sonra sedye ile Konstantinopolis'e getirilmiştir.Dopodiché, deve aspettarlo a Costantinopoli.
Michaels ringden sedye ile götürüldü.Майкл толкнул рефери прямо на ринге.
Ama hastalandığı için sedye üzerinde geriye dönmek zorunda kaldı.Zij moest zich echter terugtrekken doordat zij ziek was.
Japon sniperler sedye taşıyıcıları da hedef almaya başlamışlardı.Co gorsze Japończycy rozpoczęli także desant spadochroniarzy.
Bunun sonucunda Bryan, bir sedyeyle dışarı taşındı.Det tog förstås slut när Molly flyttade.
Bunun sonucunda Bryan, bir sedyeyle dışarı taşındı.A Robben tam navíc někde zůstal.
İçinde hastalar için iki sedye ve bir sağlık görevlisi taşıyabilecek yer bulunur.Az utastérben két hordágy és az egészségügyi személyzet helyezhető el.
Herhangi bir ip veya sedye yoktu.Det var ingen kloakker eller avløp.
Bunun sonucunda Bryan, bir sedyeyle dışarı taşındı.Akhirnya Mr.Bean pindah ke kursi lain.
Herhangi bir ip veya sedye yoktu.Tidak ada pagar atau batas.
5 adet tekerlekli sandalye bağışladı ve sedyeler de gönderdi.Donó 5 sillas de ruedas y ha pedido camillas también.
5 adet tekerlekli sandalye bağışladı ve sedyeler de gönderdi.L'appel a reçu une réponse immédiate de Junaid Akram, un humoriste pakistanais.
Ama artık bu sedyede kalmıştı.Ajunsese pe targă.
Ama artık bu sedyede kalmıştı.Ik ademde heel moeilijk, maar nu zit het in de stretcher.
Ama artık bu sedyede kalmıştı.지금은 그 이송 침대속으로 사라져 버린 듯하죠.
Ama artık bu sedyede kalmıştı.Но теперь кровь ушла, видимо, в носилки.
Ama artık bu sedyede kalmıştı.אבל עכשיו הכל יצא על האלונקה.
Ama artık bu sedyede kalmıştı.ولكن الآن كأنها نوعاً ما ذهبت إلى النقالة،
Ama artık bu sedyede kalmıştı.そして 私はこう言いました 「何か手伝うことありますか?」
Ama artık bu sedyede kalmıştı.嗰刻我瞓喺擔架上
Ancak sedye üzerindeki adam olarak değil, açık kalp ameliyatı yapan cerrah olarak.Ale ne jako pacient, byl tím, kdo prováděl operaci na otevřeném srdci.
Ancak sedye üzerindeki adam olarak değil, açık kalp ameliyatı yapan cerrah olarak.Ale nie jako pacjent, tylko jako lekarz prowadzący operację na otwartym sercu.
Ancak sedye üzerindeki adam olarak değil, açık kalp ameliyatı yapan cerrah olarak.Allerdings nicht als Patient auf dem Tisch, sondern als Chirurg, der am offenen Herzen operierte.
Ancak sedye üzerindeki adam olarak değil, açık kalp ameliyatı yapan cerrah olarak.Ce n'était pas l'homme allongé sur la table ; mais celui qui opérait à cœur ouvert.
Ancak sedye üzerindeki adam olarak değil, açık kalp ameliyatı yapan cerrah olarak.Dar nu a fost el cel de pe masa de operatie; ci tipul care a operat pe cord deschis.
Ancak sedye üzerindeki adam olarak değil, açık kalp ameliyatı yapan cerrah olarak.De nem az asztalon feküdt; nyílt szívműtétet hajtott végre.
Ancak sedye üzerindeki adam olarak değil, açık kalp ameliyatı yapan cerrah olarak.책상에 앉아서 일하는 사람 말고, 심장 개복 수술까지 하는 의사도 있습니다.
Ancak sedye üzerindeki adam olarak değil, açık kalp ameliyatı yapan cerrah olarak.Maar niet als patiënt, maar als chirurg in de open-hart operatie.
Ancak sedye üzerindeki adam olarak değil, açık kalp ameliyatı yapan cerrah olarak.Ma non al posto di quello steso sul tavolo operatorio; era quello che eseguiva l'operazione a cuore aperto.
Ancak sedye üzerindeki adam olarak değil, açık kalp ameliyatı yapan cerrah olarak.Men ikke som ham på bordet, som ham der udførte hjertekirurgi.
Ancak sedye üzerindeki adam olarak değil, açık kalp ameliyatı yapan cerrah olarak.Men inte som personen på bordet; som den som utförde öppen hjärtkirurgi.
Ancak sedye üzerindeki adam olarak değil, açık kalp ameliyatı yapan cerrah olarak.Namun dia tidak terbaring di meja operasi, orang ini melakukan operasi pembedahan jantung.
Ancak sedye üzerindeki adam olarak değil, açık kalp ameliyatı yapan cerrah olarak.Nhưng ông không phải là người trên bàn; mà là người đang mổ tim.
Ancak sedye üzerindeki adam olarak değil, açık kalp ameliyatı yapan cerrah olarak.Όχι όμως κάτω από το νυστέρι: σαν ο χειρούργος.
Ancak sedye üzerindeki adam olarak değil, açık kalp ameliyatı yapan cerrah olarak.Але не як хворий, а як хірург, що робив операцію на відкритому серці.