Ana içeriğe geç
Sözlük

savunucu ile cümle

savunucu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Greenwald anayasal ve sivil haklar savunucusu olarak çalıştı.Greenwald pernah menjadi pengacara konstitusional dan hak sipil.
Almanya, Avrupa ekonomik ve siyasi bütünleşme hareketinin sıkı bir savunucusudur.Jerman merupakan pencetus ekonomi dan integrasi politik Eropa.
Tolstoy, pasifizmin bir başka ateşli savunucusuydu.Tolstoy adalah penganjur pasifisme yang gigih lainnya.
1920'lerde diğer hava gücü savunucuları Walther Wever, Billy Mitchell ve Hugh Trenchard'ın çağdaşıydı.Douhet adalah kontemporer tahun 1920-an pendukung peperangan udara Billy Mitchell dan Sir Hugh Trenchard.
Şogun yönetminin önde gelen savunucuları hapse atılacak ancak idam edilmeyeceklerdir.Sejumlah pendukung mantan shogun dipenjara, namun tidak dihukum mati.
Karl Marx, Emile Durkheim ve Max Weber modernitenin sosyoloji alanında üç önemli savunucularındandır.Durkheim, Marx, dan Weber biasanya disebut sebagai tiga arsitek utama ilmu sosial modern.
Haeckel aynı zamanada "öjenizm" savunucusu idi.Hawkeye memutuskan untuk menjadi "seorang yang jujur" sejak saat itu.
2007'de, barış ve insan hakları savunucusu olmak için Somali'ye geri döndü.Năm 2007, cô trở về Somalia để ủng hộ hòa bình và nhân quyền.
Son olarak, onun biricik dostu ve savunucusu dul prenses seçmen Sophia 1714 yılında öldü.Cuối cùng, người bạn thân và cũng là người bảo vệ ông, Nữ Tuyển hầu tước Sophia, qua đời năm 1714.
Tam adı ise "Voltran:Evrenin Savunucusu"dur.Chương trình có tựa đề Voltron: Defender of the Universe (Voltron: Người bảo vệ vũ trụ).
Koruyucu tanrıça olarak firavunun savunucusu ve koruyucusu olarak görülürdü.Ông được coi là cha và người bảo vệ cho các pharaoh.
Olayın avukatlığını ünlü İnsan hakları savunucusu Stanislav Markelov üstlenmiştir.Cô bị bắn chết cùng với luật sư bảo vệ nhân quyền Stanislav Markelov, một mục tiêu khác của tên sát nhân.
Sonraları senatör olduğunda, İsrail'in güçlü bir savunucusu ve destekçisi olur.上院議員になると彼はイスラエルの強力な支持者となっていった。
Onun en ateşli savunucusu ise Yahudi bilgini Akiba idi.熊本では講道館柔道よりも、まだ古流柔術の方が盛んであった。
Bir hayvan hakları savunucusudur.動物の権利の活動家である。
Mary Wollstonecraft (27 Nisan 1759 - 10 Eylül 1797), İngiliz yazar, filozof ve kadın hakları savunucusu.メアリ・ウルストンクラフト(英: Mary Wollstonecraft、1759年4月27日 - 1797年9月10日)は、イギリスの社会思想家で、作家、フェミニズムの先駆者である。
Bazı savunucuları Kola Yarımadası, Finnmark, Torne Vadisi, İngriya ve Estonya'yı da dahil etmekteydi.しかし、コラ半島やフィンマルク地方、トルネ谷、イングリア、エストニアを含む概念を支持する者もいる。
Sonraları senatör olduğunda, İsrail'in güçlü bir savunucusu ve destekçisi olur.当选参议员后,他也成为以色列坚定的支持者和拥护者。
Greenwald anayasal ve sivil haklar savunucusu olarak çalıştı.葛林華德亦曾任宪法與公民权利和政治权利律師。
Koruyucu tanrıça olarak firavunun savunucusu ve koruyucusu olarak görülürdü.在那里,她被看作是法老的保护神。
Bölümün konuk oyuncusu bir vejetaryen ve hayvan hakları savunucusu olan müzisyen Paul McCartney oldu.这集的明星嘉宾,音乐家保罗·麦卡特尼是一位忠实的素食主义者和动物权利保护者。
O Kepler modelinin sağlam bir savunucusu olarak kaldı.他一直是开普勒模型的坚定支持者。
Kızları Aasta Hansteen bilinen bir kadın hakları savunucusu olmuştu.為了成為能夠守護家園的女性,長年鍛鍊女子之力。
Daha sert ve daha az liberal politikaların savunucusudur.保守主义和自由主义势力较弱。
Dönemin hayvan hakları savunucuları halkı Sovyet büyükelçiliklerinde protesto yapmaya davet etti.當時動物權利保護團體呼籲公眾到各個蘇聯大使館進行抗議;有一些人則在美國紐約的聯合國總部進行示威遊行 。
Nurullah Ankut, hayvan hakları savunucusu olarak da bilinmektedir.她还是一名素食主义者,她并以动物保护活动者而闻名。
Mary Wollstonecraft (27 Nisan 1759 - 10 Eylül 1797), İngiliz yazar, filozof ve kadın hakları savunucusu.女权主义主题 玛丽·沃斯通克拉夫特(Mary Wollstonecraft,1759年4月27日-1797年9月10日)是一位18世纪的英国作家、哲学家和女权主义者。
Bazı savunucuları Kola Yarımadası, Finnmark, Torne Vadisi, İngriya ve Estonya'yı da dahil etmekteydi.一些提倡者也把英格里亞、爱沙尼亚、北芬马克和托尔讷河谷包括进来。
Savunucu Tapınak Şövalyeleri'in hepsi öldürüldü.韩丽妃的婢女们都被杀害。
Frege, mantıkçılığın, matematiğin mantığa indirgenebileceği düşüncesinin önde gelen ilk savunucusudur.프레게는 수학이 논리학으로 귀결될 수 있다는 논리주의의 초기 주창자 중에 하나였다.
