Bu yangınların sebeplerinden en önemli olanı elektrik.И одна из основных причин всех этих пожаров - электричество.
Bu yangınların sebeplerinden en önemli olanı elektrik.І однією з головних причин всіх цих пожеж є електрика.
Bu yangınların sebeplerinden en önemli olanı elektrik.ואחד מהגורמים העיקריים לשריפות הללו הוא חשמל.
Bu yangınların sebeplerinden en önemli olanı elektrik.もし電気系統の火事が起きる前に
Çalmak için sebeplerim vardı.Am motivele mele sã fur.
Çalmak için sebeplerim vardı.Miałem powody żeby kraść.
Çalmak için sebeplerim vardı.Quand je vole, il y a une raison.
Çalmak için sebeplerim vardı. Yok olup gideceğimden korkuyordum.Ich hab doch einen Grund fürs Stehlen: meine Angst vorm Verschwinden.
Çalmak için sebeplerim vardı.Εχω τους λόγους μου που κλέβω.
CHERRY: Bunun sebeplerinden biri, insanların bu konuda farkındalıklarının artmasıdır.Alasan utama adalah meningkatnya kewaspadaan.
Çok çok komplike bir hastalık, aslında sıtma konusunda çalışma sebeplerimizden birisi de çok komplike oluşu.이것은 믿기 힘들정도로 복잡한 병입니다. 사실 그러한 사실이 우리가 말라리아를 흥미롭다고 여기며 이를 해결하기 위해 일하는 이유이기도 합니다.
Çok çok komplike bir hastalık, aslında sıtma konusunda çalışma sebeplerimizden birisi de çok komplike oluşu.Это очень сложная болезнь, но это и делает её интересной, и поэтому мы над ней работаем.
Çok çok komplike bir hastalık, aslında sıtma konusunda çalışma sebeplerimizden birisi de çok komplike oluşu.זו מחלה מורכבת באופן מדהים, אבל זה אחד הדברים שאנחנו מוצאים בה שמעניין והסיבה לעבודה שלנו עם מלריה.
Çok çok komplike bir hastalık, aslında sıtma konusunda çalışma sebeplerimizden birisi de çok komplike oluşu.私たちは実際そこに関心を持ち 取り組むことにしたのです 可能性がある方法は たくさんあります
Doğrudur, ortaklığın ekonomik sebepleri var.맞습니다 양쪽 모두 파트너를 원하는 경제적 이유가 있죠
Doğrudur, ortaklığın ekonomik sebepleri var.Los dos tienen una razón económica para tener un socio. ¿Pero saben qué?
Doğrudur, ortaklığın ekonomik sebepleri var.Tak, to prawda. Oboje macie ekonomiczny powód aby chcieć partnera.
Doğrudur, ortaklığın ekonomik sebepleri var.Tak, to prawda. Oboje macie ekonomiczny powód, aby chcieć partnera.
Doğrudur, ortaklığın ekonomik sebepleri var.Правильно. Ви обоє маєте економічні причини для того, щоб хотіти мати партнера.
Doğrudur, ortaklığın ekonomik sebepleri var.كان هذا صحيحًا. كلاكما لديه سبب اقتصادي لعقد الشراكة.
Doğrudur, ortaklığın ekonomik sebepleri var.でも知っていますか?
Doğrusu, hiçbir sigorta budalalık sebeplerini karşılamıyordu.A decir verdad, ningún seguro cubre actos idiotas.
Doğrusu, hiçbir sigorta budalalık sebeplerini karşılamıyordu.De facto žádné pojištění nekryje činy idiocie.
Doğrusu, hiçbir sigorta budalalık sebeplerini karşılamıyordu.De fapt, nici o asigurare nu acoperă idioţenia.
Doğrusu, hiçbir sigorta budalalık sebeplerini karşılamıyordu.En fait, aucune assurance ne les couvre.
Doğrusu, hiçbir sigorta budalalık sebeplerini karşılamıyordu.Faktisk, ingen forsikring dækker imod idiotiens luner.
Doğrusu, hiçbir sigorta budalalık sebeplerini karşılamıyordu.In der Tat deckt keine Versicherung Taten aus Idiotie ab.
Doğrusu, hiçbir sigorta budalalık sebeplerini karşılamıyordu.In realtà, nessuna assicurazione copre i casi di idiozia.
Doğrusu, hiçbir sigorta budalalık sebeplerini karşılamıyordu.Kenyataannya, tidak ada asuransi yang mencakup tindakan kebodohan.
Doğrusu, hiçbir sigorta budalalık sebeplerini karşılamıyordu.사실, 어느 보험도 어리석은 행동을 처리해주지 않습니다
Doğrusu, hiçbir sigorta budalalık sebeplerini karşılamıyordu.Nenhum seguro cobre atos de idiotice.
Doğrusu, hiçbir sigorta budalalık sebeplerini karşılamıyordu.Persze semmilyen biztosítás sem fedi a hülyeségből elkövetett dolgokat.
Doğrusu, hiçbir sigorta budalalık sebeplerini karşılamıyordu.Sterker nog, geen enkele verzekering dekt idioterie.
Doğrusu, hiçbir sigorta budalalık sebeplerini karşılamıyordu.Tak naprawdę żadne ubezpieczenie nie obejmuje głupoty.
