Aynı sebeplerden dolayı aynı zamanda suç örgütü üyelerini de rahatsız edebilir.Het zal ook leden van... misdaadorganisaties nerveus maken... om dezelfde redenen.
Aynı sebeplerden dolayı aynı zamanda suç örgütü üyelerini de rahatsız edebilir.또한 범죄 조직원들도 같은 이유로 불안해할 것입니다.
Aynı sebeplerden dolayı aynı zamanda suç örgütü üyelerini de rahatsız edebilir.Nebude sa to tiež páčiť mnohým členom kriminálnych organizácií, a to z rovnakých dôvodov.
Aynı sebeplerden dolayı aynı zamanda suç örgütü üyelerini de rahatsız edebilir.Nebude se to líbit ani členům kriminálních organizací, a to ze stejných důvodů.
Aynı sebeplerden dolayı aynı zamanda suç örgütü üyelerini de rahatsız edebilir.Si innervosiranno anche molti membri delle organizzazioni criminali per le medesime ragioni.
Aynı sebeplerden dolayı aynı zamanda suç örgütü üyelerini de rahatsız edebilir.Tämä hermostuttaa monia rikollisjärjestöjen jäseniä samoista syistä.
Aynı sebeplerden dolayı aynı zamanda suç örgütü üyelerini de rahatsız edebilir.También va a poner nerviosos a muchos miembros de las organizaciones criminales por las mismas razones.
Aynı sebeplerden dolayı aynı zamanda suç örgütü üyelerini de rahatsız edebilir.To co powiem sprawi, że członkowie organizacji przestępczych z pewnych powodów będą niezadowoleni.
Aynı sebeplerden dolayı aynı zamanda suç örgütü üyelerini de rahatsız edebilir.Zavaró lesz a bűnszövetkezetek tagjai számára is ugyanazon okoknál fogva.
Aynı sebeplerden dolayı aynı zamanda suç örgütü üyelerini de rahatsız edebilir.Επίσης θα προκαλέσει εκνευρισμό σε πολλά μέλη του οργανωμένου εγκλήματος για τους ίδιους λόγους.
Aynı sebeplerden dolayı aynı zamanda suç örgütü üyelerini de rahatsız edebilir.Вместе с тем беспокойство проснется и в представителях криминальных структур по тем же самым причинам.
Aynı sebeplerden dolayı aynı zamanda suç örgütü üyelerini de rahatsız edebilir.Разом з тим, занепокоєння прокинеться і в представниках кримінальних структур з тих же самих причин.
Aynı sebeplerden dolayı aynı zamanda suç örgütü üyelerini de rahatsız edebilir.Ще притесни и членове на престъпни организации, по същите причини.
Aynı sebeplerden dolayı aynı zamanda suç örgütü üyelerini de rahatsız edebilir.כי זה וודאי ואינו ניתן לערעור. זה גם ילחיץ חברים בארגוני פשע
Aynı sebeplerden dolayı aynı zamanda suç örgütü üyelerini de rahatsız edebilir.ان هذا الحديث سوف يعذب ايضاً اعضاء المنظمات الاجرامية لعدة أسباب
Aynı sebeplerden dolayı aynı zamanda suç örgütü üyelerini de rahatsız edebilir.犯罪組織関係者をも 緊張させます。 ここで社会の一員としての
Aynı şekilde her ne sebeple olursa insanlar sabah uyandığındaБільше того, якщо з будь-якої причини люди прокинуться наступного ранку...
Ayşe, bir sebeple, Mehmet'e internet üzerinden para ödemek istiyor.Припустимо, Еліс, з будь-яких причин, хоче передати гроші Бобу через інтернет.
Babam bugün hastaneden taburcu oluyor. bu sebeple eve gidip yemeği ailecek yemek durumundayım.Astazi tata este externat din spital. Trebuie sa merg acasa si sa iau cina cu familia.
Babam bugün hastaneden taburcu oluyor. bu sebeple eve gidip yemeği ailecek yemek durumundayım.Aujourd'hui, mon père sort de l'hôpital, donc je dois rentrer manger à la maison.
