sayılı ile cümle
sayılı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
"güzel" olarak sayılır.בהן הוא לא קיים.
"güzel" olarak sayılır.لايملكون مثل هذه المناظر.
"güzel" olarak sayılır.理想的なサバンナの風景は
Haklı olduğum halde yalancı sayılıyorum, Suçsuz olduğum halde okunla yaraladın beni.›Aku dianggap berdusta, karena mengatakan aku tak berdosa. Kini aku luka parah, meskipun aku tak bersalah.
Haklı olduğum halde yalancı sayılıyorum, Suçsuz olduğum halde okunla yaraladın beni.›am dreptate şi trec drept mincinos; rana mea este jalnică, şi sînt fără păcat.`
Haklı olduğum halde yalancı sayılıyorum, Suçsuz olduğum halde okunla yaraladın beni.›azságom ellenére kell hazugnak lennem; halálos nyíl [talált] hibám nélkül!
Haklı olduğum halde yalancı sayılıyorum, Suçsuz olduğum halde okunla yaraladın beni.›contro il mio diritto passo per menzognero, inguaribile è la mia piaga benché senza colpa»
Haklı olduğum halde yalancı sayılıyorum, Suçsuz olduğum halde okunla yaraladın beni.›Fastän jag har rätt, måste jag stå såsom lögnare; dödsskjuten är jag, jag som intet har brutit.»
Haklı olduğum halde yalancı sayılıyorum, Suçsuz olduğum halde okunla yaraladın beni.›¿He de mentir respecto a mi derecho? Mi herida es incurable a pesar de que no hubo transgresión.
Haklı olduğum halde yalancı sayılıyorum, Suçsuz olduğum halde okunla yaraladın beni.›I mamże kłamać, mając sprawiedliwą? Bolesny jest postrzał mój bez przewinienia.
Haklı olduğum halde yalancı sayılıyorum, Suçsuz olduğum halde okunla yaraladın beni.›J`ai raison, et je passe pour menteur; Ma plaie est douloureuse, et je suis sans péché.
Haklı olduğum halde yalancı sayılıyorum, Suçsuz olduğum halde okunla yaraladın beni.›내가 정직하나 거짓말장이가 되었고 나는 허물이 없으나 내 상처가 낫지 못하게 되었노라 하니
Haklı olduğum halde yalancı sayılıyorum, Suçsuz olduğum halde okunla yaraladın beni.›min Ret til Trods skal jeg være en Løgner? Skønt brødefri er jeg såret til Døden!"
Haklı olduğum halde yalancı sayılıyorum, Suçsuz olduğum halde okunla yaraladın beni.›Napriek svojmu spravedlivému súdu luhám! Moja strela je smrteľná bez prestúpenia!
Haklı olduğum halde yalancı sayılıyorum, Suçsuz olduğum halde okunla yaraladın beni.›Své-liž bych pře ukrývati měl? Přeplněna jest bolestí rána má bez provinění.
Haklı olduğum halde yalancı sayılıyorum, Suçsuz olduğum halde okunla yaraladın beni.›tross min rett skal jeg være en løgner; en drepende pil har rammet mig, enda der ingen brøde er hos mig.
Haklı olduğum halde yalancı sayılıyorum, Suçsuz olduğum halde okunla yaraladın beni.›Vkljub svoji pravici veljam za lažnika; rana moja je nezaceljiva, dasi sem brez prestopka.“
Haklı olduğum halde yalancı sayılıyorum, Suçsuz olduğum halde okunla yaraladın beni.›εψευσθην εις την κρισιν μου η πληγη μου ειναι ανιατος, ανευ παραβασεως.
Haklı olduğum halde yalancı sayılıyorum, Suçsuz olduğum halde okunla yaraladın beni.›Въпреки правото ми считан съм за лъжец; Раната ми е неизцелима при все, че съм без престъпление.
Haklı olduğum halde yalancı sayılıyorum, Suçsuz olduğum halde okunla yaraladın beni.›Должен ли я лгать на правду мою? Моя рана неисцелима без вины.
Haklı olduğum halde yalancı sayılıyorum, Suçsuz olduğum halde okunla yaraladın beni.›על משפטי אכזב אנוש חצי בלי פשע׃
Haklı olduğum halde yalancı sayılıyorum, Suçsuz olduğum halde okunla yaraladın beni.›عند محاكمتي اكذب. جرحي عديم الشفاء من دون ذنب.
Haklı olduğum halde yalancı sayılıyorum, Suçsuz olduğum halde okunla yaraladın beni.›我 雖 有 理 、 還 算 為 說 謊 言 的 . 我 雖 無 過 、 受 的 傷 還 不 能 醫 治
Haklı olduğum halde yalancı sayılıyorum, Suçsuz olduğum halde okunla yaraladın beni.›我 雖 有理 、 還算為說謊 言 的 . 我 雖無過 、 受 的 傷還 不 能 醫治
Hala bir sürü çocuk öluyormuş, ama önceki duruma kıyasla bu tedavi kesinlikle daha iyi sayılırmış.Beaucoup d'enfants mouraient encore, mais c'était certainement mieux que ce qu'il y avait avant.