Doğrusu, hiçbir sigorta budalalık sebeplerini karşılamıyordu.Thực tế mà nói, không có bảo hiểm nào bao gồm những hành động ngu ngốc cả.
Doğrusu, hiçbir sigorta budalalık sebeplerini karşılamıyordu.Για να πούμε την αλήθεια, καμία ασφάλεια δεν καλύπτει ανόητες πράξεις.
Doğrusu, hiçbir sigorta budalalık sebeplerini karşılamıyordu.Ако трябва да бъда точна, нито една застраховка не покрива идиощината.
Doğrusu, hiçbir sigorta budalalık sebeplerini karşılamıyordu.Направду жодне страхування не покриває нападів ідіотизму.
Doğrusu, hiçbir sigorta budalalık sebeplerini karşılamıyordu.На самом деле ни одна страховка не покрывает акты идиотизма.
Doğrusu, hiçbir sigorta budalalık sebeplerini karşılamıyordu.למעשה, שום ביטוח לא מכסה תאונות כתוצאה מטיפשות.
Doğrusu, hiçbir sigorta budalalık sebeplerini karşılamıyordu.فى واقع الأمر، لا يوجد تأمين ضد التصرفات الغبية.
Doğrusu, hiçbir sigorta budalalık sebeplerini karşılamıyordu.愚かな行動に出ることは、本質上、
Eğimin aşağıya doğru olmasının sebepleriAle dizeje się to z zupełnie odmiennych powodów niż w modelu mikroekonomicznym
Eğimin aşağıya doğru olmasının sebepleri Burdakinden tamamen farklı.Ale makroekonomická křivka klesá z úplně jiných důvodů než ta vpravo.
Eğimin aşağıya doğru olmasının sebepleriЦе відбувається за досить різних причин, аніж спадання.
En çok sevilen ikinci resim olmasının sebepleri neler olabilir düşünelim.Tak skusme si povedat, co je pricinou.
"Even, Obama'ya oy vermememin en büyük sebeplerinden biri onun Afrikan-Amerikan olmasıdıydı" dedi."Igen, az egyik döntő ok, amiért Barack Obama ellen szavaztam, az afroamerikai származása volt."
"Even, Obama'ya oy vermememin en büyük sebeplerinden biri onun Afrikan-Amerikan olmasıdıydı" dedi.버락 오바마가 아프리카계 미국 흑인이라는 것 때문에 뽑지 않았다고 얘기합니다.
"Even, Obama'ya oy vermememin en büyük sebeplerinden biri onun Afrikan-Amerikan olmasıdıydı" dedi."Sì, una delle ragioni principali per cui ho votato contro Obama è che è Afroamericano."
"Even, Obama'ya oy vermememin en büyük sebeplerinden biri onun Afrikan-Amerikan olmasıdıydı" dedi.Unul din motivele pentru care nu l-am votat pe Obama " " a fost faptul că e afro-american. "
"Even, Obama'ya oy vermememin en büyük sebeplerinden biri onun Afrikan-Amerikan olmasıdıydı" dedi."Да, една от сериозните причини да гласувам срещу Барак Обама е, че той е афро-американец."
"Even, Obama'ya oy vermememin en büyük sebeplerinden biri onun Afrikan-Amerikan olmasıdıydı" dedi."Да, одна из важных причин, побудившая меня голосовать против Барака Обамы это то, что он афроамериканец".
"Even, Obama'ya oy vermememin en büyük sebeplerinden biri onun Afrikan-Amerikan olmasıdıydı" dedi."Так, однією з вагомих причин, чому я голосував проти Барака Обами, є те, що він афро-американець".
"Even, Obama'ya oy vermememin en büyük sebeplerinden biri onun Afrikan-Amerikan olmasıdıydı" dedi.אמר, "כן, אחת הסיבות העיקריות שהצבעתי נגד ברק אובמה היא בגלל שהוא היה אפרו-אמריקאי."
"Even, Obama'ya oy vermememin en büyük sebeplerinden biri onun Afrikan-Amerikan olmasıdıydı" dedi.قال، "نعم، من الاسباب الرئيسية لتصويتي ضد باراك اوباما لأنه من الافارقة-الامريكان".
"Even, Obama'ya oy vermememin en büyük sebeplerinden biri onun Afrikan-Amerikan olmasıdıydı" dedi.アフリカ系アメリカ人だからです"と答えています 仮にそれらの人々の半分でも
-- evrendeki heryerde bütün sebepleri araştırmaya koyularak bunun neden olduğunu anlamaya çalıştı.- a căutat toate motivele din lume să explice de ce s-a produs aşa ceva.
-- evrendeki heryerde bütün sebepleri araştırmaya koyularak bunun neden olduğunu anlamaya çalıştı.Allt utom slumpen.
-- evrendeki heryerde bütün sebepleri araştırmaya koyularak bunun neden olduğunu anlamaya çalıştı.-- a világ összes lehetséges okát végigvette, hogy miért is történhetett mindez.
-- evrendeki heryerde bütün sebepleri araştırmaya koyularak bunun neden olduğunu anlamaya çalıştı.-- bà suy ngẫm về hầu hết các lý do trong vũ trụ rằng tại sao tổn thương đó xảy ra với bà