Bu, Disketlerin büyüklük ve yoğunluklarını seçmenizi sağlar.Αυτό σας επιτρέπει να επιλέξετε το μέγεθος και την πυκνότητα της δισκέτας.
Bu, Disketlerin büyüklük ve yoğunluklarını seçmenizi sağlar.Дає змогу вибрати розмір і щільність дискети.
Bu, Disketlerin büyüklük ve yoğunluklarını seçmenizi sağlar.Здесь вы можете указать размер и плотность форматирования дискеты.
Bu, Disketlerin büyüklük ve yoğunluklarını seçmenizi sağlar.Избор на размер на диска и плътността.
Bu, Disketlerin büyüklük ve yoğunluklarını seçmenizi sağlar.يسمح لك هذا باختيار حجم وسعة القرص المرن.
Bu, Disketlerin büyüklük ve yoğunluklarını seçmenizi sağlar.ここでフロッピーディスクの容量と密度を選択できます。
Bu her vatandaşın ve seçmenin kendisine sorması gereken bir sorudur.En dat is iets wat elke inwoner en stemgerechtigde zichzelf moet afvragen.
Bu her vatandaşın ve seçmenin kendisine sorması gereken bir sorudur.Et c'est une question que chaque citoyen et chaque électeur doit se poser.
Bu her vatandaşın ve seçmenin kendisine sorması gereken bir sorudur.È una cosa che ogni singolo cittadino ed elettore deve chiedersi.
Bu her vatandaşın ve seçmenin kendisine sorması gereken bir sorudur.Isto é uma coisa que todos os cidadãos e eleitores devem perguntar a si mesmos.
Bu her vatandaşın ve seçmenin kendisine sorması gereken bir sorudur.이는 각각의 모든 시민들과 유권자들이 스스로에게 물어야 할 질문입니다.
Bu her vatandaşın ve seçmenin kendisine sorması gereken bir sorudur.Și asta e ceva ce fiecare cetățean și votant ar trebui să se întrebe.
Bu her vatandaşın ve seçmenin kendisine sorması gereken bir sorudur.To pytanie, na które każdy obywatel i wyborca powinien sobie odpowiedzieć.
Bu her vatandaşın ve seçmenin kendisine sorması gereken bir sorudur.Và đây là câu hỏi mà mỗi công dân và cử tri cần tự hỏi
Bu her vatandaşın ve seçmenin kendisine sorması gereken bir sorudur.Y eso es algo que cada ciudadano y votante debe preguntarse.
Bu her vatandaşın ve seçmenin kendisine sorması gereken bir sorudur.Κι αυτό είναι κάτι που κάθε πολίτης και και κάθε ψηφοφόρος χρειάζεται ν' αναρωτηθεί.
Bu her vatandaşın ve seçmenin kendisine sorması gereken bir sorudur.И това е нещо, което всеки гражданин и гласоподавател трябва да се запита.
Bu her vatandaşın ve seçmenin kendisine sorması gereken bir sorudur.Кожен громадянин і виборець мусить запитати це в самого себе.
Bu her vatandaşın ve seçmenin kendisine sorması gereken bir sorudur.Это то, о чём должен спросить себя каждый гражданин, каждый избиратель.
Bu her vatandaşın ve seçmenin kendisine sorması gereken bir sorudur.וזה משהו שכל אזרח ואזרח ומצביע צריכים לשאול את עצמם.
Bu her vatandaşın ve seçmenin kendisine sorması gereken bir sorudur.وهذا شيء يجب على كل مواطن و ناخب أن يسأله لنفسه.
Bu her vatandaşın ve seçmenin kendisine sorması gereken bir sorudur.自分自身に問いかける必要があることなのです あなたは長期的投資に関心を持ち
Bu kızlar bir grup kurdular ve bir kampanya başlattılar. Seçmen kayıtları için.Ces filles se sont regroupées et ont formé un groupe et lancé une campagne pour l'inscription des électeurs.
Bu kızlar bir grup kurdular ve bir kampanya başlattılar. Seçmen kayıtları için.Deze meisjes vormden een groep en lanceerden een campagne voor kiezersregistratie.
