savurgan ile cümle
savurgan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
8
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Emlakçı, Ginza'daki harcamalarında savurgandı.The real estate broker was lavish in his spending in Ginza.
Böyle bir savurganlık beni aşar.Such extravagance is beyond my reach.
Vergi mükellefleri savurgan hükümet harcamaları hakkında öfkeli.Taxpayers are angry about wasteful government spending.
O, savurgan olmanın olumsuz sonuçlarını anladı.He understood the negative outcomes of being wasteful.
Papyon ona savurgan bir hava verir.The bow tie gives him an air of extravagance.
Tom'un savurgan bir yaşam tarzı var.Tom has an extravagant lifestyle.
O savurgan.That's wasteful.
Tom savurgan.Tom is wasteful.
Sen savurgansın.You're wasteful.
Tom büyük bir savurgan.Tom is a big spender.
Ben bir savurgan değilim.I'm not a big spender.
Tom konakta savurgan bir partiye ev sahipliği yaptı.Tom hosted an extravagant party at his mansion.
Savurgan harcamayı kesmemiz gerekiyor.We need to cut wasteful spending.
Tom çok savurgan bir yaşam tarzı sürdürüyor.Tom lives a very lavish lifestyle.
Tom parasıyla savurgandır.Tom is lavish with his money.
Yeterince savurgan bir şekilde para harcadı.He spent money lavishly enough.
Tom savurgan bir hayat sürüyor.Tom lives a lavish lifestyle.
Tom savurgan, değil mi?Tom is wasteful, isn't he?
Çoğu Liberal Üniversiteye karşı çıkmıştır, Üniversiteyi savurganlık olarak görmüşlerdir.Many Liberals were opposed to the University, which they saw as an extravagance.
Domus Aurea'nın savurganlıklarından bazıları geleceğe ayna tutmuştur.Some of the extravagances of the Domus Aurea had repercussions for the future.
O savurgan, boş boş gezen, içip içip kaba danslar eden Yunanlılar, sorun onlar.Those profligate, idle, ouzo-swilling, Zorba-dancing Greeks, they are the problem.
Basit ve sade olduğu kadar savurgan ve karmaşıktır.It's as lavish and intricate as it is simple and minimal.
Biraz savurganlık ettim.I splurged a bit.
Ancak sorun, kaynakları yönetme şeklimizin son derece savurganca olmasıdır.It's just that the ways we manage our resources are wasteful.
Çok savurgan...So wasteful . . .
Öğrenciler bunu görünce kızdılar. ‹‹Nedir bu savurganlık?›› dediler.But when his disciples saw this, they were indignant, saying, "Why this waste?
"Savurganlık edenlerin/haddi aşanların buyruğuna uymayın."Do not follow those who are extravagant,
Hayır, siz savurganlığa, aşırılığa sapmış bir topluluksunuz."You are a people guilty of excess."
Onlar verirken savurganlık ve cimrilik yapmaz, ikisi arasında dengeli harcarlar.Who are neither prodigal nor miserly in their spending but follow a middle path;
Çünkü savurganlar, şeytanların kardeşleri olmuşlardır. Şeytan ise Rabbine karşı çok nankördür!the squanderers are brothers of Satan, and Satan is unthankful to his Lord.
Savurganlık yapmayın; O, savurganları sevmez.Verily, He likes not Al-Musrifun (those who waste by extravagance),
Onlar büyüyecek diye savurganlık ve aceleyle mallarını yemeyin.And do not consume it extravagantly or hastily before they grow up.
O, oburları ve savurganları sevmez.He does not love the excessive.
Kaçmayın, lüks ve savurganlık için yaşadığınız yere, evlerinize dönünüz.(They were told): "Flee not, but return to your comforts and to your dwellings.
Yiyiniz içiniz; ancak oburluk ve savurganlık yapmayınız.Eat and drink, and do not waste.
Çünkü savurganlar, şeytanların kardeşleri olmuşlardır.Do not be a wasteful spender. Squanderers are the brothers of satan.
