Bu sebeple asla yargılanamadı.Nigdy nie osądzony.
İnsanlar bu sebeplerin bazısını görebilir ve anlayabilir, bazılarını ise göremez ve anlayamaz."Ja wiem, widzę, inni nie widzą, nie wiedzą".
Bu sebeple bu hayvanlar bazı yerlerde zararlı hayvan olarak kabul görür.W niektórych miejscach zwierzę wydaje się pospolite.
Fakat politik sebeplerden ötürü bundan vazgeçildi.Z powodów politycznych prace te musiały być jednak wstrzymane.
Sebeplerden biri filmin anlaşılmaz olmasıydı.Z niewiadomych przyczyn do realizacji filmu nie doszło.
1 APOEL politik sebeplerden çekildi.1 Olympiakos zrezygnował z udziału z powodów politycznych.
Bu sebeple, kanser araştırmalarında üzerinde durulan proteinlerdendir.Z tego powodu, wciąż pozostaje w centrum zainteresowania w badaniach nad rakiem.
Ama Randy bir süre sonra bilinmeyen bir sebeple grubu bıraktı.Po pewnym czasie Zannin odszedł z zespołu z niewiadomych przyczyn.
Bu sebeple "Kör Halis" lâkabını aldı.Dlatego też zyskał przydomek "ślepa mysz".
Bu sebeple Bulgarların büyük bir kısmı Pomakça'yı anlamakta güçlük çeker.Tylko połowa Polaków uważa spór o TK za istotny.
İkinci bir idari bağımsızlığa dair yasa tasarısı da benzer sebeplerden dolayı reddedildi.Praktyka wypierania konkurencji w wyżej wspomniany sposób jest oceniana negatywnie z dwóch powodów.
Bu sebeple deist olduğu söylenebilir.Oznacza to, że można go uznać za deistę.
Bu hareketin sebepleri belli değildir.Motywy ich działania nie są jasne.
Bu sebeplerden dolayı fazla kabul görmemiştir.Z tych powodów nie nabrał ważności.
Bu sebeple sıklıkla “Genel Sistemler Araştırması” (General System Research) olarak da adlandırılmıştır.Uznaje się ją często za jeden z nurtów w tzw. badaniach systemowych.
Bu sebeple Kongrenin "5. Kongre" olarak adlandırılmasına karşı çıkılıyordu.W wyniku tego grupa otrzymała nazwę "Team 5".
İlçe 17 Ağustos 1999 depremini bu sebeple az hasarla atlatmıştır.Następnego dnia wczesnym rankiem, dnia 17 sierpnia, jego obawy potwierdziły się.
Birçok sebeplerden dolayı ormanlık çam ve meşelik alanlar kesilerek yok edilmiştir.W związku z osuszaniem terenów wyginęło wiele roślin błotno-wodnych, leśnych i torfowych.
Bu sebeple gecikerek 2 Aralık'ta denize indirildi.Wypłynęły one w morze 2 września.
Bu sebeple çeşitli farklı, daha küçük izdüşüme sahip C standart kütüphaneleri oluşturuldu.Tymczasem wokół C pojawia się coraz więcej podobnych mu udręczonych dusz.
Eğitim hayatında geleceği sebeple, Danimarka'dan İsveç için ayrılmasına neden oldu.Ze względu na swoją polityczną aktywność musiał wyemigrować do Szwecji.
Bu sebeple yüksek yaşam standardına sahiptir.Jest zwolennikiem zdrowego stylu życia.
Bu sebeple belirli tanımlık kullanılmaktadır.W takim przypadku używa się rodzajnika określonego.
Bu hastalığın altında yatan sebeplerden biri de yoğun stresdir.Jedną z przyczyn była ciężka choroba.
Bu sebeple hasta izole edilmeli ve tedavisine hemen başlanılmalıdır.Należy w takim wypadku natychmiast przerwać podawanie leku i wdrożyć odpowiednie leczenie.
Bu sebeple ancak savunmada kullanılabilmekteydi.Zezwolono jednak na podjęcie walki w obronie własnej.
Turnuvalar açıklanamayan sebeplerden dolayı takvimin dışına alındı.Pracę nad grą zostały jednak zawieszone z nieokreślonych powodów.
Doğal sebeplerden ötürü gerçekleşir.Zmarła z przyczyn naturalnych.
Bu sebeple İslamcılık taraftarıydı.Był zwolennikiem Kanta.
Valerius Asiaticus bilinmeyen sebeplerden duruşması yapılmadan idam edilmişti.Valerius Asiaticus avrättades utan att någon rättegång hölls, av okända orsaker.
