seçilmiş ile cümle
seçilmiş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Bu dosya için dosya özelliklerinden seçilmiş olan görüntü oranını hatırlaЗапам’ ятати вибране співвідношення розмірів зображення у властивостях поточного файла
Bu dosya için dosya özelliklerinden seçilmiş olan görüntü oranını hatırlaЗапомнить выбранное соотношение сторон в свойствах файла для текущего файла
Bu dosya için dosya özelliklerinden seçilmiş olan görüntü oranını hatırlaזכור את יחס התמונה הנבחר של הווידאו במאפייני הקובץ עבור הקובץ הנוכחי
Bu dosya için dosya özelliklerinden seçilmiş olan görüntü oranını hatırla選択した動画のアスペクト比を現在のファイルのプロパティに保存
Bu düğmeye tıkladığınızda, seçilmiş şablonun ayarları o anda düzenlediğiniz unsura uygulanacaktır.En cliquant sur ce bouton, vous appliquerez les réglages du modèle sélectionné à l'élément que vous modifiez.
Bu düğmeye tıkladığınızda, seçilmiş şablonun ayarları o anda düzenlediğiniz unsura uygulanacaktır.Ha erre a gombra kattint, a kijelölt sablon beállításait alkalmazza a program a bejegyzésre.
Bu düğmeye tıkladığınızda, seçilmiş şablonun ayarları o anda düzenlediğiniz unsura uygulanacaktır.Klik na ta gumb bo za postavko, ki jo trenutno urejate, uveljavil nastavitve izbrane predloge
Bu düğmeye tıkladığınızda, seçilmiş şablonun ayarları o anda düzenlediğiniz unsura uygulanacaktır.Kliknij przycisk by zastosować ustawienia z aktualnie wybranego szablonu do bieżącego elementu.
Bu düğmeye tıkladığınızda, seçilmiş şablonun ayarları o anda düzenlediğiniz unsura uygulanacaktır.このボタンをクリックすると、選択したテンプレートの設定が編集中のアイテムに適用されます。
Bu durum aslında çok çok Amerikalı ve birçok seçilmiş yetkililer vardırفي الواقع استثناء لهذه هناك العديد والعديد من الأمريكيين والعديد من المسؤولين المنتخبين
Bu durum aslında çok çok Amerikalı ve birçok seçilmiş yetkililer vardır多くの多くのアメリカ人や多くの当選者が存在する 各種ビデオゲームのように戦争をした人
Bu gerçekten doğru çünkü insanlara rastgele seçilmiş2つの単語を繋げて出しているので
Bu gerçekten doğru çünkü insanlara rastgele seçilmiş İngilizce kelimeleri yan yana veriyoruz.A to hlavně proto, že teď dáváme lidem dvě náhodně vybraná anglická slova vedle sebe.
Bu gerçekten doğru çünkü insanlara rastgele seçilmiş İngilizce kelimeleri yan yana veriyoruz.Besonders jetzt, wo wir den Leuten zwei zufällig gewählte englische Wörter nebeneinander geben.
Bu gerçekten doğru çünkü insanlara rastgele seçilmiş İngilizce kelimeleri yan yana veriyoruz.E questo è vero anche perché diamo alle persone due parole inglesi casuali una accanto all'altra.
Bu gerçekten doğru çünkü insanlara rastgele seçilmiş İngilizce kelimeleri yan yana veriyoruz.Estamos a dar às pessoas duas palavras escolhidas ao acaso, em conjunto.
Bu gerçekten doğru çünkü insanlara rastgele seçilmiş İngilizce kelimeleri yan yana veriyoruz.Głównie przez to, że wyświetlamy ludziom dwa zupełnie przypadkowe słowa obok siebie.
Bu gerçekten doğru çünkü insanlara rastgele seçilmiş İngilizce kelimeleri yan yana veriyoruz.Najmä teraz, keď dávame ľuďom dve náhodné anglické slová vedľa seba.
Bu gerçekten doğru çünkü insanlara rastgele seçilmiş İngilizce kelimeleri yan yana veriyoruz.Og dette gør sig særligt gældende nu, hvor vi giver folk to tilfældige engelske ord ved siden af hinanden.
Bu gerçekten doğru çünkü insanlara rastgele seçilmiş İngilizce kelimeleri yan yana veriyoruz.Še posebej zdaj, ko uporabnikom posredujemo dve naključno izbrani angleški besedi hkrati.
Bu gerçekten doğru çünkü insanlara rastgele seçilmiş İngilizce kelimeleri yan yana veriyoruz.Y esto es particularmente cierto dado que ahora ponemos dos palabras al azar, una al lado de la otra.
