Önce senin ateşini ölçelim.Let's take your temperature first.
Mike hayvanları çok fazla severdi.Mike liked animals very much.
Mike işini çok sevmesine rağmen, iyi para getirmiyor.Though Mike likes his job very much, it does not pay well.
Mike başkan seçildi.Mike was elected chairperson.
Mike basketbol oynamayı seviyor.Mike likes to play basketball.
Mike'ın iki sevgilisi var.Mike has two girl friends.
Sağ ol, Mike. Tavuk sevmem.Thanks, Mike. I don't like chicken.
Ne sevimli bir bebek! Onu tutabilir miyim?What a cute baby! May I hold her?
Bir bakıma onu seviyorum.I sort of like him.
Of, hadi canım sende.Oh, come off it.
Bay Hopkins öyle bir yüksek sesle konuştu ki onu üst kattan duyabiliyordum.Mr Hopkins spoke in such a loud voice that I could hear him upstairs.
Birçok çocuk beyzbolu sever.Most boys like baseball.
Gerçekten çizgi romanları seversin, değil mi?You really like comic books, don't you?
Bayan White herkes tarafından sevilir.Miss White is liked by everyone.
Sesi azaltmanızın sakıncası var mı?Would you mind turning down the volume?
Sesi kısar mısınız?Would you mind turning down the volume?
O, hayvanları seviyor, biliyor musun?She likes animals, you know?
Çoğu erkek çocuk beysbolu sever.Most boys like baseball.
Bob senin gibi aynı yılda doğdu.Bob was born in the same year as you.
Bob sevimli bir kişidir.Bob is a nice person.
Neredeyse bütün Japon erkekleri beyzbol oynamayı sever.Almost all Japanese boys like to play baseball.
Birçok kızlar sevimli olduklarını düşünürler.Most girls think that they are pretty.
Bence gençlerin çoğu rock müziği seviyor.I think that most young people like rock music.
Ses biraz sonra kayboldu.Soon the sound died away.
Otel hizmetçisi olarak yarı zamanlı bir işim vardı, ama onu pek sevmiyordum.I had a part-time job as a hotel maid, but I didn't like it very much.
Sen beni aradığında otelde zorla kayıt yaptırdım.I had hardly checked in at the hotel when he called me.
Otelim seni aramamı söyledi.My hotel told me to call you.
Seni yüzmeye götüreceğim.I will take you for a swim.
Ben kahve sevmem.I don't like coffee.
Ben tenisi çok severim.I like tennis very much.
Sen benimle gelebilirsin.You can come with me.
Boks ve hokey gibi sporları sevmem.I don't like such sports as boxing and hockey.
Başka seçenek olmadığını kabul ettik.We agreed that there was no other alternative.
Salonda az sayıda seyirci vardı.There was a small audience in the hall.
Bütün bonusumu alışveriş ve seyahat üzerine çarçur ettim.I blew my whole bonus on shopping and travel.
Onlar düdük sesini duyduklarında son hızla başladılar.On hearing the whistle, they started at full speed.
Ben senin kalemini ödünç alabilir miyim?Can I borrow your pen?
Ben senin kalemini ödünç alabilir?May I borrow your pen?
Henry seni görmek istiyor.Henry wants to see you.
Sen bulaşıkları yıka, Ben.You wash the dishes, Ben.
Helen, geçen sene Japonya'ya geldi.Helen came to Japan last year.
Zil çaldığında seyirciler koltuklarına oturdular.When the bell rang, the audience took their seats.
Perry yüksek sesle düşünme alışkanlığı edindi.Perry has acquired the habit of thinking aloud.
Yılanlar asla sevmediğim hayvanlardır.Snakes are animals I don't like in the least.
Betty'nin tatlı bir sesi var.Betty has a sweet voice.
Betty klasik müzik sever.Betty likes classical music.
Beth, yılanları seven garip bir kızdır.Beth is an odd girl who likes snakes.
Peter Jane'i seviyor.Peter loves Jane.
Fred eşine büyük bir servet bıraktı.Fred left his wife a large fortune.
Ben brendimi sek severim.I like my brandy straight.
Fransız şaraplarını sever misiniz?Do you like French wines?
Frank Üniversitede Sosyoloji'yi ana dal olarak seçti.Frank majored in sociology at university.
Blackie yemek yerken çok ses çıkarıyor.Blackie makes a lot of noise while he eats.
Bay Brown bana senin adını verdi.Mr Brown gave me your name.
Bir Bay Brown telefonda seni istiyor.A Mr Brown wants you on the phone.
Üzüm severim fakat çok fazla yiyemem.I like grapes, but I can't eat so many.
Futbol en sevdiğim oyundur.Football is my favorite game.
Beyzbolu sever misin, Bin.Do you like baseball, Bin?
Hem Bill hem de Mac bilgisayarları çok seviyor.Both Bill and Mac are crazy about computers.
Bill senin gibi uzun değil.Bill is not tall like you.