Kaliforniya'nın en seçkin eğitim kurumlarından olan üniversite, 1880'de kurulmuştur.Je nejstarší z deseti kampusů Kalifornské univerzity (UC), byla založena v roce 1868.
Libya Silahlı Kuvvetleri'nin seçkin birlikleridir.Libyjské námořnictvo je součástí ozbrojených sil Libye.
Seçkin Müzik Yönetimi ve Kompozisyonu ödülünü kazandı.Získal první cenu za harmonii i za skladbu.
Seçkin Kamu Ivy League üniversitelrinden biridir.Jako nestátní univerzita je rovněž členem Ivy League.
Bu magazin Suudi prens Al-Waleed bin Talal ve prenses Amira al-Taweel için seçkin bir nitelik taşımaktadır.Revista aparține Prințesei Amira al-Taweel și Prințului saudit Al-Waleed bin Talal.
Seçkin Kamu Ivy League üniversitelrinden biridir.Universitatea Cornell este o universitate ce face parte din Ivy League.
Arditi, Birinci Dünya Savaşı'nda İtalyan Kraliyet Ordusu'na bağlı seçkin bir özel kuvvetin adı.Arditi este numele folosit de unități de comando ale armatei italiene în Primul Război Mondial.
Kamu Tercihi, Ankara: Seçkin Yayınları, 2007.Aduceri amonte și realitate - România Liberă - Ediție Specială 2007
Bizler belirsiz onlar seçkinken nasıl antlaşmaları olabilir?De ce n-ar fi la fel de înșelătoare și acelea pe care le avem în starea de veghe?
Saha birliklerinin askerleri iyi eğitimli ve üstün silahlara sahip seçkin askerlerdi.Unitățile de câmp s-au format din soldați de elită cu nivel înalt de antrenament și cu arme superioare.
Sturmgeschütz mürettebatı topçu sınıfı içerisinde en seçkin sınıftı.Echipajele de pe Sturmgeschütz erau considerate a fi elita artileriei.
Gelişme ekonomisi konusundaki seçkin katkıları ünlüdür.Critica lor față de Alianța pentru Integrare Europeană este un bun exemplu.
Kalenin kuzeybatısındaki sur, Urartu taş işçiliğinin seçkin bir örneğidir.Aderarea sa la tronul Scoției este un exemplu de moștenire a tronului în linie directă.
Godiva Chocolatier, seçkin bir çikolata ve çikolata ürünleri üreticisidir.Godiva Chocolatier luxuscsokoládék és egyéb kiegészítő termékek gyártója.
247 farklı dilden oluşan yabancı seçki ise tüm kütüphanenin %29'luk bölümünü oluşturmaktadır.Az itt elérhető dokumentumok 247 nyelven íródtak, a könyvtár gyűjteményének pedig 29%-a idegen nyelvű.
Öfkelenmiş seçkinler, kralla görüşme talebinde olan kalabalığı dağıtmayı başlardılar.A csalódott, feldühödött közönség a küzdőtéren elhelyezett székeket összetörte.
Yalnızca çok seçkin konuklara evden bıçak çıkartılırdı.Néhány előkelő külföldi vendéget is kalauzolt a Tátrában.
Birçok seçkin uluslararası festivale katıldı.Több neves európai fesztiválon is fellépett.
Seçkin Başarı Mezunlar Ödülü, Iowa Üniversitesi, 2005.Véletlen-e, hogy vagyunk?, Mindentudás Egyeteme, 2005.
Ebisu, seçkin bir Genin-öncesi ninja öğretmeni olarak uzmanlaşan diğer bir Tokubetsu Jounin’dir.Másik példa Ebiszu, aki a genin, illetve genin szint alatti nindzsák elit kiképzője.
Kent seçkinleri dinsel önderler, varlıklı toprak sahipleri ve yüksek rütbeli sivil memurlardan oluşmakta idi.Családtagjai gazdag földbirtokosok voltak és magas kormányzati tisztségeket is betöltöttek.
Saha birliklerinin askerleri iyi eğitimli ve üstün silahlara sahip seçkin askerlerdi.Joukot olivat hyvin aseistettuja ja koulutettuja eliittisotilaita.
Seçkin Başarı Mezunlar Ödülü, Iowa Üniversitesi, 2005.Hyvä esimies-palkinto Jyväskylän yliopisto, 2015.
Seçkin Nokia hizmetleri var: Here Suite, Here Haritalar, Here Drive + ve Here City Lens.HERE-sovelluksia ovat HERE Maps, HERE Drive+ ja HERE Transit.
Doğal olarak, seçkinlerin sayısı pek azdı.Äänioikeutettujen naisten määrä oli vähäinen.
Yalnızca çok seçkin konuklara evden bıçak çıkartılırdı.Erityisen maineikkaille ritareille saatettiin lähettää kutsu.
Birçok filmde, değişik rollerde yer aldı; seçkin ve önemli oyuncularla çalıştı.Elokuvassa oli useita päärooleja ja niissä nimekkäitä näyttelijöitä.
Kuzey Amerika ürünleri, orijinal Coca-Cola formülü ile en son seçkinlerden biriydi.Valitut Palat esitteli Coca-Colan yhtenä Yhdysvaltojen legendaarisimmista elintarvikebrändeistä.
Bu taburlara en seçkin birlikler gözüyle bakılmıştır.Taisteluja käytiin noin komppanioiden vahvuisin joukoin.