Bu gerçekten doğru çünkü insanlara rastgele seçilmiş İngilizce kelimeleri yan yana veriyoruz.Ειδικά τώρα που δίνουμε στους ανθρώπους δύο τυχαία επιλεγμένες αγγλικές λέξεις δίπλα δίπλα.
Bu gerçekten doğru çünkü insanlara rastgele seçilmiş İngilizce kelimeleri yan yana veriyoruz.И това е особено вярно, защото сега ние даваме на хората две произволно подбрани английски думи една до друга.
Bu gerçekten doğru çünkü insanlara rastgele seçilmiş İngilizce kelimeleri yan yana veriyoruz.І це справедливо, тому що ми даємо людям два випадкових англійських слова, які розташовані поруч.
Bu gerçekten doğru çünkü insanlara rastgele seçilmiş İngilizce kelimeleri yan yana veriyoruz.Особенно потому что теперь мы даём людям два случайных английских слова рядом.
Bu gerçekten doğru çünkü insanlara rastgele seçilmiş그런데 지금은 무작위로 선택된
Bu gerçekten doğru çünkü insanlara rastgele seçilmişVooral omdat we nu de mensen twee willekeurig gekozen
Bu gerçekten doğru çünkü insanlara rastgele seçilmişכיוון שאחנו עושים כ"כ הרבה מילים בכל יום,
Bu gerçekten doğru çünkü insanlara rastgele seçilmişخاصة وأننا الآن نقدم للناس
Bu gerçekten doğru çünkü insanlara rastgele seçilmiş尤其現在我哋同時向用戶
Buluttan gelen bir ses, ‹‹Bu benim Oğlumdur, seçilmiş Olandır. Onu dinleyin!›› dedi.A hlas zavznel z oblaku, ktorý hovoril: Toto je ten môj milý Syn, toho počúvajte!
Buluttan gelen bir ses, ‹‹Bu benim Oğlumdur, seçilmiş Olandır. Onu dinleyin!›› dedi.E dalla nube uscì una voce, che diceva: «Questi è il Figlio mio, l'eletto; ascoltatelo»
Buluttan gelen bir ses, ‹‹Bu benim Oğlumdur, seçilmiş Olandır. Onu dinleyin!›› dedi.E da nuvem saiu uma voz que dizia: Este é o meu Filho, o meu eleito; a ele ouvi.
Buluttan gelen bir ses, ‹‹Bu benim Oğlumdur, seçilmiş Olandır. Onu dinleyin!›› dedi.Entonces de la nube salió una voz que decía: "Éste es mi Hijo, el Escogido. A él oíd.
Buluttan gelen bir ses, ‹‹Bu benim Oğlumdur, seçilmiş Olandır. Onu dinleyin!›› dedi.Er kwam een stem uit de wolk: "Dit is mijn Zoon! Hem heb Ik uitgekozen! Luister naar Hem!"
Buluttan gelen bir ses, ‹‹Bu benim Oğlumdur, seçilmiş Olandır. Onu dinleyin!›› dedi.És szózat lõn a felhõbõl, mondván: Ez amaz én szerelmes Fiam, õt hallgassátok.
Buluttan gelen bir ses, ‹‹Bu benim Oğlumdur, seçilmiş Olandır. Onu dinleyin!›› dedi.Et de la nuée sortit une voix, qui dit: Celui-ci est mon Fils élu: écoutez-le!
Buluttan gelen bir ses, ‹‹Bu benim Oğlumdur, seçilmiş Olandır. Onu dinleyin!›› dedi.In glas pride iz oblaka, ki pravi: Ta je Sin moj ljubljeni, njega poslušajte!
Buluttan gelen bir ses, ‹‹Bu benim Oğlumdur, seçilmiş Olandır. Onu dinleyin!›› dedi.I stal se hlas z oblaku řkoucí: Tentoť jest Syn můj milý, jeho poslouchejte.
Buluttan gelen bir ses, ‹‹Bu benim Oğlumdur, seçilmiş Olandır. Onu dinleyin!›› dedi.I stał się głos z obłoku mówiący: Ten jest Syn mój miły, tego słuchajcie.
Buluttan gelen bir ses, ‹‹Bu benim Oğlumdur, seçilmiş Olandır. Onu dinleyin!›› dedi.Ja pilvestä kuului ääni, joka sanoi: "Tämä on minun Poikani, se valittu; kuulkaa häntä".