Eğlenceli Kaynak Savurganı @ label: textboxAmusing Misuse Of Resources
Fakat Noel'de birazcık olsun savurganlık yapmaya güçleri yetti mi?How did they afford to splurge a bit at Christmas?
Stoykoski, radyonun para faaliyetlerinin savurganlık olduğunu ileri sürerek denetleme emri vermişti.He has ordered an audit of its financial activities, implying they were wasteful.
19. yıl: Setjet halkının savurganlığı.19th year: Smiting of the Setjet people.
Bütün bunların üzerine savurganlık ve israf eklenebilir." [1]On top of all this there may be extravagance and wastefulness."[1]
Yiyip için, ama savurganlık yapmayın. Tanrı savurganlık yapanları sevmez.وكلوا واشربوا ولا تسرفوا ان الله لا يحب المسرفين.
Musa mansa Mısır'da savurgan bir şekilde pek çok altını hediye ederek harcıyordu.В Єгипет фараон повернувся з багатою здобиччю.
Birincisi zahiri, savurgan olarak elbiseleri, yemeği, rahatlığı, uykuyu ve konaklamayı bırakmayı içerir.Misalnya dengan mempengaruhi cara kita berpakaian, makan, dll.
Aşırı savurganlığı, tuhaflığı, ahlaksızlığı ve acımasızlığıyla tanınır, despotluğuyla hatırlanır.Той се оплаква от несправедливостта, жестокостта и неморалното.
İsraf ve savurganlıklar çoğaldı.Rozšírilo sa tu pláteníctvo a súkenníctvo.
İsraf ve savurganlıklar çoğaldı.Mitmekesisemaks muutusid kõhrkalad ja luukalad.
"Amerika'nın savurgan ve aptal olmaya devam edebilmesi için mi Çin gelişimini feda etsin?""Dlaczego Chiny miałyby poświęcać swój rozwój dlatego że zachód wciąż jest rozrzutny i głupi?"
"Amerika'nın savurgan ve aptal olmaya devam edebilmesi için mi Çin gelişimini feda etsin?"서양이 계속 어리석게 낭비할 수 있도록 우리의 성장을 희생해야 하는 겁니까?" 라고 말입니다.
"Amerika'nın savurgan ve aptal olmaya devam edebilmesi için mi Çin gelişimini feda etsin?"Pourquoi la Chine sacrifierait-elle sa croissance afin que l'occident continue à être débauché et stupide?"
"Amerika'nın savurgan ve aptal olmaya devam edebilmesi için mi Çin gelişimini feda etsin?""כדי שהמערב ימשיך לנהוג בפזרנות ובטפשות?"
"Amerika'nın savurgan ve aptal olmaya devam edebilmesi için mi Çin gelişimini feda etsin?"ليتمكن الغرب من التبذير والحماقة؟"
"Amerika'nın savurgan ve aptal olmaya devam edebilmesi için mi Çin gelişimini feda etsin?"誰かこれに答えられますか?私には答えられません
Ancak sorun, kaynakları yönetme şeklimizin son derece savurganca olmasıdır.Este o problemă doar felul risipitor în care manevrăm resursele noastre.
Ancak sorun, kaynakları yönetme şeklimizin son derece savurganca olmasıdır.Lo que pasa es que la forma como administramos nuestros recursos es un derroche.
Basit ve sade olduğu kadar savurgan ve karmaşıktır.C'est aussi somptueux et complexe que simple et minimal.
Basit ve sade olduğu kadar savurgan ve karmaşıktır.E extravagant şi complex pe cât e de simplu şi minimalist.
Basit ve sade olduğu kadar savurgan ve karmaşıktır.Es ist aufwendig und komplex, und zugleich einfach und minimal.
Basit ve sade olduğu kadar savurgan ve karmaşıktır.Es tan fastuoso e intrincado como sencillo y mínimo.
Basit ve sade olduğu kadar savurgan ve karmaşıktır.Het is even uitgebreid en ingewikkeld als het eenvoudig en minimalistisch is.