Babam bugün hastaneden taburcu oluyor. bu sebeple eve gidip yemeği ailecek yemek durumundayım.Danes bodo odpustili mojega očeta iz bolnišnice, zato se moram vrniti domov in tam večerjati.
Babam bugün hastaneden taburcu oluyor. bu sebeple eve gidip yemeği ailecek yemek durumundayım. Demek öyle?Dzisiaj mój tata jest wypisywany ze szpitala więc muszę wracac do domu, tam zjem ze wszystkimi ah, naprawdę?
Babam bugün hastaneden taburcu oluyor. bu sebeple eve gidip yemeği ailecek yemek durumundayım.Hari ini Ayah saya keluar dari rumah sakit. Jadi saya ingin pulang dan makan malam di rumah.
Babam bugün hastaneden taburcu oluyor. bu sebeple eve gidip yemeği ailecek yemek durumundayım.Hôm nay là ngày ba cháu xuất viện, vì thế cháu phải về nhà dùng cơm tối.
Babam bugün hastaneden taburcu oluyor. bu sebeple eve gidip yemeği ailecek yemek durumundayım.Idag så skrivs min pappa ut från sjukhuset, så jag behöver gå hem å äta middag hemma.
Babam bugün hastaneden taburcu oluyor. bu sebeple eve gidip yemeği ailecek yemek durumundayım.Questo è il giorno in cui mio padre esce dall'ospedale, quindi devo andare a casa e mangiare.
Babam bugün hastaneden taburcu oluyor. bu sebeple eve gidip yemeği ailecek yemek durumundayım.Vandaag is de dag dat mijn vader wordt ontslagen van het ziekenhuis. Dus moet ik naar huis en thuis eten.
Babam bugün hastaneden taburcu oluyor. bu sebeple eve gidip yemeği ailecek yemek durumundayım.Σήμερα είναι η μέρα που βγαίνει ο πατέρας απ'το νοσοκομείο, γι'αυτό πρέπει να πάω σπίτι και να δειπνήσω εκεί.
Babam bugün hastaneden taburcu oluyor. bu sebeple eve gidip yemeği ailecek yemek durumundayım.Сегодня мой отец выписался из больницы, так что мне нужно идти домой и пообедать там.
Babam bugün hastaneden taburcu oluyor. bu sebeple eve gidip yemeği ailecek yemek durumundayım.,היום זה היום שאבא שלי משתחרר מהעבודה .אז אני צריך לחזור הביתה ולאכול ארוחת ערב בבית
Babam bugün hastaneden taburcu oluyor. bu sebeple eve gidip yemeği ailecek yemek durumundayım.اليوم هو يوم خروج والدي من المشفى لذلك يجب على الذهاب للمنزل وتناول العشاء فيه
Babam bugün hastaneden taburcu oluyor. bu sebeple eve gidip yemeği ailecek yemek durumundayım.家で食事する事になってるんです そうか
Bana biraz da olsa, onu tünellere iten sebeplerden bahsetmeye başladı.Começou por me contar um pouco sobre, as circunstâncias, que o levaram a viver nos túneis.
Bana biraz da olsa, onu tünellere iten sebeplerden bahsetmeye başladı.Empezó a contarme un poco acerca de sus circunstancias... lo que le llevó a vivir en los túneles.
Bana biraz da olsa, onu tünellere iten sebeplerden bahsetmeye başladı.Empezó a contarme un poco acerca de sus circunstancias... lo que le llevó a vivir en los túneles.
Bana biraz da olsa, onu tünellere iten sebeplerden bahsetmeye başladı.Er begann mir etwas über die Umstände zu erzählen die ihn dazu brachten in den Tunneln zu leben.
Bana biraz da olsa, onu tünellere iten sebeplerden bahsetmeye başladı.Hän alkoi kertoa minulle hieman olosuhteistansa, mikä johti hänen elämään tunneleissa.
Bana biraz da olsa, onu tünellere iten sebeplerden bahsetmeye başladı.Han började berätta lite om, du vet, hans omständigheter, vad som fick honom att leva i tunnlarna.
Bana biraz da olsa, onu tünellere iten sebeplerden bahsetmeye başladı.Mesélt egy picit a körülményekről, amik az alagutakba kényszeríttették őt.