Buluttan gelen bir ses, ‹‹Bu benim Oğlumdur, seçilmiş Olandır. Onu dinleyin!›› dedi.Kemudian dari awan itu terdengar suara yang berkata, "Inilah Anak-Ku yang Kupilih. Dengarkan Dia!
Buluttan gelen bir ses, ‹‹Bu benim Oğlumdur, seçilmiş Olandır. Onu dinleyin!›› dedi.구름 속에서 소리가 나서 가로되 이는 나의 아들 곧 택함을 받은 자니 너희는 저의 말을 들으라 하고
Buluttan gelen bir ses, ‹‹Bu benim Oğlumdur, seçilmiş Olandır. Onu dinleyin!›› dedi.Och ur skyn kom en röst som sade: »Denne är min Son, den utvalde; hören honom.»
Buluttan gelen bir ses, ‹‹Bu benim Oğlumdur, seçilmiş Olandır. Onu dinleyin!›› dedi.Og der kom fra Skyen en Røst, som sagde: "Denne er min Søn, den udvalgte, hører ham!"
Buluttan gelen bir ses, ‹‹Bu benim Oğlumdur, seçilmiş Olandır. Onu dinleyin!›› dedi.Og det kom en røst ut av skyen: Dette er min Sønn, den utvalgte; ham skal I høre!
Buluttan gelen bir ses, ‹‹Bu benim Oğlumdur, seçilmiş Olandır. Onu dinleyin!›› dedi.Şi din nor s'a auzit un glas, care zicea: ,,Acesta este Fiul Meu prea iubit: de El să ascultaţi.``
Buluttan gelen bir ses, ‹‹Bu benim Oğlumdur, seçilmiş Olandır. Onu dinleyin!›› dedi.Und es fiel eine Stimme aus der Wolke, die sprach: Dieser ist mein lieber Sohn; den sollt ihr hören!
Buluttan gelen bir ses, ‹‹Bu benim Oğlumdur, seçilmiş Olandır. Onu dinleyin!›› dedi.και εγεινε φωνη εκ της νεφελης, λεγουσα Ουτος ειναι ο Υιος μου ο αγαπητος αυτου ακουετε.
Buluttan gelen bir ses, ‹‹Bu benim Oğlumdur, seçilmiş Olandır. Onu dinleyin!›› dedi.И был из облака глас, глаголющий: Сей есть Сын Мой Возлюбленный, Его слушайте.
Buluttan gelen bir ses, ‹‹Bu benim Oğlumdur, seçilmiş Olandır. Onu dinleyin!›› dedi.И дойде из облака глас, който каза: Този е Моят Син, Избраник Мой; Него слушайте!
Buluttan gelen bir ses, ‹‹Bu benim Oğlumdur, seçilmiş Olandır. Onu dinleyin!›› dedi.І роздав ся голос із хмари, говорячи: Се син мій любий; слухайте Його.
Buluttan gelen bir ses, ‹‹Bu benim Oğlumdur, seçilmiş Olandır. Onu dinleyin!›› dedi.ויצא קול מן הענן אמר זה בני ידידי אליו תשמעון׃
Buluttan gelen bir ses, ‹‹Bu benim Oğlumdur, seçilmiş Olandır. Onu dinleyin!›› dedi.وصار صوت من السحابة قائلا هذا هو ابني الحبيب. له اسمعوا.
Buluttan gelen bir ses, ‹‹Bu benim Oğlumdur, seçilmiş Olandır. Onu dinleyin!›› dedi.有 聲 音 從 雲 彩 裡 出 來 、 說 、 這 是 我 的 兒 子 、 我 所 揀 選 的 、 〔 有 古 卷 作 這 是 我 的 愛 子 〕 你 們 要 聽 他
Buluttan gelen bir ses, ‹‹Bu benim Oğlumdur, seçilmiş Olandır. Onu dinleyin!›› dedi.有 聲音 從雲 彩裡 出來 、 說 、 這是 我 的 兒子 、 我 所 揀選 的 、 〔 有 古 卷 作這 是 我 的 愛子 〕 你 們要 聽他
Bu mitozun ilk aşaması olan profazdır İsimler biraz keyfe bağlı seçilmiş.Así que la primera etapa de la mitosis es la profase.
Bu mitozun ilk aşaması olan profazdır İsimler biraz keyfe bağlı seçilmiş.Prima fază a mitozei este profaza. ----
Bunlar nasıl seçilmişti?¿Cómo se les seleccionó?
Bu noktadaki önemli olan, seçilmiş olmamakAlso ist das einzige, was an diesem Punkt passiert, das nicht-selektiert werden.