Bu kızlar bir grup kurdular ve bir kampanya başlattılar. Seçmen kayıtları için.Disse piger slog sig sammen og formede en gruppe og satte en kampagne igang for stemmeregistrering.
Bu kızlar bir grup kurdular ve bir kampanya başlattılar. Seçmen kayıtları için.Estas chicas se reunieron, formaron un grupo, y lanzaron una campaña para registrar votantes.
Bu kızlar bir grup kurdular ve bir kampanya başlattılar. Seçmen kayıtları için.Mas estas jovens juntaram-se, formaram um grupo e lançaram uma campanha de registo eleitoral.
Bu kızlar bir grup kurdular ve bir kampanya başlattılar. Seçmen kayıtları için.Te dziewczęta połączyły się i utworzyły grupę, która rozpoczęła kampanię na rzecz rejestracji wyborców.
Bu kızlar bir grup kurdular ve bir kampanya başlattılar. Seçmen kayıtları için.Αυτά τα κορίτσια ενώθηκαν και σχημάτισαν μια ομάδα και ξεκίνησαν μια εκστρατεία για να εγγραφούν οι ψηφοφόροι.
Bu kızlar bir grup kurdular ve bir kampanya başlattılar. Seçmen kayıtları için.Тези момичета се събраха и основаха група и започнаха кампания за регистрация при гласуване.
Bu kızlar bir grup kurdular ve bir kampanya başlattılar. Seçmen kayıtları için.Ці дівчата зібралися разом, сформували групу і розпочали кампанію за реєстрацію на голосування.
Bu kızlar bir grup kurdular ve bir kampanya başlattılar. Seçmen kayıtları için.Эти девушки сплотились, создали группу и начали кампанию по регистрации избирателей.
Bunun pek bir anlamı yok, çünkü ayrıca bir yön seçmeniz gerekiyor. -Bem, apenas assim não tem grande significado, porque tens que escolher uma direcção.
Bunun pek bir anlamı yok, çünkü ayrıca bir yön seçmeniz gerekiyor. -Bueno, eso no tiene mucho significado ahora, por que tienes que elegir una dirección.
Bunun pek bir anlamı yok, çünkü ayrıca bir yön seçmeniz gerekiyor. -Dat heeft min of meer geen betekenis, want je zou een richting moeten kiezen.
Bunun pek bir anlamı yok, çünkü ayrıca bir yön seçmeniz gerekiyor. -Det har ingen egentlig mening, för du måste även välja ut en riktning.
Bunun pek bir anlamı yok, çünkü ayrıca bir yön seçmeniz gerekiyor. -사실 이런 물음은 의미가 없는데요 왜냐면 방향을 정해야 하기 때문입니다
Bunun pek bir anlamı yok, çünkü ayrıca bir yön seçmeniz gerekiyor. -Maka itu sama halnya tak berarti sama kali, karena kalian harus menentukan ke mana jurusannya.
Bunun pek bir anlamı yok, çünkü ayrıca bir yön seçmeniz gerekiyor. -Tak naprawdę to nic nie znaczy, bo najpierw trzeba wybrać kierunek.
Bunun pek bir anlamı yok, çünkü ayrıca bir yön seçmeniz gerekiyor. -Tedy, ono to vlastně moc nedává smysl, protože byste museli vybrat nějaký směr.
Bunun pek bir anlamı yok, çünkü ayrıca bir yön seçmeniz gerekiyor. -これは意味の無い質問です。なぜなら、方角を取らないといけないからです。 もし、このタンジェント線の傾きは何かと尋ねたら、
Bunun sebebi agirlikli olarak secmenlerin tutumu, taraftarlarin gercek anlamda konuya asilmamasi.A murit în mare parte din cauză că nu avea votanții de partea ei, lipsea implicarea părţilor interesate.
Bunun sebebi agirlikli olarak secmenlerin tutumu, taraftarlarin gercek anlamda konuya asilmamasi.부결된 원인은 아무래도 유권자의 지지와 이해 당사자의 견인력 부재입니다.