Bana biraz da olsa, onu tünellere iten sebeplerden bahsetmeye başladı.Opowiadał mi trochę o tym jak został bezdomnym, dlaczego zamieszkał w tunelach.
Bana biraz da olsa, onu tünellere iten sebeplerden bahsetmeye başladı.Začal mi říkat něco o... znáte to, o okolnostech, které ho přivedly k životu v tunelech.
Bana biraz da olsa, onu tünellere iten sebeplerden bahsetmeye başladı.Почео је да ми прича нешто мало о околностима, које су га одвеле да живи у тунелима.
Bazen bu kurumla yapılan işlemler de olabilir, zaten bu sebeple şirketin hisse senedinin fiyatı önemlidir.Af en toe zijn er wel transacties met het bedrijf en dat is waarom de aandelenkoers is belangrijk is.
Bazen bu kurumla yapılan işlemler de olabilir, zaten bu sebeple şirketin hisse senedinin fiyatı önemlidir.Tu a tam dochází k transakcím se společností a to je proč je cena akcie důležitá.
Bazen bu kurumla yapılan işlemler de olabilir, zaten bu sebeple şirketin hisse senedinin fiyatı önemlidir.هناك صفقات كل وقت وحين مع الشركة، ولهذا فإن السعر السهم مهم.
Bazen bu kurumla yapılan işlemler de olabilir, zaten bu sebeple şirketin hisse senedinin fiyatı önemlidir.株価は非常に重要になります。 しかし大部分は、あなたが毎日見ている時、
Bazı sebeplerden dolayı kendi kalbime baktığımda gerçekten proton olmam gerekiyor gibi hissediyorum. -Z jakiegoś powodu serce mi podpowiada, że tak naprawdę to powinienem być protonem.
Bazı sebeplerden dolayı kendi kalbime baktığımda gerçekten proton olmam gerekiyor gibi hissediyorum. -Z nějakého důvodu, kdy se podívám do svého srdce, cítím že bych měl být proton.
Bazı sebeplerden ötürü belirli bir müfredat, temel bir eğitim yok.Daarvoor bestaat geen standaard leerplan. Er is geen starterscursus.
Bazı sebeplerden ötürü belirli bir müfredat, temel bir eğitim yok.Entah kenapa, tidak ada kurikulum standar Tidak ada kursus standar
Bazı sebeplerden ötürü belirli bir müfredat, temel bir eğitim yok.Es gibt kein standardisiertes Regelwerk, nicht mal im Ansatz.
Bazı sebeplerden ötürü belirli bir müfredat, temel bir eğitim yok.Iz neznanega razloga ni standardnega programa, ni osnovnega tečaja.
Bazı sebeplerden ötürü belirli bir müfredat, temel bir eğitim yok.Jostakin syystä, siihen ei ole tutkintovaatimusta eikä peruskurssia.
Bazı sebeplerden ötürü belirli bir müfredat, temel bir eğitim yok.무슨 이유인지, 표준적인 강의 계획서도 없고, 기초 과정이란 것도 없습니다.
Bazı sebeplerden ötürü belirli bir müfredat, temel bir eğitim yok.Nie ma standardowego programu nauczania, nie ma podstawowego kursu.
Bazı sebeplerden ötürü belirli bir müfredat, temel bir eğitim yok.Nu există niciun program standard, nici un curs de bază.
Bazı sebeplerden ötürü belirli bir müfredat, temel bir eğitim yok.Per qualche motivo, non c'è un programma standard, non c'è alcun corso di base.
Bazı sebeplerden ötürü belirli bir müfredat, temel bir eğitim yok.Por alguma razão, não há nenhum programa de estudos, não há nenhum curso básico.
Bazı sebeplerden ötürü belirli bir müfredat, temel bir eğitim yok.Por algún motivo, no hay un programa de estudios estandarizado, no hay una formación básica.
Bazı sebeplerden ötürü belirli bir müfredat, temel bir eğitim yok.Pour une raison quelconque, il n'y a pas un programme d'étude spécifique, il n'y a pas de formation de base.