Hala bir sürü çocuk öluyormuş, ama önceki duruma kıyasla bu tedavi kesinlikle daha iyi sayılırmış.Er stierven nog steeds veel kinderen, maar het was zeker beter dan voordien.
Hala bir sürü çocuk öluyormuş, ama önceki duruma kıyasla bu tedavi kesinlikle daha iyi sayılırmış.그래도 분명히 예전보다는 나았습니다.
Hala bir sürü çocuk öluyormuş, ama önceki duruma kıyasla bu tedavi kesinlikle daha iyi sayılırmış.Många barn dog fortfarande, men det var definitivt bättre än det de hade tidigare.
Hala bir sürü çocuk öluyormuş, ama önceki duruma kıyasla bu tedavi kesinlikle daha iyi sayılırmış.Muchos niños todavía morían, pero era claramente mejor que lo anterior.
Hala bir sürü çocuk öluyormuş, ama önceki duruma kıyasla bu tedavi kesinlikle daha iyi sayılırmış.Muitas crianças continuavam a morrer. Mas era claramente melhor que aquilo que existia.
Hala bir sürü çocuk öluyormuş, ama önceki duruma kıyasla bu tedavi kesinlikle daha iyi sayılırmış.Mulţi copii încă mai mureau, dar era cu siguranţă mai bine decât ce aveau înainte.
Hala bir sürü çocuk öluyormuş, ama önceki duruma kıyasla bu tedavi kesinlikle daha iyi sayılırmış.Viele Kinder starben noch, aber sie war eindeutig eine Besserung zur Situation davor.
Hala bir sürü çocuk öluyormuş, ama önceki duruma kıyasla bu tedavi kesinlikle daha iyi sayılırmış.Πολλά παιδιά εξακολουθούσαν να πεθαίνουν, σίγουρα όμως ήταν μια βελτίωση της κατάστασης.
Hala bir sürü çocuk öluyormuş, ama önceki duruma kıyasla bu tedavi kesinlikle daha iyi sayılırmış.Многие дети по-прежнему умирали, но стало, безусловно, лучше, чем было до этого.
Hala bir sürü çocuk öluyormuş, ama önceki duruma kıyasla bu tedavi kesinlikle daha iyi sayılırmış.Много деца все пак умирали, но със сигурност било по-добре от преди.
Hala bir sürü çocuk öluyormuş, ama önceki duruma kıyasla bu tedavi kesinlikle daha iyi sayılırmış..אבל המצב היה בלי ספק טוב מכפי שהיה קודם לכן
Hala bir sürü çocuk öluyormuş, ama önceki duruma kıyasla bu tedavi kesinlikle daha iyi sayılırmış.ولكنه بالتأكيد كان أفضل مما كان بحوزتهم من قبل
Hala bir sürü çocuk öluyormuş, ama önceki duruma kıyasla bu tedavi kesinlikle daha iyi sayılırmış.その治療法の利点の一つはそれがタダということでした
Hala bu kadar cahilsek, nasıl zeki bir ırk sayılıyoruz, bilmiyorum.Perché siamo considerati una specie intelligente se siamo ancora, così ignoranti.
Hala bu kadar cahilsek, nasıl zeki bir ırk sayılıyoruz, bilmiyorum.¿Por qué nos consideramos una especie inteligente si somos todavía, tan ignorantes?
Hala bu kadar cahilsek, nasıl zeki bir ırk sayılıyoruz, bilmiyorum.Защо се считаме за интелигентен вид, ако все още сме толкова невежи?
Hala bu kadar cahilsek, nasıl zeki bir ırk sayılıyoruz, bilmiyorum.未だ、こんなに無知であるのに
Hala mutlu sayılırlardı. Balıklar da orada olmaktan da mutlulardı.Le cose andavano ancora benino, e anche il pesce si trovava bene.
Hala mutlu sayılırlardı. Balıklar da orada olmaktan da mutlulardı.Ze waren nog steeds blij, en de vissen waren nog steeds blij.
Hala mutlu sayılırlardı.Die Leute waren immer noch glücklich.
Hala mutlu sayılırlardı.En cierto modo, aún eran felices.
Hala mutlu sayılırlardı.Erau încă oarecum mulțumiți.
Hala mutlu sayılırlardı.Ils étaient toujours heureux d'une certaine manière.
Hala mutlu sayılırlardı.주민들은 그런대로 행복하죠.
Hala mutlu sayılırlardı.Mereka sepertinya masih bahagia.
Hala mutlu sayılırlardı.W pewnym sensie były szczęśliwe.
Hala mutlu sayılırlardı.Τα πράγματα ήταν ακόμα σχετικά καλά.
Hala mutlu sayılırlardı.Они были как бы счастливы.
Hala mutlu sayılırlardı.Те все още бяха щастливи.
Hala mutlu sayılırlardı.האנשים עדיין היו די שמחים.
Hala mutlu sayılırlardı.كانت لا تزال فرحة نوعا ما.
Hala mutlu sayılırlardı.魚もそこにいて幸せのようでした
"Hatırı sayılır bir suç tefekkür halindedir."A jelentős bűnözés van szemlélődés.
"Hatırı sayılır bir suç tefekkür halindedir."A velik zločin je v kontemplacijo.
"Hatırı sayılır bir suç tefekkür halindedir."Een aanzienlijk misdaad is in de contemplatie.