Bunun sebebi agirlikli olarak secmenlerin tutumu, taraftarlarin gercek anlamda konuya asilmamasi.Nebol schválený hlavne pre neprijatie zákonodarcami a aj kvôli nečinnosť záujemcov.
Bunun sebebi agirlikli olarak secmenlerin tutumu, taraftarlarin gercek anlamda konuya asilmamasi.No prosperó en gran medida por falta de aceptación de los electores, y falta de actuación de los interesados.
Bunun sebebi agirlikli olarak secmenlerin tutumu, taraftarlarin gercek anlamda konuya asilmamasi.Przepadł w głównej mierze dlatego, że brakowało wkładu wyborców, brakowało poparcia stron zainteresowanych.
Bunun sebebi agirlikli olarak secmenlerin tutumu, taraftarlarin gercek anlamda konuya asilmamasi.Rancangan itu ditolak terutama karena kurangnya dukungan, kurangnya daya tarik bagi pemangku kepentingan.
Bunun sebebi agirlikli olarak secmenlerin tutumu, taraftarlarin gercek anlamda konuya asilmamasi.Többnyire azért bukott el, mert nem volt mögötte választói támogatás, mert hiányzott az érintettek húzóereje.
Bunun sebebi agirlikli olarak secmenlerin tutumu, taraftarlarin gercek anlamda konuya asilmamasi.Voor een groot deel vanwege het ontbreken van belangstelling van een betrokken achterban.
Bunun sebebi agirlikli olarak secmenlerin tutumu, taraftarlarin gercek anlamda konuya asilmamasi.Κατά κύριο λόγο απορρίφθηκε γιατί δεν έτυχε αποδοχής των εκλογέων, δεν τράβηξε τους ενδιαφερόμενους.
Bunun sebebi agirlikli olarak secmenlerin tutumu, taraftarlarin gercek anlamda konuya asilmamasi.По большему счету, законопроект отклонили из-за недостаточной поддержки избирателей и заинтересованных сторон.
Bunun sebebi agirlikli olarak secmenlerin tutumu, taraftarlarin gercek anlamda konuya asilmamasi.הוא נפל במידה רבה בשל היעדר מעורבות מצביעים, הוא לא משך את בעלי העניין.
Bunun sebebi agirlikli olarak secmenlerin tutumu, taraftarlarin gercek anlamda konuya asilmamasi.選挙区民の賛同や 利権者の牽引力を 欠いたからです これは 特定の法案を
Bunun sonucu olarak, şu acayip durum var ki, seçkinler seçmenlerin kontrolünden çıktı.Ca rezultat, avem această situaţie ciudată în care elitele au scăpat de supravegherea alegătorilor.
Bunun sonucu olarak, şu acayip durum var ki, seçkinler seçmenlerin kontrolünden çıktı.Daardoor krijg je een merkwaardige situatie waarbij de elites niet meer door de kiezers worden gecontroleerd.
Bunun sonucu olarak, şu acayip durum var ki, seçkinler seçmenlerin kontrolünden çıktı.Então, como resultado, temos uma situação estranha em que as elites sairam fora do controlo dos votantes.
Bunun sonucu olarak, şu acayip durum var ki, seçkinler seçmenlerin kontrolünden çıktı.Il risultato è questa situazione molto strana in cui le élite sono al di fuori del controllo degli elettori.
Bunun sonucu olarak, şu acayip durum var ki, seçkinler seçmenlerin kontrolünden çıktı.Kết quả của điều đó là bạn ở trong 1 tình huống kì lạ tầng lớp ưu tú thoát khỏi kiểm soát bởi người bầu cử.
Bunun sonucu olarak, şu acayip durum var ki, seçkinler seçmenlerin kontrolünden çıktı.이는 결과적으로 엘리트들은 유권자들을 어쩌지 못하는 아주 이상한 상황을 만들었습니다.
Bunun sonucu olarak, şu acayip durum var ki, seçkinler seçmenlerin kontrolünden çıktı.Résultat, on a cette étrange situation, dans laquelle les élites ont échappé au contrôle des électeurs.