Ve bir manada kanserin temelinde yatan fikre saldırman gerekiyor.(mutasyona yol açan sebeplere)그리고 여러분의 고정관념을 깨뜨려야 하는 것이 있는데
Ve bir manada kanserin temelinde yatan fikre saldırman gerekiyor.(mutasyona yol açan sebeplere)Řešením je cílit na její základní podstatu.
Ve bir manada kanserin temelinde yatan fikre saldırman gerekiyor.(mutasyona yol açan sebeplere)Trebuie să ataci ideea din spatele ei.
Ve bir manada kanserin temelinde yatan fikre saldırman gerekiyor.(mutasyona yol açan sebeplere)Und dass du irgendwie, das zugrundeliegende Prinzip angreifen musst.
Ve bir manada kanserin temelinde yatan fikre saldırman gerekiyor.(mutasyona yol açan sebeplere)Y tienes que atacar a la idea general detrás de él.
Ve bir manada kanserin temelinde yatan fikre saldırman gerekiyor.(mutasyona yol açan sebeplere)Трябва да се атакува принципа.
Ve bir manada kanserin temelinde yatan fikre saldırman gerekiyor.(mutasyona yol açan sebeplere)יש להלחם בעקרון של הסרטן.
Ve bir manada kanserin temelinde yatan fikre saldırman gerekiyor.(mutasyona yol açan sebeplere)وأنت لديك نوع من مهاجمة الفكرة العامة وراء ذلك.
Ve bu 15 yaşında okulu bırakmamın sebeplerinden biriydi.제가 15살 때 학교를 떠난 이유 중의 하나죠.
Ve bu 15 yaşında okulu bırakmamın sebeplerinden biriydi.Aus diesem Grund habe ich mit 15 Jahren die Schule verlassen.
Ve bu 15 yaşında okulu bırakmamın sebeplerinden biriydi.Bl.a. derfor gik jeg ud af skolen som 15-årig.
Ve bu 15 yaşında okulu bırakmamın sebeplerinden biriydi.Byl to jeden z důvodů, proč jsem v 15 školu opustil.
Ve bu 15 yaşında okulu bırakmamın sebeplerinden biriydi.C'est une des raisons pour laquelle j'ai quitté l'école à 15 ans.
Ve bu 15 yaşında okulu bırakmamın sebeplerinden biriydi.Dat was een van de redenen waarom ik op 15 jaar gestopt ben met naar school te gaan.
Ve bu 15 yaşında okulu bırakmamın sebeplerinden biriydi.Det var en av anledningarna till varför jag lämnade skolan vid 15 års ålder.
Ve bu 15 yaşında okulu bırakmamın sebeplerinden biriydi.E questa fu una delle ragioni per cui lasciai la scuola a 15 anni.
Ve bu 15 yaşında okulu bırakmamın sebeplerinden biriydi.És ez volt az egyik ok, ami miatt 15 éves koromban otthagytam az iskolát.
Ve bu 15 yaşında okulu bırakmamın sebeplerinden biriydi.Foi uma das razões por que abandonei a escola quando tinha 15 anos.
Ve bu 15 yaşında okulu bırakmamın sebeplerinden biriydi.Między innymi dlatego opuściłem szkołę w wieku 15 lat.
Ve bu 15 yaşında okulu bırakmamın sebeplerinden biriydi.Si acesta a fost unul din motivele pentru care am abandonat scoala cand aveam 15 ani.
Ve bu 15 yaşında okulu bırakmamın sebeplerinden biriydi.Y fue una de las razones por las que dejé el colegio cuando tenía 15 años.
Ve bu 15 yaşında okulu bırakmamın sebeplerinden biriydi.И това беше причината да напусна училище, когато бях на 15 години.
Ve bu 15 yaşında okulu bırakmamın sebeplerinden biriydi.І це було однією з причин чому я залишив школу у 15 років.
Ve bu 15 yaşında okulu bırakmamın sebeplerinden biriydi.Это была одна из причин, почему я бросил школу в возрасте 15 лет.
Ve bu 15 yaşında okulu bırakmamın sebeplerinden biriydi.וזאת הסיבה שעזבתי את בית הספר בגיל 15.
Ve bu 15 yaşında okulu bırakmamın sebeplerinden biriydi.و كان ذلك من الأسباب التى جعلتني أترك الدراسة و عمري 15 سنة.
Ve bu 15 yaşında okulu bırakmamın sebeplerinden biriydi.興味を持てないものはやらない
Ve bu, hayatın esnek ve güçlü olmasının önemli sebeplerinden bir tanesi -- ölçeklenebilirlik.A to je jeden z hlavních důvodů, proč je život tak odolný a silný - rozšiřitelnost
Ve bu, hayatın esnek ve güçlü olmasının önemli sebeplerinden bir tanesi -- ölçeklenebilirlik.A to je jednou z hlavných príčin toho, že život je tak pružný a odolný -- škálovateľnosť.
Ve bu, hayatın esnek ve güçlü olmasının önemli sebeplerinden bir tanesi -- ölçeklenebilirlik.Dan itulah salah satu alasan utama mengapa hidup ini mempunyai daya tahan tinggi dan kuat -- skalabilitas.
Ve bu, hayatın esnek ve güçlü olmasının önemli sebeplerinden bir tanesi -- ölçeklenebilirlik.Das ist einer der Hauptgründe, dass das Leben so belastbar und robust ist:
Ve bu, hayatın esnek ve güçlü olmasının önemli sebeplerinden bir tanesi -- ölçeklenebilirlik.Dat is een van de belangrijkste redenen waarom leven zo veerkrachtig en robuust is - schaalbaarheid.