Oliphant nükleer silah araştırmalarının savunucusu olmuştur.닉슨 행정부는 핵공격을 검토했다.
Sorusuna rağmen eleştirmenler MNT savunucularının bunun önüne geçemeyeceğini iddia etmektedirler.다만, 피고에게 소장의 부본을 송달하지 아니한 경우에는 그러하지 아니하다.
Baskıcı rejimin en şiddetli savunucusu ve uygulayıcısı olarak devleti tek başına yönetti.교정도감의 최고 책임자인 교정별감은 무신 정권의 최고 집권자가 겸임하면서 국정을 독단하였다.
1982, Çelikhan, Adıyaman) Siyasetçi, Sosyolog ve İnsan Hakları Savunucusu.이우정(李愚貞, 1923 ~ 2002)은 대한민국의 페미니스트, 인권운동가이며 정치인이다.
Conan Doyle adaletin yılmaz bir savunucusuydu, iki davayı şahsen inceledi ve araştırdı.קונאן דויל היה רודף צדק, וחקר בעצמו שני מקרים.
Son olarak, onun biricik dostu ve savunucusu dul prenses seçmen Sophia 1714 yılında öldü.בסופו של דבר, חברתו ומגנתו האלקטורית האלמנה סופיה, נפטרה ב-1714.
Fuller, kadınların haklarının ve özellikle, kadınların eğitim ve istihdama katılma hakkının savunucusuydu.פולר הייתה פעילה למען זכויות האישה, במיוחד למען זכותן של נשים לרכוש השכלה ותעסוקה.
Nurullah Ankut, hayvan hakları savunucusu olarak da bilinmektedir.רכטר היא טבעונית הידועה גם בזכות תרומתה למאבק למען זכויות בעלי חיים.
Nükleer enerji savunucuları arasındadır.כן היה ממתנגדי החימוש הגרעיני.
Nükleer enerji savunucuları arasındadır.Противник е на ядрената енергетика.
1971'de insan hakları savunucularından Yelena G. Bonner ile evlendi.През 1972 г. се жени за правозащитничката Елена Бонер.
Türkiye'nin ilk kadın avukatı ve kadın hakları savunucularındandır.Тя е един от най-добрите адвокати в Бахрейн и е защитник на правата на жените.
Greenwald anayasal ve sivil haklar savunucusu olarak çalıştı.Консултира Лафайет при написването на Декларацията за правата на човека и гражданина.
2007'de, barış ve insan hakları savunucusu olmak için Somali'ye geri döndü.През 2005 година влиза отново в парламента като член на Движението за права и свободи.
Uluslararası hakemlik kurumunun savunucularındandır.Член на Международния съюз на адвокатите.
Nurullah Ankut, hayvan hakları savunucusu olarak da bilinmektedir.Ривър Финикс е известен и като активист за защита на животните.
Realist ve Natüralist ekolün savunuculuğunu yapmıştır.Zasniva se na realističkom i naturalističkom promatranju prirode.
Almanya, Avrupa ekonomik ve siyasi bütünleşme hareketinin sıkı bir savunucusudur.Rim je važan grad u pogledu europske političke i gospodarske integracije.
Grandin, hayvan refahı ve otizm savunuculuk hareketleri ile felsefi bir lider olarak kabul edilir.Grandin je filozofski vođa pokreta za dobrobit životinja i prava autističnih osoba.
Tolstoy, pasifizmin bir başka ateşli savunucusuydu.Uloga retabla bila je podupirač koji je nosio relikvije.
Evrensel, ücretsiz ve eşit eğitim sisteminin savunucusu.Bol propagátorom všeobecného svetského bezplatného vzdelávania, nediskriminovaného pohlavím.
Fakat Avusturya savunuculari bu kuşatmaya direndi.Rakúski evanjelici sa usadili v Prievoze.
Conan Doyle adaletin yılmaz bir savunucusuydu, iki davayı şahsen inceledi ve araştırdı.Caesar bol jedným z dvoch sudcov, ktorí prípad vyšetrovali.
Sporda cinsiyet ayrımı yapılmamasının savunucularındandır.V rodine Samprasovcov nepatrilo športovanie medzi priority.
Uluslararası tahkim savunucusu olduğundan 1909'da Nobel Barış Ödülünü kazanmıştır.Zaradi vloge pri izboljšanju mednarodnih odnosov je leta 1909 prejel Nobelovo nagrado za mir.
Ayrıca bu devrimler demokratik rejime yönelmiş ve onun savunucusu olmuştur.Hkrati jim je ponudil svojo zaščito in postal njihov kralj.
Fakat Avusturya savunuculari bu kuşatmaya direndi.Avstrijsko konjenico so obkolili.
Son olarak, onun biricik dostu ve savunucusu dul prenses seçmen Sophia 1714 yılında öldü.Zadnje kanonese (in pristojna opatinja), Sofija Elizabeta, je zapustila opatijo leta 1614.
Avrupa Federalizmi'nin savunucuları arasında yer almıştır.Jis stipriai palaikė Europos federalizmo idėjas.
Clark ateşli bir hayvan hakları savunucusuydu.Portman yra aktyvi gyvūnų teisių gynėja.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod