Doğru olanı, doğru şekilde, doğru sebepler için yapmayı istemek.Chceme urobiť správnu vec správnym spôsobom a zo správnych dôvodov.
Doğru olanı, doğru şekilde, doğru sebepler için yapmayı istemek.Chęć zrobienia tego, co właściwe we właściwy sposób z właściwych powodów.
Doğru olanı, doğru şekilde, doğru sebepler için yapmayı istemek.Chtít udělat správnou věc správným způsobem a ze správného důvodu.
Doğru olanı, doğru şekilde, doğru sebepler için yapmayı istemek.Das Bedürfnis das Richtige zu tun in der richtigen Art für die richtigen Gründe.
Doğru olanı, doğru şekilde, doğru sebepler için yapmayı istemek.Het juiste willen doen, op de juiste manier, om de juiste redenen.
Doğru olanı, doğru şekilde, doğru sebepler için yapmayı istemek.Ingin berbuat yang benar dengan cara yang benar untuk alasan yang benar.
Doğru olanı, doğru şekilde, doğru sebepler için yapmayı istemek.Khao khát làm việc đúng đắn theo cách đúng đắn cho những lý do phù hợp.
Doğru olanı, doğru şekilde, doğru sebepler için yapmayı istemek.옳은 이유를 위해 옳은 방식으로 옳은 일을 하자는 것입니다.
Doğru olanı, doğru şekilde, doğru sebepler için yapmayı istemek.Querer fazer o que é correcto da maneira correcta pelas razões correctas.
Doğru olanı, doğru şekilde, doğru sebepler için yapmayı istemek.Querer hacer lo correcto en la manera correcta por las razones correctas.
Doğru olanı, doğru şekilde, doğru sebepler için yapmayı istemek.Să doreşti să faci ceea ce este corect aşa cum trebuie făcut pentru motivele corecte.
Doğru olanı, doğru şekilde, doğru sebepler için yapmayı istemek.Voler essere la cosa giusta nel modo giusto per le cause giuste.
Doğru olanı, doğru şekilde, doğru sebepler için yapmayı istemek.Vouloir faire ce qui est bien de la bonne manière pour les bonnes raisons.
Doğru olanı, doğru şekilde, doğru sebepler için yapmayı istemek.Να θέλεις να κάνεις το σωστό, με το σωστό τρόπο, για τους σωστούς λόγους.
Doğru olanı, doğru şekilde, doğru sebepler için yapmayı istemek.Бажання робити правильні речі в правильний спосіб з правильних причин.
Doğru olanı, doğru şekilde, doğru sebepler için yapmayı istemek.Да искаш да направиш правилното нещо, по правилния начин,© за правилните причини.
Doğru olanı, doğru şekilde, doğru sebepler için yapmayı istemek.Желание делать правильные вещи, правильным образом, ради правильных целей.
Doğru olanı, doğru şekilde, doğru sebepler için yapmayı istemek.לרצות לעשות את הדבר הנכון בדרך הנכונה ומהסיבות הנכונות.
Doğru olanı, doğru şekilde, doğru sebepler için yapmayı istemek.الرغبة في القيام بما هو صحيح على النحو الصحيح للأسباب الصحيحة
Doğru olanı, doğru şekilde, doğru sebepler için yapmayı istemek.正しい行いをしたいと 願っている 私たち1人1人、すべての人が注意を向け始めれば
Doğrusu, hiçbir sigorta budalalık sebeplerini karşılamıyordu.A decir verdad, ningún seguro cubre actos idiotas.
Doğrusu, hiçbir sigorta budalalık sebeplerini karşılamıyordu.De facto žádné pojištění nekryje činy idiocie.
Doğrusu, hiçbir sigorta budalalık sebeplerini karşılamıyordu.De fapt, nici o asigurare nu acoperă idioţenia.
Doğrusu, hiçbir sigorta budalalık sebeplerini karşılamıyordu.En fait, aucune assurance ne les couvre.
Doğrusu, hiçbir sigorta budalalık sebeplerini karşılamıyordu.Faktisk, ingen forsikring dækker imod idiotiens luner.
Doğrusu, hiçbir sigorta budalalık sebeplerini karşılamıyordu.In der Tat deckt keine Versicherung Taten aus Idiotie ab.
Doğrusu, hiçbir sigorta budalalık sebeplerini karşılamıyordu.In realtà, nessuna assicurazione copre i casi di idiozia.
Doğrusu, hiçbir sigorta budalalık sebeplerini karşılamıyordu.Kenyataannya, tidak ada asuransi yang mencakup tindakan kebodohan.
Doğrusu, hiçbir sigorta budalalık sebeplerini karşılamıyordu.사실, 어느 보험도 어리석은 행동을 처리해주지 않습니다
Doğrusu, hiçbir sigorta budalalık sebeplerini karşılamıyordu.Nenhum seguro cobre atos de idiotice.
Doğrusu, hiçbir sigorta budalalık sebeplerini karşılamıyordu.Persze semmilyen biztosítás sem fedi a hülyeségből elkövetett dolgokat.
Doğrusu, hiçbir sigorta budalalık sebeplerini karşılamıyordu.Sterker nog, geen enkele verzekering dekt idioterie.
Doğrusu, hiçbir sigorta budalalık sebeplerini karşılamıyordu.Tak naprawdę żadne ubezpieczenie nie obejmuje głupoty.