Ve bu, hayatın esnek ve güçlü olmasının önemli sebeplerinden bir tanesi -- ölçeklenebilirlik.E esse é um dos principais motivos pelos quais a vida é tão resiliente e robusta - escalabilidade.
Ve bu, hayatın esnek ve güçlü olmasının önemli sebeplerinden bir tanesi -- ölçeklenebilirlik.E questo è uno dei principali motivi per cui la vita è così resistente e vigorosa - per via della scalabilità.
Ve bu, hayatın esnek ve güçlü olmasının önemli sebeplerinden bir tanesi -- ölçeklenebilirlik.És ez az egyik fő oka annak, hogy az élet olyan rugalmas és robusztus -- a skálázhatóság.
Ve bu, hayatın esnek ve güçlü olmasının önemli sebeplerinden bir tanesi -- ölçeklenebilirlik.Et c'est une des principales raisons la vie est tellement résiliente et robuste, c'est le potentiel d'échelle.
Ve bu, hayatın esnek ve güçlü olmasının önemli sebeplerinden bir tanesi -- ölçeklenebilirlik.I to jeden z głównych powodów, przez które życie jest tak solidne i odporne -- skalowalność.
Ve bu, hayatın esnek ve güçlü olmasının önemli sebeplerinden bir tanesi -- ölçeklenebilirlik.그리고 이것이 생명이 그토록 복원력이 강하고 강건한 이유중 하나인-- 측정가능성입니다
Ve bu, hayatın esnek ve güçlü olmasının önemli sebeplerinden bir tanesi -- ölçeklenebilirlik.Og det er en af grundene til at liv er så stærkt og robust - skalerbarhed.
Ve bu, hayatın esnek ve güçlü olmasının önemli sebeplerinden bir tanesi -- ölçeklenebilirlik.И това е една от основните причини, защо животът е толкова гъвкав и енергичен -- мащабируемост.
Ve bu, hayatın esnek ve güçlü olmasının önemli sebeplerinden bir tanesi -- ölçeklenebilirlik.Це одна із причин, чому життя таке міцне і сильне - масштабованість.
Ve bu, hayatın esnek ve güçlü olmasının önemli sebeplerinden bir tanesi -- ölçeklenebilirlik.Это одна из причин, почему жизнь столь прочна и сильна — масштабируемость.
Ve bu, hayatın esnek ve güçlü olmasının önemli sebeplerinden bir tanesi -- ölçeklenebilirlik.זוהי אחת הסיבות העיקריות שהחיים הם כה סגלתניים וחזקים -- היכולת לשנות גודל.
Ve bu, hayatın esnek ve güçlü olmasının önemli sebeplerinden bir tanesi -- ölçeklenebilirlik.وهذا واحد من الاسباب الرئيسية التي تجعل الحياة مرنة وقوية بتدرج
Ve bu, hayatın esnek ve güçlü olmasının önemli sebeplerinden bir tanesi -- ölçeklenebilirlik.生物の生命力の源であり 強固である 主たる理由です これについてまた後ほど話します
Ve bunun sebeplerinden biri de, petrol dikkate değer bir şey.Az egyik oka ennek az, hogy igazán figyelemreméltó anyag.
Ve bunun sebeplerinden biri de, petrol dikkate değer bir şey.Dan salah satu alasannya adalah, minyak bumi adalah sesuatu yang hebat.
Ve bunun sebeplerinden biri de, petrol dikkate değer bir şey.En één van de redenen is, dat dit opmerkelijk spul is.
Ve bunun sebeplerinden biri de, petrol dikkate değer bir şey.Ett av skälen är att det här är ett enastående material.
Ve bunun sebeplerinden biri de, petrol dikkate değer bir şey.그런 이유 중 하나는, 이것은 놀라운 소재입니다.
Ve bunun sebeplerinden biri de, petrol dikkate değer bir şey.L'une des raisons, c'est que ce truc est exceptionnel.
Ve bunun sebeplerinden biri de, petrol dikkate değer bir şey.Między innymi dlatego, że jest ona niezwykła.
Ve bunun sebeplerinden biri de, petrol dikkate değer bir şey.Mimo jiné proto, že je to pozoruhodná látka.
Ve bunun sebeplerinden biri de, petrol dikkate değer bir şey.Şi unul din motive e, ăsta e un lucru remarcabil.
Ve bunun sebeplerinden biri de, petrol dikkate değer bir şey.Uma das razões é que trata-se de um material notável.
Ve bunun sebeplerinden biri de, petrol dikkate değer bir şey.Und einer der Gründe dafür ist, dass es einfach ein erstaunliches Zeug ist.
Ve bunun sebeplerinden biri de, petrol dikkate değer bir şey.Và một trong những lý do là vì nó là một thứ đáng lưu tâm.
Ve bunun sebeplerinden biri de, petrol dikkate değer bir şey.Y una de las razones es, esto es algo sorprendente.
Ve bunun sebeplerinden biri de, petrol dikkate değer bir şey.Και ένας από τους λόγους είναι, ότι είναι ένα καταπληκτικό πράμα.
Ve bunun sebeplerinden biri de, petrol dikkate değer bir şey.Една от причините е, че това са забележителни неща.