Son 10 yılda, yeni medya sanatında seçkin bir figür olarak ortaya çıktı.Τις τελευταίες δεκαετίες, έχει εμφανιστεί ένας νέος τύπος αναγνώρισης του όρου.
1908`de bazı seçkin yazarlarla birlikte Nouvelle Revue Française adında bir edebiyat dergisi kurdu.Το 1907 μαζί με άλλους εννιά νεαρούς λογοτέχνες ίδρυσαν το περιοδικό Ηγησώ.
Kaliforniya'nın en seçkin eğitim kurumlarından olan üniversite, 1880'de kurulmuştur.Αποτελεί το παλαιότερο πανεπιστήμιο της Καλιφόρνιας και ιδρύθηκε το 1868.
Yayına geçtiği dönemde, seçkin filmleri üyeleri ile buluşturmuştur.Με τον μετέπειτα σύζυγό της γνωρίστηκαν στα γυρίσματα ταινιών.
Fiji'nin siyasi, akademik ve askeri seçkinleri Cakobau soyundan gelmektedir.Fijis politiske, akademiske og militære elite er præget af velrenommerede Cakobau-efterkommere.
Bu tür küresel tanınma ile de seçkin bir reklam marka ve moda ikonu haline geldi.Sådan en verdensomspændende opmærksomhed har gjort ham til et reklamemærke og et modeikon.
Erişim tarihi: 5 Kasım 2008. ^ Seçkin Şenvardar.Hentet 5. januar 2008. En helt igennem frustrerende oplevelse.
Doğal olarak, seçkinlerin sayısı pek azdı.Men antallet af vælgere var lille.
Seçkin, temiz halidir.Nej, man er simpelthen i godt og (meget) fængslende selskab.
Seçkilerin başlıkları da farklılıklar içeriyordu.Borgmesterens indflydelse varierer også.
Seçkin Kamu Ivy League üniversitelrinden biridir.Universitetet er med i den prestigefulde Ivy League.
WTA'u profesyonel kadın tenisçilerin WTA tarafından organize edilen en seçkin tenis organizasyonudur.WTA Tour er den verdensomspændende tennisturneringsserie for de bedste kvindelige spillere.
Popülizmin karşıtı seçkinciliktir.Samme gearkasse som Popular.
Ertesi yıl üsteğmen rütbesiyle, seçkin Faslı askerlerden oluşan bir süvari alayına katıldı.Efter gennembruddet støtte Heins tropper på en skvadron fra Skånska kavalleriregementet.
Seçkin bir askeri birlik olarak görülür.Dette anses som en afgørende militær fordel.
Bizler belirsiz onlar seçkinken nasıl antlaşmaları olabilir?For hvordan vælger man rigtigt når der er frit valg?
Nagoya Üniversitesi, Japonya'nın en seçkin üniversitelerinden biridir.Nagoya universitet regnes for å være et av Japans ledende universiteter.
Fiji'nin siyasi, akademik ve askeri seçkinleri Cakobau soyundan gelmektedir.Fijis politiske, akademiske og militære elite ble preget av velrenommerte Cakobau-etterkommere.
Kamu Tercihi, Ankara: Seçkin Yayınları, 2007.Kondor AS forlag 2007: Velkommen inn.
2003 yılından emekliliğine kadar, Michigan Üniversitesi’nde seçkin bir profesördü.Siden 1991 har han vært professor ved Universitetet i Michigan.
Üniversite’de, onu doktora öğrencisi olarak alan seçkin Rus fizikçi George Gamow ile tanıştı.Han lærte opp en annen kjent fysiker, George Gamow.
Erişim tarihi: 5 Kasım 2008. ^ Seçkin Şenvardar.Besøkt 5. februar 2008. ^ It's Super Tuesday.
Apple'ın tüm ürün yelpazesi, ürünlerinin yanı sıra seçkin markalar için aksesuar olarak da taşınmaktadır.Noe eksotisk tobakk kom likevel inn som ingredienser.
Söz konusu dönemde Anadolu'daki Grek kent devletlerinde benzer bir seçkin zümre yoktu.(Det fantes for øvrig ikke noen nasjonal toppdivisjon i Wales på den tida.
Feridun Öcek ve Eser Seçkin Öcek adlarında iki oğlu vardır.Hundvin og Håkonsen har to barn sammen.
Doğrusu onlar bizim yanımızda seçkin iyi kimselerdir."Dan kami dapat melakukan semua itu dengan baik (O'Hara).
Yerel seçkinlerin kilise yapımına yatırım yaptıkları görünmektedir.Para elit setempat tampaknya telah berinvestasi dalam pembangunan gereja.
Ana madde: Şarap Şarap yaygın olarak tüketilir ve en seçkin, en sağlıklı içecek olarak kabul edilirdi.Anggur (wine) umumnya memabukkan dan juga dianggap sebagai pilihan yang sehat dan paling bergengsi.
ACID'in seçkisi, 21 Nisan 2017'de, web sitesinden ilan edildi.Seleksi ketat ACID diumumkan pada tanggal 21 April 2017, di website.
Bu magazin Suudi prens Al-Waleed bin Talal ve prenses Amira al-Taweel için seçkin bir nitelik taşımaktadır.Pemilik majalah ini begitu eksklusif yaitu Putri Al Taweel Amira dan Pangeran Al-Waleed bin Talal.
Bizler belirsiz onlar seçkinken nasıl antlaşmaları olabilir?Bagaimana mereka bisa mendapat perjanjian ketika kita tersembunyi dan mereka penting?