Gelgitle tuz sazlıkları ve Mangrov ormanları ile birlikte gelgit daireleri önemli ekosistemlerdir.Tidal flats, along with intertidal salt marshes and mangrove forests, are important ecosystems.
Sazlıklarda platformlarda yuvalanırlar.It peels in square plates.
Ovada sazlıklar bulunmaktadır.Femoral pores are present.
Sarısu Gölü'nün kıyıları bataklık ve sazlıklardan oluşur.The southern coastline of Djursland is made up of bays and peninsulas.
Taşkın alanlara karaçam, sazlık ve saz çayırları hakimdir.The floodplains are dominated larch, reeds, and sedge meadows.
Adada sazlık kaplı iki ada (10 hektar) vardır.There are two islands (10 ha) covered by reed.
Çökeltiler nehir haliçlerinde birikerek sazlıkların genişlemesini sağlamaktadır.[3]The sediments are deposited in river estuaries, allowing reedbeds to expand.[3]
Sümer dininde Ningikuga ("Kamışın Hanımı") sazlık ve bataklık tanrıçasıydı.Ningikuga ("Lady of the Pure Reed") in Sumerian religion was a goddess of reeds and marshes.
Birkaç yüz kişi sazlıklarda saklandı ve ertesi sabah Kazaklar tarafından saldırıya uğradı.Several hundred hid in the reeds, and were attacked by Cossacks on the following morning.
Sazlıklarda platformlarda yuvalanırlar.Sie ruhen auf Säulen.
İlkbaharda değişik kuş çeşitleri "Gökova" ovasının sazlıklarına gelir.Im Frühjahr blühen verschiedene Arten von Orchideen am Rocha da Pena.
Orman içinde daha nemli olan dereyatağı yanında bulunan Lepidosperma effusum sazlıklarını tercih eder.Er scheint jedoch bevorzugt seine Nahrung auf dem Boden dichter Regenwälder zu suchen.
Bu sazlıkta bir Venedik barajının kalıntıları da bulunmuştur.On y trouve aussi les restes d'un moulin à vent.
Sazlıklarda tek başına yuvalanır.Elle y danse des solos.
Doğal olarak, sazlıklardan elde edilen sazların sap kısmından üretilmektedir.Elle est produite naturellement par les glandes de nos aisselles.
Bu bölgede çok sayıda bataklık ve sazlık bulunmaktadır.En esta zona hay también numerosos balnearios y spas.
Birincisi kumluk, ikincisi sazlık alanı ve üçüncüsü dağlık alanıdır.Il libro primo è intitolato La semina, il secondo La mietitura e il terzo Il raccolto.
Yuvaları çoğunlukla sık sazlıklarda, bazen ağaçların üzerindedir.Кормятся в основном на деревьях, иногда на земле.
Sazlıklarda tek başına yuvalanır.Cresce em solos argillosos.
Daha sonra sazlıkta saklananlar burada çitörmeye başlamışlardır.Assim, esporadicamente, viagens de caçada iniciam-se aqui.
Sazlıklarda tek başına yuvalanır.Zelf draait hij alleen maar aan de knoppen.
Derhal geriye dönerek sazlıkların arasına saklanırlar.Po powrocie osiadają w Dreźnie.
Geniş sazlıklarda yaşar.Žije ve Velkých Hamrech.
Göl suları derin olup kenarları sazlık ve bataklıktır.Jezero je mělké, dno je bažinaté a jílové.
Sazlıktan çıkan balık çeşitleri; Sazan, Turna (dişli) ve Kadife ve Çin balığıdır.Ea avea în compunere satele Câmpineanca-Slobozia (devenit reședință), Paraschiveni, Pânticești și Vâlcelele.
Bu sazlıkta bir Venedik barajının kalıntıları da bulunmuştur.În trecut a funcționat acolo o bancă aflată în proprietatea bogaților comercianți venețieni.
Daha sonra sazlıkta saklananlar burada çitörmeye başlamışlardır.În mină, mulțimea adăpostită acolo începe să se neliniștească.
Örneğin, sazlıklardan havalanan kuşlar eşliğinde kayık sefası yapılabilir.Használható például erdőben madárhangok felvételére.
Geniş sazlıklarda yaşar.Se elää suurina laumoina.
Sarısu Gölü'nün kıyıları bataklık ve sazlıklardan oluşur.Det sydlige Djursland kystlinje består af bugter og vige.
Derhal geriye dönerek sazlıkların arasına saklanırlar.De stikker hurtigt af tilbage til Beserkø.
Köyün 2 km altında başlayan sazlık bölge dolayısı ile hayvancılık için çok önemli bir bölgedir.Desa dengan luas lahan sekitar 4 km2 ini merupakan area persawahan dan ladang yang cukup subur.
Sazlık kedisinin belirgin bir iz ve işareti olmayan bej rengi kürkü vardır.Perut Buaya Kuba berwarna pucat tanpa tanda yang khas.
Sazlık çok büyük bir alanı kaplamaktadır.細灰可以覆蓋很大面積。
Dağı, bataklık ve sazlık yeri yoktur.대중교통은 없으며, 등산이 필요하다.
Sazlık çok büyük bir alanı kaplamaktadır.이 종은 매우 커다란 부리를 가지고 있다.
Birincisi kumluk, ikincisi sazlık alanı ve üçüncüsü dağlık alanıdır.첫째는 법상부(法上部)요, 둘째는 현주부(賢冑部)이며, 셋째는 정량부(正量部)요, 넷째는 밀림산부(密林山部)이다.
Gölde bol miktarda sazlık alan bulunmaktadır.באגם שטים כלי שיט פרטיים רבים.
Sazlık çok büyük bir alanı kaplamaktadır.Лавата се разлива на голяма площ.
Sazlıklarda tek başına yuvalanır.Камбаните бият сами.
Bir tane daha sazlık kedisi eksildiOkupila se Prava Kotka
Geniş sazlıklarda yaşar.Živi u velikim jatima.
Bu bölgede çok sayıda bataklık ve sazlık bulunmaktadır.Postoji još čitav niz kaštela i utvrđenja na ovom području.
Geniş sazlıklarda yaşar.Živi v velikih čredah.
Sazlık çok büyük bir alanı kaplamaktadır.Torej je prafara obsegala zelo veliko območje.
Bu sazlıkta bir Venedik barajının kalıntıları da bulunmuştur.V tem kraju je tudi zajetje tovarne pijač Dana.
Göl kıyıları sazlıklar ile kaplıdır.Celinski del je pokrit s travniki.
Bu bölgede çok sayıda bataklık ve sazlık bulunmaktadır.Regione daug miškų ir pelkių.
Yuvaları çoğunlukla sık sazlıklarda, bazen ağaçların üzerindedir.Lizdas dažniausiai būna ant žemės, kartais medžiuose.
Sazlıklarda tek başına yuvalanır.Urvus lizdavietėms rausia patys.
Yuvaları çoğunlukla sık sazlıklarda, bazen ağaçların üzerindedir.Tunde peetakse kõige sagedamini mõne suure puu all.