Doğrusu, hiçbir sigorta budalalık sebeplerini karşılamıyordu.Thực tế mà nói, không có bảo hiểm nào bao gồm những hành động ngu ngốc cả.
Doğrusu, hiçbir sigorta budalalık sebeplerini karşılamıyordu.Για να πούμε την αλήθεια, καμία ασφάλεια δεν καλύπτει ανόητες πράξεις.
Doğrusu, hiçbir sigorta budalalık sebeplerini karşılamıyordu.Ако трябва да бъда точна, нито една застраховка не покрива идиощината.
Doğrusu, hiçbir sigorta budalalık sebeplerini karşılamıyordu.Направду жодне страхування не покриває нападів ідіотизму.
Doğrusu, hiçbir sigorta budalalık sebeplerini karşılamıyordu.На самом деле ни одна страховка не покрывает акты идиотизма.
Doğrusu, hiçbir sigorta budalalık sebeplerini karşılamıyordu.למעשה, שום ביטוח לא מכסה תאונות כתוצאה מטיפשות.
Doğrusu, hiçbir sigorta budalalık sebeplerini karşılamıyordu.فى واقع الأمر، لا يوجد تأمين ضد التصرفات الغبية.
Doğrusu, hiçbir sigorta budalalık sebeplerini karşılamıyordu.愚かな行動に出ることは、本質上、
Eğer bu idealler konusunda ciddiysek, bu krizin kaynağındaki sebepler hakkında dürüstçe konuşmamız lazım.우리가 이러한 이상들을 진지하게 여긴다면, 이 위기의 심층적인 원인이 무엇인지 솔직하게 말해야만 합니다.
Eğer bu idealler konusunda ciddiysek, bu krizin kaynağındaki sebepler hakkında dürüstçe konuşmamız lazım.Si somos serios sobre estos ideales, debemos hablar honestamente sobre las causas profundas de esta crisis.
Eğer bu idealler konusunda ciddiysek, bu krizin kaynağındaki sebepler hakkında dürüstçe konuşmamız lazım.Wenn wir über diese ideale ernst nehmen, müssen wir ehrlich über die tieferen Ursachen dieser Krise sprechen.
Eğer bu idealler konusunda ciddiysek, bu krizin kaynağındaki sebepler hakkında dürüstçe konuşmamız lazım.إذا كنا جادين في هذه المثل، يجب أن نتكلم بصراحة عن الأسباب العميقة لهذه الأزمة
Eğer bu idealler konusunda ciddiysek, bu krizin kaynağındaki sebepler hakkında dürüstçe konuşmamız lazım.我々を引き裂く武力か 共に胸に抱く希望か 選択を迫られているからです
Eğimin aşağıya doğru olmasının sebepleriAle dizeje się to z zupełnie odmiennych powodów niż w modelu mikroekonomicznym
Eğimin aşağıya doğru olmasının sebepleri Burdakinden tamamen farklı.Ale makroekonomická křivka klesá z úplně jiných důvodů než ta vpravo.
Eğimin aşağıya doğru olmasının sebepleriЦе відбувається за досить різних причин, аніж спадання.
Eksersizin etkili antideprasan olduğunu ispatlayan en önemli sebeplerden biridir.C'est une des principales raisons pour laquelle l'exercice est un antidépresseur puissant.
Eksersizin etkili antideprasan olduğunu ispatlayan en önemli sebeplerden biridir.Das ist einer der Hauptgründe, warum körperliche Betätigung nachweislich als wirksames Antidepressivum gilt.
Eksersizin etkili antideprasan olduğunu ispatlayan en önemli sebeplerden biridir.Es una de las principales razones por las que el ejercicio ha demostrado ser un potente antidepresivo.
Eksersizin etkili antideprasan olduğunu ispatlayan en önemli sebeplerden biridir.Поэтому физические упражнения считаются сильным антидепрессантом.
Eksersizin etkili antideprasan olduğunu ispatlayan en önemli sebeplerden biridir.זו אחת הסיבות העיקריות לכך שהאימון הגופני הוכח כנוגד-דכאון יעיל.
Eksersizin etkili antideprasan olduğunu ispatlayan en önemli sebeplerden biridir.لذلك تعتبر التمارين فعالة كمضاد للاكتئاب.
En çok sevilen ikinci resim olmasının sebepleri neler olabilir düşünelim.Tak skusme si povedat, co je pricinou.
"Even, Obama'ya oy vermememin en büyük sebeplerinden biri onun Afrikan-Amerikan olmasıdıydı" dedi."Igen, az egyik döntő ok, amiért Barack Obama ellen szavaztam, az afroamerikai származása volt."
"Even, Obama'ya oy vermememin en büyük sebeplerinden biri onun Afrikan-Amerikan olmasıdıydı" dedi.버락 오바마가 아프리카계 미국 흑인이라는 것 때문에 뽑지 않았다고 얘기합니다.
"Even, Obama'ya oy vermememin en büyük sebeplerinden biri onun Afrikan-Amerikan olmasıdıydı" dedi."Sì, una delle ragioni principali per cui ho votato contro Obama è che è Afroamericano."
"Even, Obama'ya oy vermememin en büyük sebeplerinden biri onun Afrikan-Amerikan olmasıdıydı" dedi.Unul din motivele pentru care nu l-am votat pe Obama " " a fost faptul că e afro-american. "