Bu sebeple omega-3 grubunda kabul edilir.Därav namnet omega-3.
Bu sebeple, fetih yerine bir duvar yaptırmaya karar verdi.Därför beslöt han istället att bygga en mur.
Ancak, pek çok ülkede test edilir ve bu sebeple bu risk düşüktür.Emellertid görs det tester för sjukdomen i många länder och därför är risken låg.
Bu sebeple insanın kendi canı üzerine karar verebilme hakkı yoktur, bu hak ancak Allah’ındır.Det var med andra ord inte Gud som skulle försonas med människan utan människan som skall försonas med Gud.
Bu sebeple de her türlü anlaşma imkânsız hale geldi.Därmed gjordes alla kompromisser omöjliga.
Bu sebeple Nero popülerlik takıntısı olmakla eleştirilmiştir.Nero kritiserades till och med för att vara besatt av att vara populär.
Karısı ve kızı da ertesi yıl aynı sebeple öldü.Samma år dog även hans hustru och andre son.
Bu sebeple ancak savunmada kullanılabilmekteydi.Sannolikt användes de till försvar.
Fakat, kendisi bunu çeşitli sebeplerle reddetti.Han tvekade dock om detta av många olika anledningar.
Bu filmin Birleşik Devletler'de düşük gişe geliri elde etmesinin sebeplerinden biriydi.En annan orsak var att filmen drog in för lite pengar i USA.
İslâm inancında bu sebeple “iyilikler Allah'tan bilindiği gibi kötülükler de Allah'tandır” denilir.Den som går mot det bättre vet bara Gud."
Bu sebeple bu hayvanlar bazı yerlerde zararlı hayvan olarak kabul görür.På andra håll anses de istället vara skadedjur.
Bu sebeple de "Ziyancı" lakabını almıştır.Så jag sade att jag tänkte "Äcklad."
Bu sebeple C 14 ten arkeolojik tarihlendirmede yararlanılmaktadır.Detta är för sent i förhållande till C14-dateringen.
Doğal sebeplerden ötürü gerçekleşir.Hon avled dock av naturliga orsaker.
Yangının çok çeşitli sebepleri vardır.Bränderna har berott på olika saker.
Bu sebeple cenaze töreni düzenlenmedi.Ingen begravning hölls.
Bu sebeple; Tanrı'ya inanmak Tanrı'ya inanmamaktan daha iyidir.Alltså bör vi enligt resonemanget inte tro på Gud.
Bu sebeple bu devreye türev alıcı devre adı da verilebilir.Även så kallad marknadsstörningsavgift kan utdömas.
Diğer kültürler, çeşitli sebeplerden dolayı buradan ayrılmak zorunda kalmıştır.Solkulturen har av olika skäl dött ut.
1997'de ekonomik sebeplerden dolayı kapanana kadar burada bir petrol rafinerisi vardı.År 1971 påbörjades bygge av ett ölbryggeri men ölproduktionen avslutades 1998 på grund av ekonomiska problem.
Bu durum genel olarak politik sebeplerden dolayıydı.I grunden var dock beslutet på grund av ekonomiska skäl.
Bu sebeple madde enerjiye, enerji de maddeye dönüştürülebilir.Detta innebär att energi kan omvandlas till materia och vice versa.
Bu sebeple nüfus azalmaktadır.Det har till följd att populationen minskar.
Ölüm sebepleri kızamıklıktı.Dödsorsaken var kärlkramp.
Önceden çalıştığı iş yerlerinden yalan haber, aşırı alkol tüketimi gibi sebeplerden dolayı atılmıştır.N= Neglect Har Du någonsin försummat några av Dina plikter pp. g.a. alkohol eller drogbruk?
Bu sebeple de çeşitli durumlara dikkat edilmesi gerekir.Finns det speciella sakförhållanden att ta hänsyn till?
Ayrıca, Litvanya ve Ukrayna katılmayı planlamışlardı fakat finansal sebeplerden dolayı çekildiler.Även Litauen och Ukraina skulle ha ställt upp men drog senare tillbaka sina respektive intresseanmälningar.
Bu sebeple keten yağı taze olarak tüketilmelidir.Oljenivån bör därför kontrolleras med jämna mellanrum.
Hadisenin nedenlerinin, sebeplerinin, sonuçlarının veya özelliklerinin açıklanması gerekir.Man diskuterade enstaka ords betydelse, uppenbarelsernas orsaker och konsekvenser.